• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    2017’ye acıyla girdik…

     

    İnsanlar yeni bir başlangıç yapmak istemişlerdi belki de. Saldırılar, katliamlar, gencecik insanların ölümü, savaş ve ekonomik sıkıntıların yoğun olduğu bir yılın ardından hiçbir şeyin takvim yaprağındaki bir değişimle düzelmeyeceğini bilseler de yine de umutlanmaya ihtiyaçları vardı.

    Umut insanın zamanla kurduğu en sağlam ilişki biçimlerinden biridir. Zamanın akışı içinde bir an durup umutlu kararlar almak…  Böylece zaman içinde bir şeyleri değiştirebileceğini telkin etmek kendine…

    “Zaman her şeyin ilacıdır” sözü zamanı algılamanın bir yolu değil de nedir? En dertli zamanlarda kendimize ve dostlarımıza bu sözü söyleriz.

    İnsan zamanı bir de rakamlarla adlandırır. Böylece kesintisiz bir akışın içine aslında olmayan duraklar koyar. Yılbaşı geceleri de bunlardan biridir. Yani insan rakamlarla kendine umut telkin ederek zamanı algılar, hisseder.

    Bu yüzden de yılbaşlarını bir dini kutlama olarak tanımlamak doğru değildir. Kökü tarihin derinliklerinde bir gelenektir olsa olsa…

    1 Ocak 2017, sabaha karşı İstanbul’da bir gece kulübünde gerçekleşen katliamın hedefinde bir kez daha zor tutturulan toplumsal barış vardı aslında.

    Türkiye’nin en önemli fay hatlarından biri olan laik-anti laik ayrımını harekete geçirmek için düzenlenmiş bir saldırıydı bu.

    Nitekim saldırının hemen ardından, bütün o dehşetin içinde ortalığa bir kez daha ideolojik kimlikler döküldü ve insanlar ifade olanaklarının olduğu her yerde birbirleriyle kimlikleri üzerinden kavgaya tutuştu.

    Bu köşede daha önce de söylemiştim. İnsanların yaşam alanları şiddetten arındırılmalıdır. Çatışmaların insanların  yaşam alanlarına taşınması şimdiye kadar başlamamış olmasından ötürü geleceği ilişkin  umutlandığımız siviller arası kavganın fitilini ateşlemek içindir.

    Elbette her ölüm, her katliam bir toplum için utanç vericidir ama katliamların insanların, yurttaşların yaşam alanlarına taşınması doğrudan toplumsal barışın imhasına ve iç savaş çıkarmaya yöneliktir.

    Bir saldırı elbette tek başına savaş çıkaramaz. Bir katliam sebebiyle insanlar hemen birbirini boğazlamaz.

    Ancak kutuplaştırıcı siyaset, insanların birbirlerini kimlikleri üzerinden düşman addetmesine yol açacak siyasi söylemler, bu gibi sivillerin yaşam alanlarındaki saldırıların -utanarak söylüyorum ki- destek bulmasına sebep oluyor. Bu katliamların yol açması, provoke edilmek istenen savaşın fitilini döşüyor.

    2017’nin ilk saatlerinde hayatını kaybeden insanlar için üzgünüm.

    Ancak bundan sonra yapmamız gereken, kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı dilden uzaklaşıp barış dilini kullanmaktır.

    Bunu yaptığımız ve toplumsal barışı siyasi ve sosyolojik müdahalelerle yeniden tesis ettiğimizde bu katliamcılar kendiliklerinden yaşam alanlarımızı terk edecektir.

    2017’den beklentimiz, toplumsal barış ve huzurdur.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları