Katliama ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 3. duruşması başladı.. 2-5 Mayıs tarihleri arasında sürecek duruşmada, katliamda ihmali olduğu düşünülen kamu görevlileri hakkındaki mülkiye müfettişi raporunun gelmesi bekleniyor.
Duruşmada 10 Ekim katliamı davasında son yakalanan Metin Akaltın’ın eşi Hatice Akaltın’ın ifadesi alınırken, Metin Akaltın eşine ‘cevap vermek zorunda değilsin’ diyerek müdahale etti. Bunun üzerine Hatice Akaltın mağdur avukatlarının sorduğu bütün sorulara ‘cevap vermek istemiyorum’ dedi.
Hatice Akaltın’ın avukatı ise müvekkilinin sorulara cevap vermesini istedi. Hatice’nin masum olduğunu düşündüğü için savunmasını aldığını söyleyen avukat, bunun için Antep’ten geldiğine dikkat çekerek, “Sorulara cevap vermeyecekse müdafilikten çekileceğim” dedi. Hatice Akaltın avukatının bu sözlerine rağmen sorulara cevap vermeyeceğini belirtti.
Hatice Akaltın’ın avukatı “Diğer sanıkların bulunması nedeniyle sorulara cevap veremiyor. Diğer sanıklar dışarı çıkarılsın” talebinde bulundu. Mahkemenin onay vermesi üzerine diğer sanıklar salondan çıkarıldıktan sonra sorguya devam edildi.
Akaltın’ın avukatı Oğuz Akman, Hatice Akaltın’ın çocuklarının hayati tehlikesi sebebiyle kaygılandığı için sorulara cevap verememiş olabileceğini belirterek, “ Çocuklar için koruma önlemleri alınmasını istiyorum” dedi. Avukat Akman, “Olayın çözülmesi için Hatice’den rica ediyorum, bildklerini anlatsın” dedi.
Duruşmaya aranın ardından devam edildi. Önceki duruşmalarda konuşamayan 10 Ekim ailelerinin ve davada müşteki olan kişilerin beyanlarına geçildi.
Müşteki Sultan Kıvrak, davaya katılmak istediğini belirterek “Kimden şikayetçiyim bilmiyorum artık. Benim eşimin ne suçu vardı. 40 tane misket eşimin üzerinden çıktı. (Hatice Akaltın’ı kast ederek) Hanımefendi çocuklarımı kimseye emanet edemem diyor ama benim çocuklarım her gün gözyaşı döküyor. Benim evimi paramparça ettiler” dedi. Engin Kuyubaşı ise ikinci patlamada yaralandığını belirtti. Seyyar satıcı olan Kuyubaşı, “Herkesten önce alandaydım. Hiçbir güvenlik önlemi yoktu. İki kişi sırt çantalı vardı. Canlı bomba olduğunu öğrendik onların. Patlamadan sonra bir saat yerde yattım. Doktorlar bana yardım etti. Çevremdeki hastanelere rağmen ulaşamadım hastanelere. Burada bulunan sanıklar ve azmettirenler dahil kimin suçu varsa şikayetçiyim. İki çocuğum var, belki onları bir daha göremeyecektim. Çocuğumu kucağıma dahi alamıyorum” diye konuştu.
İzmir’de öğretmen olan Eğitim Sen üyesi Özdemir Altun, Ankara’ya daha önce de başka eylemler için geldiğini söyleyerek, “Biz önceden geldiğimizde Ankara’da bizi ararlardı. Bu sefer arama olmadı, polis yoktu. Garda 1-2 trafik polisi vardı sadece. Patlamalar oldu. Çevremdeki ölü ve yaralılara gaz sıkıldı. Benim için önemli olan devletimin beni korumasıydı. Burada polisler yeterince önlem almamış. Mülkiye müfettişi raporlarında geçen emniyet görevlilerinden şikayetçiyim. İnsan ölümlerine sebep vermek görev kapsamı içerisinde değildi” dedi. Katliamda eşini yitiren Gülderen Ertaş ise davaya müdahillik talebinde bulunurken, “10 Ekim patlaması devletin göz yumması ile oldu. O kadar insanın öldüğü yerde bir tane polise bir şey olmaması her şeyi ortaya koyuyor. Ölümlerin üstü hep kapatılmıştır. Hrant Dink davası cemaatle iktidar birbirine düştü diye çözülebilir. Umut var içimde. Avukatlar çok iyi çalışıyor. Mahkemenin düzgün yargılama yaptığını düşünüyorum. Gerçek suçluları ortaya çıkarmaya tüm bunlar yetmeyecek. Sadece taşeronlar ceza alacak” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Katliamda hayatını kaybeden Avukat Uygar Coşgun’un annesi Nuray Coşgun şunları söyledi: “Oğlum sesiyle gülen bir insandı. Olaydan sonra duyduklarım bunu doğruladı. İnsanın kendinden bir parçanın yok olduğunu kabul etmesi o kadar zor ki. Benim evladım çevresindekilere yardım etmekten başka ne yaptı. Hep insancıldı. Şuradakiler benim çocuğumu tanısalardı… İnsanlıktan nasibini almamışlara laf anlatmak çok zor. Avukatlık yaparken oğlumu izlemeyi çok istedim. Buradaki avukatların hepsi benim birer evladım. Onlarla gurur duyuyorum. Benim oğlum barış için geldi. Hatice evlatlarından söz ediyor. O evlatlarını görebilecek. O düşünsün bakalım 32 yaşına kadar onu yetiştirip görmemenin ne demek olduğunu biliyor mu? Biz bu acıdan hiçbir zaman yoksul olmayacağız bunu sadece buradaki acılı aileler bilebilir. Hiçbir annenin evladının ölmesini istemiyiz. Biz çocuklarımızı sevgi dolu yetiştirdik. Onlar bizim çocuklarımızın gelecek hayalini çaldı, torunumun hayalini çaldılar. Hepsinden davacıyım. Evlatları yanında olanlar o günlerin kıymetini çok iyi bilmeli. Biz bundan sonra mutlu olmak istesek de olamıyoruz. Burada hakim ben adalet adalet adalet diyorum.”
Katliamda yitirilen Ata Önder Atabay’ın ablası Pınar Özgür Acun kardeşinin Antep’te beden eğitimi öğretmeni olduğunu, çocuklara çok emek verdiğini söyledi. Abla Atabay kardeşinin kurduğu spor takımının Antep’te şampiyonluk yaşadığını söyledi. Abla Acun, Antep’te bu katliamı gerçekleştiren sanıkların soy ismiyle aynı soy ismini taşıyan çocuklara eğitim veren kardeşinin katledildiğini duygulanarak anlattı.
Duruşma öncesinde adliye önünde yapılan basın açıklamasında kamu görevlilerinin sorumluluğuna dikkat çekildi.
Duruşma öncesi adliye önünde buluşan aileler katliamda hayatını kaybedenler için “10 Ekim’i unutma unutturma” slogan attı. Bir anne pankarta oğlunun fotoğrafını görünce feryat etti. Burada basın açıklaması yapan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, 1 Mayıs’ta, hayatını kaybedenlerin fotoğraflarıyla alanlarda olduklarını söyleyerek, “Bugünden sonra alanlarda olup barış şiarını duyuracağız, sizler de biliyorsunuz ki sizler olmadan adalet gelmeyecek” dedi. 10 Ekim aileleri avukatlarından Tugay Bek, 10 Ekim davasında da Hrant Dink davası gibi siyasi bir dava olduğunu, bu davada kamu görevlilerinin ve siyasi sorumların ortaya çıkarılması için çabalayacaklarını belirtti. Bek, “Bir grup katil önümüze konuldu ancak bununla yetinmeyeceğiz. Bu cinayetler siyasi IŞİD ve AKP arasındaki ilişkileri ortaya koyuyor. Sadece geçen celseden bu yana ortaya konulan haberler bile bunu ortaya koyuyor” diye dikkat çekti.

Almanya Hamburg’dan davayı izlemek için gelen Holger Griebner “Sizin verdiğiniz barış mücadelesinden gurur duyuyoruz, biz kendi ülkemize de soruyoruz ‘siz halen neden IŞİD’ e silah yolluyorsunuz’ diye. Biz 10 Ekim davasını yanındayız” dedi.
Açıklamanın ardından duruşmaya, sanık ve müştekilerinin kimlik tespitiyle başladı. Duruşmaya EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve CHP Milletvekilleri Şenal Sarıhan ve Veli Ağbaba da katıldı.
Katliama ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın şubat ayında görülen ikinci duruşması sırasında kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin müştekilerin taleplerini dikkate alan mahkeme heyeti, duruşmada dile getirilen ve heyete sunulan konuların araştırılması için Memur Suçları Araştırma Bürosuna suç duyurusunda bulunulması kararı almıştı. Karar doğrultusunda hazırlanan müzekkere 21 Nisan günü Başsavcılığa iletildi.
Müzekkerede, birden çok canlı bombayla miting benzeri kalabalık alanlarda eylem yapılabileceği uyarısına rağmen miting öncesine ilişkin önlem alınmaması, canlı bomba saldırısı sonrası alanda bulunan yaralılara gaz sıkılması, ambulansların meydana sokulmaması konularında kamu görevlilerinin sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması talep edildi. Müzekkerede geçen duruşmada söz alan müştekilerin ifadelerinin yanı sıra, avukatların mahkemeye sunduğu dilekçeler de yer aldı.
Katliamın öncesi ve sonrasında istihbarat, emniyet ve sağlık görevlilerinin görevlerini yerine getirmedikleri yönündeki şikayetlere valilik soruşturma izni vermemişti. Polislere ilişkin mülkiye müfettişlerinin hazırladığı ön inceleme raporunda istihbarat yazılarına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı şüphesi nedeniyle emniyet yetkilileri hakkında soruşturma yapılması görüşü belirtilmiş olmasına rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçlarını Araştırma Bürosu, valiliğin kararına itiraz etmemişti.
Davadaki sanıkların 18’i tutuklu 17’si firari. Tutuklu sanıkların isimler şöyle: “İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Hakan Şahin, Yakup Şahin Yakup Karaoğlu, Metin Akaltın, Erman Ekici, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz Abdülmüttalip Demir, Talha Güneş ve Abdulhamid Boz, Suphi Alpfidan, Hatice Akaltın, Esin Durgun.” Davada firari sanıklar Sanıklar Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya hakkında kırmızı bültenle arama talep edilmişti.
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla 10 Ekim 2015’te Ankara’da gerçekleştirilecek Emek Barış Demokrasi Mitingi’nin toplanma noktası olan tren garı önünde IŞİD’li iki canlı bombanın gerçekleştirdiği saldırıda 101 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. (Ankara/EVRENSEL)







