Türkiye’nin Suriye’de izlediği dış siyasetin risklerinden siyaset yorumcuları, diplomasi uzmanları ve gazeteciler uzun süredir söz ediyor ve hükümeti uyarıyordu.
Maalesef Ortadoğu’da lider olma hayali ile yola çıkan hükümet bir süre sonra art arda bölgedeki ülkeler ile sorunlar yaşamaya başladı. Ardından ABD ve Rusya gibi bölgedeki kriz ve çatışmanın en güçlü aktörleri ile de çelişki ve çatışma içine girilince Türkiye Suriye’de tamamen devre dışı kaldı.
Bugünlerde hükümet Suriye’de tekrar söz sahibi olma umuduyla bir kez daha Kürtler’in kazanımlarına karşı argümanları ile Suriye’ye müdahale etmeye başladı.
Umarız, bu siyaset Türkiye’yi uzun süreli ve bedeli ağır bir savaşın içine çekmez.
Ben de bu hafta Suriye’deki krizi ve Kürtler’in kazanımlarını konuştuğumuz ve iki yıla yayılan söyleşilerimizden bir kolaj yapmaya karar verdim. Bu kolaj dış politikanın buıgünkü duruma gelişinden küçük bir kesit olarak kabul edilebilir.
Halkın Nabzı barış gazeteciliğini sürdürmeye devam edecek.
Bunu ülkemize ve halklara karşı bir sorumluluk olarak yapacağız.
Bu hafta gazetemiz bünyesinde yeni ilan ve halkla ilişkiler müdiremiz Didem Aracı göreve başladı. Kendisine hoş geldin diyorum.
Haftaya görüşmek üzere.
İshak Karakaş
Halkın Nabzı her zaman dünyanın ezilen halklarından yana bir yayın çizgisi izliyor. Bu yüzden de dış politikaya bakarken iktidarları değil halkları izliyoruz. Suriye’de kriz patlak verdiğinden bu yana da öncelikle Kürtler’in kurmak istediği ve kurduğu, saldırılara karşı koruduğu çoğulcu özerk kantonları önemsedik. Çok sayıda söyleşimde muhatabıma bu yönde sorular sordum. Şimdi Suriye krizinin artık Türkiye siyasetinin bütün gidişatını belirlediği bu günlerde bu söyleşileri bazı alıntılarla hatırlatmak istedim:
Sayı: 53 Faik Bulut
Aslında IŞİD ve Kürdistan kapışmasının bir şekilde Türkiye Kürdistanı’na da sıçradığını düşünüyorum, yani daha fazla da gelişebilir, hükümet bunun önünü almazsa daha fazla gelişir ve kimin kazanacağını da Allah bilir.
Anlaşılan herhalde IŞİD’i yine Kürtler durduracak.
Kürtler kendi sınırlarında durduracaklar. Bu kesindir. Kesine yakın bir şeydir. Kendi topraklarının dışında Kürtler’in gidip de Kerbela’da, Bağdat’ta filan IŞİD’i çevirip durdurması olmaz. İttifaklar olur ancak.

Sayı: 63 Abbas Vali
Kobanê Direnişi’nin Kürt toplumu üzerindeki kalıcı etkileri neler olacak sizce?
Kobanê Direnişi birlik için odak noktası oldu bence. Bu direniş sınırları aştı. Ve Kürtler arasındaki suni bölünmeleri de aştı. Şimdi Kobanê’de Rojhelat’tan, Başur’dan, Bakur’dan insanlar, hatta Türkler bile var. Bu şu anlama geliyor ki Kobanê bir sembole dönüştü.
Türkiye’de bir barış süreci yaşanıyor ve siz de takip ediyorsunuz. Bu süreçten beklentiniz nedir?
Barış süreci iyi başladı. Ancak tıkandı, durdu. Çünkü daha çok hükümet durdurdu bunu. Çünkü hükümet bunu propaganda aracı olarak kullandı. Durumu konsolide etmek için. Ve bence hükümet bununla siyasi futbol oynadı. Seçim zamanında farklı kullandı süreci, seçimden sonra farklı kullandı.

