• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    15 ŞUBAT VE KÜRTLER

    15 Şubat 1925 ile 15 Şubat 1999 tarihleri Kürtler için büyük bir anlam teşkil eder. 1925′in 15 Şubatı’nda başlayan Şeyh Sait İsyanı’nın uluslararası güçlerin de aktif rol aldığı bir komployla durdurulmasının devamında 1999′un 15 Şubatı’nda Sayın Abdullah Öcalan’ın yine uluslararası güçler tarafından Türkiye’ye getirilimesinin Kürt halkına yönelik komplonun, ihanetin ve soykırımın tarihi olduğunu 7′den 70′e tüm Kürtler iyi bilir. 15 Şubat 1925 Seyh Said ayaklanmasıyla ilintili bir anımı anlatmak istiyorum. Ben Diyarbakır’ın Lice ilçesi ile Bingöl’ün Genç ilçesi arasında yerleşik Botyan aşiretinin lideri olan Faro ve Em Keçel’in torunuyum. Büyük dedem Em Keçel oğlu Telhé Em Keçel ile yanına onlarca aşiret mensubunu da katarak Em Faro komutasında Şeyh Said saflarında yer almışlardır. Tabii bundan önceki her isyanda olduğu gibi bu da dedem Telhé Em Keçel’in idamı ve onlarca aşiret mensubunun ölümü ile sonuçlandı. Biz memleketteyken kamyonculuk yapardık. Kamyonlarımızın üzerinde her ne hikmetse Öz Botyanlı yazılıydı, sanki sahte Botyanlı varmış gibi. 1981 yılında ekin mevsiminde Diyarbakır merkeze bağlı İshaka köyünden buğday yüklemeye gitmiştim. Kapıları açtım, emekçiler buğday yüklerken ben de duvarın dibinde, yer yatağında oturan ihtiyar amcaya selam verdim ve oturdum. Selamımı alan ihtiyar amca sordu, “nerelisin, kimlerdensin?” diye. Ben de Botyanlı olduğumu ve yukarıda saydığım insanların torunu olduğumu söyler söylemez, hemen kalktı, elini uzattı. Ben kültürümüzün gereği elini öpmek için eğildim, o ani bir hamle ile benim elimi öptü. Şaşırdığım gibi çok da utandım, neden böyle yaptığına bir anlam veremedim. Oturduğumda hemen sorma gereğini duydum. “Qalo, niye beni utandırdın, niye ezdin? Çok mahçup ettin” dedim. O da cevaben,” Adım Haci Mustafa, ben bu köyün sahibiyim, senin dedelerin halkı için ölürken ben halkıma ihanet ettim” dedi. “Nasıl?” dediğimde, Şeyh Said ve askerleri Diyarbakır’a girmek için mücadele verirken, ben Miralay Harun olması lazım, şimdi unuttum, köyüme geldi ve bize adam başı 25 Mecidiye para verdi. Bize ‘Şeyh Said askerleriymiş gibi şehir merkezine gireceksiniz, gördüğünüz her şey sizin, yiyin, için, alın dedi ve biz bunu harfiyen yaptık, yedik, içtik, yağma talan ettik. Bunu yaparken de Şeyh Said’in askerleri gibi giyinmiştik. Onun askerleri gibi davrandık, milletin malını, ben ve beni gibilerin malını talan ettik, namuslarına el attık” diye anlattı. (Tabii bu itirafta bulunurken tüm köy halkını topladı. ) Sonra da “Senin aşiretinden 57 kişi Saraykapı’daki aslanlı çeşmede kurşuna dizildi, 44 Tanesi Devegeçiti mevkiinde öldürüldü, deden Telhé Em Keçel iğne ile idam edildi, mezarı Urfakapı’da, köyünüz de devlet tarafından 3 defa yakıldı” diye devam etti. Tabii, ben çok kabardım, şiştim, karşımdaki insana düşman gibi baktım, bakışlarımla onu adeta ezdim. Biraz narsizme kaçacak ama kendimi çok üstün gördüm, ayrıcaklı gördüm. Yani demem o ki Kürtler kimsenin oyununa gelmesin, herhangi bir paraya pula halkını satmasın. Yarın çocuklarının, torunlarının yüzlerine bakmaya yüzleri olsun. Sonradan H. Mustafa gibi pişmanlık duymasın. 1999 komplosu 1925 komplosu gibi sonuçlanmasın. Halkımız Sayın Abdullah Öcalan’ın arkasında yek vücut olarak dursun, alanlarda demokratik hakkını kullansın.3,500,000 kişinin “siyasi irademdir” diye imza verdiği Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için, Kürt halkının geleceği için mücadelesini versin. Sayın Öcalan barış için tek şanstır, bunu kimse unutmasın, bazı tırşıkçılara kimse kanmasın. Bugün var olma zamanıdır ve halk, devlet ile Sayın Öcalan arasındaki müzakerelerde önderine desteğini hissetirmelidir. BDP Meclis’te ve DTK ise sivil toplum platformunda müzakerelere ilişkin olarak kamuoyunu bilgilendirmeli, halkın tepki ve taleplerini müzakere sürecine taşımalıdır. Tüm Kürdistan halkı Sayın Öcalan etrafında bir çember oluşturup Önderliğine ve mücadelesine sahip çıkmalıdır. Komplonun 15. Yılında Sayın Öcalan’a özgürlük şiyarı ile dünyayı inletmeliyiz. Ve bütün bu süreçte “bexta Rumé tune” atasözünü de unutmamalıyız.

     

    Not: 15 Şubat 1925 Şeyh Sait provokasyonu yine 15 Şubat komplosuyla Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildi, Şeyh Sait 29 Haziran’da idam edilmişti. Bilindiği gibi Abdullah Öcalan’ında idam kararı da 29 Haziran.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları