• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Dilin Anarşistleri” Kürtçe Deyimler Sözlüğü
    “Dilin Anarşistleri” Kürtçe Deyimler Sözlüğü
    12 Şubat 2016 13:40
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    “Dilin Anarşistleri” Kürtçe Deyimler Sözlüğü

    Lis Yayınevi, 12 yıldır Diyarbakır’da ağırlıklı olarak Kürtçe yayıncılık yapan istikrarlı bir

    yayınevi. Anılan zaman dilim içinde 300 dolayında kitap basıp yayınladılar. Dünya

    yazarlarının kendi dillerinden Kürtçeye kazandırdıkları kitapların yanında, Kürt yazarlarının

    ilk kez yayınlanan kitaplarının da yayıncısı olan bir yayınevi, Lis. Lis yayınevi, her yıl 21

    Şubat haftası boyunca kutlanan “Uluslararası Dünya Anadil Günü” nedeniyle bu yıl için özel

    olarak dil üzerinden çok önemli bir çalışmayı yayınları arasına kattı.

    Daha önce de Lis yazarlarından biri olarak okurun yakından bildiği edebiyatçı, çevirmen

    Dîlawer Zeraq’ın 20 yıllık çabasının ürünü olan ve 18 bin deyimden oluşan “Ferhenga

    Biwêjan a mezin” – Büyük Deyimler Sözlüğü üç cilt halinde ve 2000 sayfalık devasa bir

    külliyat orijinal kutusu içinde numaralı ve sınırlı sayılı olarak okuru / ilgilisi ile buluşturuldu.

    İstedim ki; Kürtçenin okurları ile ve tabi Türkçenin de dil ve deyimler üzerinden okurları ile

    karşılaştırmalar da yaparak bu önemli çalışmadan haberdar olsunlar.

    Lal Laleş: 1975 yılında Mardin Kızıltepe’de doğdu. İlköğretim ve liseyi Kızıltepe’de

    tamamladı. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. 1993-2006 yılları

    arasında ‘’Tiyatro Anadolu’’, ‘’İmgesel Düşler Tiyatrosu’’ ve Teatre Orient’ta dramaturg,

    rejisör ve genel sanat yönetmenliği yaptı. Berbejna Rê, (2003, 2015) Deqên Qesas, (2009)

    Matmayînên Ronyayê (2011) şiir kitapları yayınlandı. Kürtçeye Küçük İskender, Ahmet Telli,

    A.Hicri İzgören, Murathan Mungan Sema Kaygusuz, Cuma Boynukara ve Yavuz Ekinci gibi

    yazarları kazandırdı. Lîs Yayınevi’nde yayın yönetmeni olarak çalışmalarını sürdürüyor.

    Dîlawer Zeraq: 1965 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğdu. İlköğrenim ve liseyi

    Diyarbakır-Silvan’da tamamladıktan sonra, 1985 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi

    Matematik bölümünü bitirdi. 1996 yılından beri Kürtçe öykü, roman, Kürt dili alanında

    derleme ve etimolojik araştırmalar yapmakta ve edebiyat eleştirisi alanında makaleler yazıyor.

    2004’te bir grup yazar arkadaşı ile Kovara W kültür, sanat ve edebiyat içerikli 2 ayda bir

    yayımlanan derginin 2 yıl süreyle editörlüğünü ve redaktörlüğünü yaptı. Kürtçe çıkan günlük

    AzadiyaWelat gazetesinde kültür ve edebiyat içerikli yazılar yazdı. Kakil, Bişirîna Şermînî,

    Şevên Winda Wêneyên Meçhûl, Çilkên Pênûsê, Mirina Bêsî, Nexşên Li Giyan, Rajena Kurdî,

    Ferhenga Têrmên Matematîkê (Mem Wenda ile) öykü, roman, çeviri ve derleme çalışmaları

    yayınlandı. Ferhenga Biwêjan adıyla Lis Yayıncılıkta yayınlanan üç ciltlik Deyimler Sözlüğü

    Kürtçeden Kürtçeye, Türkçe-Kürtçe ve Kürtçe-Türkçe çalışması Dîlawer Zeraq’ın son

    çalışmasıdır.

    4deb1148-9ca4-44f8-9542-2f39a9005e4d

    Şeyhmus Diken: Lis Yayınevi 12. Yılına girdi. Bu süre zarfında 300 dolayında kitap

    yayınlandı. Kitaplarınız ağırlıklı olarak Kürtçe, ama Türkçe kitaplarda basıyorsunuz. Sizinle

    son yayınladığınız üç ciltlik çalışmanız üzerine konuşmak istiyorum. Kürtçe-Kürtçe Büyük

    Deyimler Sözlüğü, Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe Deyimler Sözlüğü, ya da 2000 sayfayı

    aşan 18 bin Kürtçe (Kurmancî) deyimi içinde barındıran Ferhenga Biwêjan a mezin…

    Anladığım kadarıyla bu alanda ciddi bir boşluk vardı. Siz bu boşluğu doldurmak amacıyla

    böylesine kapsamlı bir çalışmaya girdiniz. Bu çalışma yayıneviniz açısından hangi ihtiyaçtan

    doğdu. Okur cephesinden böyle bir talep mi vardı? Lis yayınevinin genel yayın yönetmeni

    olarak sizinle başlayalım Lal Laleş…

    Lal Laleş: Dille ilgili olarak Kürtçenin gelişimi açısından sözcük ve sözlük çalışmaları

    çok önemli bir yer almakta. Dilawer Zeraq yıllar önce de Deyimler Sözlüğünü

    hazırlamıştı. Tabi zaman içinde o sözlüğün baskısı tükenince başka kitapları nedeniyle

    de yazarımız olan Dilawer Zeraq’ın “deyimler sözlüğü”nü ne zaman yeniden

    basacağımızı okurlar soruyordu. Ve o sözlüğün daha da geliştirilip basılma durumunun

    olup olmayacağını da soruyorlardı. Biz de tabi yazarımızdan Ferhenga Biwêjan ile ilgili

    nasıl bir çalışma içinde olduğunu sorduk. Dilawer Zeraq, bilgisini paylaştı bizimle.

    Kürtçeden Kürtçeye Ferhenga Biwêjan, Büyük Deyimler Sözlüğü. Ve Ferhenga

    Biwêjan, Deyimler Sözlüğü Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe olarak epeydir üç ciltlik

    bir hazırlığının olduğunu ve bunu okurla paylaşmak istediğini dile getirince biz de

    yayıncısı olmaktan mutluluk duyacağımızı belirttik.

    Belirtmeliyiz ki uzun yıllara dayalı bir emek çalışmasının ürünüdür bu çaba. Yayınevi

    olarak Kürtçe ile ilgili çalışma yürüten akademisyen, öğretmen, öğrenci, okur ve çeviri

    ile ilgilenen birçok kesime büyük katkı sunacağını düşünüyoruz. Ayrıca bu yayınımızın

    Dünya Uluslararası Anadil Günü haftasına denk gelmesinin de özellikle seçildiğini

    vurgulamak isteriz.

    Şeyhmus Diken: Üç ciltlik bu çalışmanın, Kürtçenin kelimenin tam anlamıyla bakir olan

    alanına baktığımızda çok önemli bir “iş” olduğunu vurgulamalıyım. Kürtçeyi kendine mesele,

    dert edinenlere ve önündeki bu meselesini aşmaya çalışanlara önemli bir üçlü kaynak sizin

    yayınınız. Bu beraberinde çok zorunlu olarak kapsamlı bir kelime sözlüğünü de ihtiyaç olarak

    dayatıyor. Yakın dönemdeki ajandanızda böyle bir kapsamlı sözlük çalışmanızda olacak mı?

    Lal Laleş: Tabi sizin sözünü ettiğiniz anlamda çok büyük ve standartlaşmış, Kürtçenin

    bütün temel sözcüklerini veren, herkesin, her kesimin faydalanabileceği bir sözlük

    çalışmasını yapmamız çok zor. Belki Dilawer de bahsedecek, Kürtçenin

    standardizasyonu konusunda farklı çevrelerin farklı fikirleri var. Hepimizin yüzde yüz

    mutabık kaldığımız bir durum şu anda maalesef yok. Tabi biz zaman zaman kendimizi

    ve okurlarımızı yokladığımızda bunun bir ihtiyaç olduğunun farkındayız. Esasen

    yayınevi olarak da küçük çaplı çalışmalar hep yaptık, yapacağız da! Ama yayın

    programımızda Kürtçe dile dair yayınlarımız hep ayrıcalıklı bir bölüm olarak yer

    alacak. Bunu vurgulamalıyım.

    Şeyhmus Diken: Deyimler Sözlüğünün yazarı Dilawer Zeraq’a dönelim: Kürtçenin okurları

    Dilawer Zeraq’ı birkaç şemsiyesi olan bir entelektüel olarak tanıyor. Bu şemsiyelerin altında

    edebiyatçı-yazar Dilawer var. Bu durumu destekleyen çevirmen Dilawer Zeraq var. Ve tabi

    bunları kucaklayan, belki de bunların üst şemsiyesi olan Kürtçeyle ilgili meramı olan bir

    Dîlawer Zearq var. Bu konuda titiz bir kuyum ustası gibi çalıştığını biliyoruz. Ferhenga

    Biwêjan aslında çok “delice cesaret” isteyen bir çalışma. Nasıl doğdu, nasıl başladı. Bu

    çalışma bir roman, öykü gibi edebiyat eseri yazmaya hiç benzemiyor. Okurlara birazcık bu

    çalışmanın hazırlık evresi ve bugünlere gelişi ile ilgili konuşur musunuz?

    Dilawer Zeraq: Yaklaşık 20 yıl önceydi, 95 yılları filan olmalı. 1992’den sonra bazı yasal

    kısmi serbestlikler söz konusuydu. Kürtçe gramer kitapları yayınlanmaya başlanmıştı.

    Rewşen, Azadiya Welat ve Nûbihar gibi yayınlar basılıyordu. Bu durum bende şöyle bir

    ruh hali yarattı. Kürtçenin seksen yıllık yasaklılık halinde, Kürtçe yazılı halini kimi

    yasal nedenlerle bir yana bırakmıştı. Bu durum dile karşı yaklaşımdan doğan farklı bir

    ruh hali yarattı bende. Konuştuğum dilin, gündelik yaşam içerisinde kaldığı doğup

    büyüdüğüm Farqîn’de (Silvan’da) bu çalışmaları yaptığım zaman gördüğüm en büyük

    eksiklik aslında dildeki eksiklik değildi. Bendeki eksiklikti.

    İki dilli büyümüş biriyim. Benim, diğer kimi yazar arkadaşlarım gibi ilkokula

    başladığım gün ilk kez Türkçeyle tanıştım gibi bir sorunum olmadı. Okula başladığımda

    iki dili de zaten biliyordum. Ama bu iki dil uzlaşmamıştı bende. Türkçe ile Kürtçenin ne

    kadar birbirleriyle uzlaşmaz olduğunu okulda fark ettim. Bu fark ediş daha sonra dili

    sistematik olarak çalışmaya başladığım yıllarda çok net ve acıtıcı bir şekilde ortaya

    çıktı.

    1995-96’larda yoğun okumalardan sonra yazma sürecine girmiştim. Yazma sürecine

    geldiğimde bu dille ilgili bilgi birikim ve davranış biçimlerinin yazıya dökülmesi

    anlamında baktığımda bir bölüm Kürtçeyle ifade edilebiliyordu. Bir bölüm de

    Türkçeyle ifade edilebiliyordu. Yani benim bilincim ikiye bölünmüş bir bilinçti. O ikiye

    bölünmüş bilinç ilk anda benim bir tek dille yazabilmeme engel oluşturuyordu.

    Sonradan bunun bana büyük bir kazanç getirebileceğini anladım. Bunu fark edince

    sadece kendim için iki dili karşılaştırarak kelimeler bazında değil de; daha çok kalıp ve

    deyimler üzerinden okuma süreçlerini geliştirdim. Ve derleme çalışması başlattım.

    Şeyhmus Diken: Şöyle bir soru sormalıyım! Zor olandan başlamak gibi bir durum mu bu! Bu

    durumda olan biri daha çok kelimeler üzerinde uğraşır. “Bilmediğim kelimeleri not edeyim

    onlarla başlayayım” der insan kendine! Bunun yerine kalıplarla, deyimlerle uğramışsın!

    Kelimelerin yerine deyimlerin peşine düşmüşsün bir anlamda…

    Dilawer Zeraq: Zor olduğu konusunda hemfikirim. Ama bir başka yönüyle de benim

    için kolaydı. Çünkü bir tek kelimeyi tek başına var edebilmek çok zordur. Kelime

    aslında diğer bir başka kelime ile var olabiliyor. Tabii ki kendi anlamının dışında. Ama

    deyimler hiçbir kelimeye ve bir başka deyime ihtiyaç duymadan kendi başına var. Zaten

    deyim kendisine ait herşeyi ifade ediyor. Yani kendi kendine yeten bir yapısı var. Bu

    anlamda da doğal olarak benim açımdan kolay tarafından başlamış oluyorum.

    Bir de şu vardı tabi; Silvan’da günlük yaşam içinde yaşamsal anlamda bir takım Kürtçe

    deyimleri zaten biliyordum! Okula gittiğimde de Türkçe deyimleri eğitim alanında

    görüyordum! Ve aslında kalıp anlamında deyimsel ve dilsel birikimim kelimeden çok

    deyim anlamında çok daha fazla ilerdeydim. Deyimlerin kendi kendine yeten bir yapısı

    vardı. Ben deyimleri “Dilin Anarşistleri” olarak tanımlıyorum. Dilin yapı taşlarını, dilin

    kurallarını olumlu anlamda zorlayarak başka formlara katabiliyor deyimler. Bu

    anlamıyla benim için dışarıdan bakıldığında zor olandan başlamak gibi gözükse de

    aslında benim için kolaydan başlamaktı.

    Şeyhmus Diken: O zaman şöyle dersek sanırım yanıltıcı olmaz! Okur açısından meseleye

    baktığımızda Kürtçeyi çok az bilen, ya da yeni öğrenmeye çalışan biri için ilkokul çağında

    Türkçeyi yeni öğrenenler için kısa cümleler verirler ya! Ali topu at, Ayşe okula git gibi! Bu

    şekilde Kürtçe üzerinden bir okuma yaptığımızda Kürtçeye yeni başlayanlar için deyimlerle

    başlamak çok daha kolaylaştırıcı olur demek mi gerekiyor…

    Dilawer Zeraq: Kürtçe öğrenmek isteyen bir Kürt, ya da bir Türk bu dile başlamak

    istiyorsa, ya da bu dili öğrenmek istiyorsa; sadece kelime ezberlemenin ona

    yetmeyeceğini ciddi anlamda fark edecektir. Sadece buradan başlaması gerektiği çok

    fazla iddialı olabilir. Ama şunu söyleyebilirim. Başlangıçta en azından Kürtçe-Türkçe ve

    Türkçe-Kürtçe iki sözlükle başlangıç yapması Kürtçeyi hem daha iyi ve daha doğru

    öğrenebilmesi! Hem de mantık anlamında dillerin matematiği ve mantığı anlamında çok

    önemlidir. Dillerin kendi mantığı ve kalıpları vardır. Başka mantık ve kalıpları kendi

    içlerine katmaz, karıştırmazlar. Kendi içlerinde hem esnektirler, hem de dışarıya karşı

    kalın bir kabuğa sahiptirler.

    İşte tam da bu iki sözlükte deyimler aracılığıyla, Kürtçe ve Türkçe’nin mantıkları da

    karşılaştırılmıştır. Sadece kelime öğreten sözlüklerin yanında bu deyimler sözlüklerinin

    de çalışılması bir insanın bir dili altı ayda öğrenmesi ancak mümkünken, bu sözlükler

    sıkı bir çalışmayla bu süreyi oldukça kısaltabilir. Bu da bu anlamıyla olumlu bir katkı

    olur.

    Şeyhmus Diken: Yazarlık ve edebiyatçılıkla dil üzerinden ilişkilenmenize dönersek; böyle bir

    Deyimler Sözlüğüne 20 yıl süreyle kafa yormak sizin Kürtçe kulvarı üzerinde yürüyen

    edebiyatınıza ne kattı! Roman, öyküler yazdınız, çeviriler yaptınız. Bu ilişkilenme sizin

    edebiyatınızı zenginleştirdi mi? Sizin havsalanızda neler yarattı!

    Dilawer Zeraq: Sadece edebiyat değil tabi! Teorik alanda da kitap ve yazılar yazdım. Bu

    alanda bir üst ve akademik düzeyde dil oluşturmama katkısı oldu bu kalıpların.

    Yazdığım öykü ve romanlar açısından söylersem ilk öykü kitabımda kurduğum

    cümlelerin dilsel yumuşaklığına ve son romanımdaki sözcüklerin yumuşaklığına bakıp

    karşılaştırdığımda; ilk kitabımdaki cümlelerin yumuşaklığının oldukça az olduğunu

    söyleyebilirim. Bu haliyle bugün bile okuduğumda bana bile son derece sert gelebiliyor.

    Bu sertliğin nedeni dilin içindeki deyimlerin kullanım biçimiyle ilişkili de aynı zamanda.

    Deyimlerin, dili anarşistçe, kuralları kendi içinden parçalama eyleminde, oluşan

    parçacıklar deyimler aracılığıyla dili yumuşatıyor. Bu nedenle son kitabıma baktığımda

    dilimi oldukça yumuşak buluyorum. Okur olarak baktığımda içinden çok şeyler

    çıkarılması mümkün ve insanı rahatsız etmeyen cümleler görüyorum. Bu anlamıyla dili

    yeniden yorumlama açısından bana bu çalışmamın müthiş katkısı olduğunu

    söyleyebilirim.

    Çeviriler açısından da durum ortada; zaten iki dili karşılaştırıyorsun. 1920’lerden

    başlayan anlamsız ve son derece kötü, yasaklama, yok sayma süreçlerinden dolayı bu iki

    dil (Kürtçe-Türkçe) birbirlerini anlayamamış. Kürt dili, folkloru ve kültürü “yok

    sayılarak” da yok olmamış aslında! Bunu da çok net olarak gördüm ben. Tam tersine!

    Yok denildikçe Kürtçe kendini daha çok var etmiş. Başka hiçbir şeyi kabul etmeyen

    dilin kendi içindeki mantığını duyacak şekilde büyütmüş ve genişletmiş kendini. Belki de

    bu durum, bu içten içe genişleme bir patlamanın sonucudur.

    Doksan yıldır Kürtçe yok sayıldı, ama yok olmadı. İçten içe genişledi, aslında nitelikli

    hale de geldi. 1925’de böyle sözlükler hazırlanabilseydi! Son derece kalitesiz ve niteliksiz

    olabilirdi. Çünkü bugünkü bilinç ve birikimden o güne baktığımızda o günküler son

    derece sıradan kalabilirdi. Belki Kürtçe, böyle bir yasaklamayı böyle bir nitelik

    sıçraması yaratarak boşa çıkarmıştır. Ve siyasal yasaklama süreçlerine de gereken

    cevabı buradan vermiştir diye düşünüyorum.

    Şeyhmus Diken: Peki bu alanda başka çalışma yapanların size bu çalışmayı yaparken

    kılavuzluğu katkısı söz konusu oldu mu?

    Dilawer Zeraq: Tek cilt olarak Türkçe-Kürtçe Deyimler Sözlüğü, 2002’de İstanbul Kürt

    Enstitüsü tarafından basıldı. O süreçte Lal Laleş ve bir iki yazar arkadaşım kendince

    kimi derlemeleri yapmış ama bir kitap haline getiremeyeceklerini düşünmüşlerdi. O

    birkaç yüz derlemeden oluşan çalışmalarını bana verdiler ve o ilk kitaba katkı sundular.

    Ama ondan sonraki çalışmamda yakın arkadaşlarım Mem Wenda, Lal Laleş gibi

    konuştuğumuz, görüştüğümüz insanlar ve tabi okuduğumuz kitaplar katkıda bulundu.

    Tabi bu bir derleme ve folklor çalışması! Ayrıca, bu eksenden baktığımızda da; “Kürt

    folkloru çok zengindir” cümlesi artık anlamsızlaşıyor. Çünkü kimsenin bu ifadeye artık

    ihtiyacının olmayacağını düşünüyorum. Çünkü o sözü edilen “zenginlik” zaten bu

    sözlüklerde ifadesini bulmuş oluyor.

    Lal Laleş: Tabi burada şu vurgu mutlaka yapılmalı! Bu alanda daha önce küçük

    çalışmaları olan örnekler de var. Fakat bu örneklerde de temel bir sorun var sanki!

    Metodoloji sorunu var. Hazırlama biçiminde sorun var. Mesela Deyimler Sözlüğüyle,

    Atasözleri zaman zaman birbirine karıştırılıyor. Hâla Kürtçede bu alanda tam olarak

    çalışanlar net değiller.

    Şeyhmus Diken: Ama Türkçede de bu alan sorunlu gibi değil mi? Türkçenin dilbilim

    anlamında seksen yıllık geçmişi olmasına rağmen orda da birçok insan atasözleri ile deyimleri

    birbirine karıştırıyor.

    Dilawer Zeraq: O durum bütün dillerde var. Daha akademik düzeyde bile tamamlanmış

    bir netlik yok. Lal Laleş arkadaşım çok bariz olan bir durumdan söz etti. Deyim bile

    değil, kalıp aslında! Şunu da söylemeliyim. Kürtçe-Kürtçe hazırladığımız Büyük

    Deyimler Sözlüğünün metodolojisi şöyle; bir deyimin iki üç kullanım biçimi varsa

    kullanım biçimi için en az bir cümlede anlamdan hareketle nasıl kullanılabilir onu

    gösterebilmek için Kürtçe açıklamalı örneklem cümleleriyle hazırladım. Metodolojisi

    böyle oluştu.

    Şunu da söylemeliyim ki; birçok Kürt yazar kafasındaki Kürtçe deyimi motamot

    Türkçeye çevirip Türkçe yazılar yazıyor. O kadar kötü dil ilişkileri kurulmakta ki; o

    yazılar okunduğunda orta seviyede dil bilincine sahip olanlar açısından bile o yazıların

    hiçbir anlamı kalmıyor. Bu anlamıyla iki dilin birbirini anlaması söylemini

    kullanıyorum. İki dil birbirlerini deyimler, sözcükler, atasözleri üzerinden anlar. Yani

    folklorun temel yapı taşları üzerinden anlar. Sözcükler birebir karşılıklar arar. Ama

    deyimler ve atasözleri anlamsal karşılıklar arar.

    Bu duruma çok bariz bir örnek vermek isterim. “Günah Keçisi” İsrail kültüründen

    gelmedir. Keçi kurban etme olarak Türkçeye geçmiş. Günah Keçisi deyiminin bir tek

    karşılığı yoktur Kürtçede. İki deyimi örnek verebilirim. Kalem’in karşılığı Kürtçede

    Pênûs’dur diyecek şekilde bir karşılık yok. Örneğin “Keleha Gunehan”, “Xezala

    Kulman”. İki şekilde ayrılıyor. Keleha Gunehan dediğimizde ona sürekli günah

    yüklenen, her şeyin suçu onda vücut bulan kişi için kullanılıyor. Oysa Xezala Kulman

    dediğimiz zaman o günahın bir de cezası ödetilen söz konusu oluyor.

    Yani birincisinde cezasını yüklemekle kalıyorsun! Ama diğerinde suçlamakla birlikte

    cezasını da ödetiyorsun. İşte bu tam da dilin genişleme serüvenidir. İnsanı hayretler

    içinde bırakan müthiş bir şeydir bu! Oysa Türkçede sadece “Günah Keçisi” deyip iki

    anlamda da kullanıyorsun. Oysa Kürtçede bunu ayrıştırmak zorundasın. İşte tam da bu

    çalışmayı yaparken beni hayretler içinde bırakan motor güç bu gelişme trendiydi. Bu

    çalışmanın yüzde ellisi benden kaynaklanıyorsa, geri kalanı da dilin gücünden

    kaynaklanıyor.

    Şeyhmus Diken: Bu üç kitap iki bin sayfalık çalışmaya bir “eşik” demeli miyiz? Yani artık

    Kürtçe üç ciltlik Deyimler Sözlüğüyle bir eşik aşılmıştır diyebilir miyiz? Yoksa çok mu

    iddialı bir söz olur!

    Dilawer Zeraq: Evet bir eşik aşıldı. Ama bu eşik sadece bu sözlüklerle aşılmadı. Örneğin

    kelimeler bazında hazırlanan sözlüklerle, ayrıca Kürt folkloruna dair kitaplarla ve

    bütün bunların hepsinin ifade biçimleri ile aşıldı.

    Şeyhmus Diken: Okura son söz olarak ne diyeceğiz! “Ey okur ……..” dediğimizde, devamı

    nasıl gelecek!

    Lal Laleş: Şunu eklemekte yarar var. Kürtçe eğitime hazırdır demeliyiz.

    Dilawer Zeraq: Türkçene dair bir bilince sahip olmak istiyorsan, Kürtçene dair bir

    bilince sahip olmak istiyorsan; Türkçe ve Kürtçe kelimelerin birbirine direkt olarak

    yalın ve kısıtlı temaslarıyla devam etmeyeceksin! Bunları kendi içerisinde büyüten

    genişleten, sana hem anlatma hem de kendini ifade etmede sunum yapan, imkan

    sağlayan deyimlere ve kalıplara başvuracaksın.

    Şeyhmus Diken: Lis yayınevi bundan sonra da bu ve benzer çalışmalara devam diyecek mi?

    Mesela neler yapacak…

    Lal Laleş: Hiç kuşkunuz olmasın, biz sözlük anlamında çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

    Daha önce de yine Dilawer Zeraq ve Mem Wenda’nın birlikte yaptığı Matematik

    Terimleri Sözlüğünü yayınlayıp okurla paylaşmıştık. İşte şimdi de Deyimler

    Sözlükleriyle bunu sürdürüyoruz. Daha sonra doğru yazım kılavuzu, yine kelimelerin

    standart bir şekilde kullanıldığı Büyük Sözlük gibi çalışmaları okurla buluşturmaya

    devam edeceğiz. Esas itibariyle bu sözlükler birçok meslekte iş yapan, örneğin

    televizyon programcıları, akademisyenler, öğrenciler, hatta aktivistler, siyasetçiler,

    edebiyatçılar gibi birçok kesimin Kürtçeyi ve Kürtçeyle birlikte Türkçeyi doğru

    kullanmalarını kolaylaştıracak bir başucu ve başvuru çalışması olacaktır. Bu anlamıyla

    Ferhenga Biwêjan yayınımızı çok önemli görüyorum. Lis Yayınevi olarak Kürt dilinin

    gelişim seyri açısından da tarihi bir adım olarak değerlendiriyoruz.

    12 Şubat 2016 Diyarbekir

    e67af960-773a-4f27-b5cc-72b54097a788


    Yorumlar



    İlgili Haberler