Sayı: 67 Şamil Altan
Kobanê Direnişi’nin moral olarak HDP üzerindeki etkisi nasıl oldu?
Kobanê’de savunulan bir insanlık var ve bu bir fikirden kaynaklanıyor. Kobanê’deki bu fikrin Türkiye’de legal alanda parti olarak temsilcisi HDP’dir ve genel olarak da tabii ki Kürt Özgürlük Hareketi’dir.
Kobanê’deki direnişin bu kadar kararlı olması ve yıkılamaması, IŞİD’e karşı Kobanê’nin kendi başına bu kadar direniyor olması bütün taşları yerinden oynattı, “ha bugün düştü, ha bugün düşecek” derken iktidar, bunun böyle olmadığını anlayan uluslararası kuvvetler Kobanê’deki direnişin yanında yer almak zorunda kaldı.

Sayı: 79 Nurcan Baysal
Bir Êzidi adam bana şöyle söyledi, düşünüyorum ne kadar doğru söylemiş, ‘’biz 74 ferman geçirdik ama hiçbiri bugün yaşadığımız gibi değildi’’ dedi. ‘’Çünkü biz diğerlerinde sadece öldürüldük, bunda ise öldürüldük, köle pazarları kuruldu, tecavüz edildi, köle pazarlarında bizim 5 yaşındaki çocuklarımız bile satılıyor, hiçbir zaman böyle bir şey görmedik, hiç bu kadar acısını görmedik’’ dedi.
AKP hükümeti diyor ki, 200 bin Kürde biz kapılarımızı açtık, biz yardım ettik.
Ona ilişkin ben çok yazdım. Onu her söylediklerinde ben çıldırıyorum, öyle bir şey yok. Artı burada BM’den de kurumlar yok.

Sayı: 91 Ahmet Haluk Ünal
Sadece vatan savunmasıyla ilgili, yurtseverlikle ilgili bir hareket değil Rojava’daki, PYD’nin siyasi çizgisi aynı zamanda anti-kapitalist, aynı zamanda da yeni bir hayatın mümkün olup olmadığı konusunda önergeleri olan yeni bir hayatı, yeni bir yaşamı, HDP’nin içindeki sloganı orada inşa etmeye çalışan bir hareket, dolayısıyla da devrimci bir hareket, kadın devrimi ise bütün bunların yanında çok ayrı bir iddia, benim işin sosyal devrim tarafından çok kadın devrimi ilgimi çekti, çünkü dünyada sosyal devrim iddiasıyla ilgili çok şey yaşandı, hemen hemen hepsinin mağlup olduğu bir yüzyılın içinden geçiyoruz ve biz bunun tanıklarıyız yaş grubu olarak, hatta bir tanesini biz yapmaya çalıştık, yenildik ama şimdi kadın devrimini ilk defa duyuyorum dünyada, kadınların devrimin.

Sayı: 124 Fehim Işık
Rojava’da durum şu anda nasıl? Kısaca özetler misiniz?
Rojava’da Kürtler rüştlerini ispat ettiler. Tüm dünyaya gösterdiler ki Kürtler en zor şartlarda bile kendilerini savunup yönetebilecek kudrete sahiptirler. Hele efsanevi Kobani direnişi, Kürtlerin tarihe düştüğü en önemli nottur. İnanıyorum ki bu direniş, dünya var oldukça konuşulacak.
Cerablus konusunda da DAİŞ’i koruyan, Fırat’ın ötesini kırmızı çizgi ilan eden bir Türkiye vardı, hatırlarsanız. Türkiye’nin tüm bu politikaları çöktü. Rus uçağını düşürdükten sonra hakimiyeti de kırıldı. Türkiye artık Irak ve Suriye’de eski desteğini de bulamıyor. Bu Kürtlerin ve bölgede yaşayan diğer hakların lehine bir durum elbet. Sorun, bu nefesi boğmak isteyenlerde. Egemen devletler bölgeyi nefessiz bı- rakmak, özellikle de Kürtleri boğmak istiyorlar. Kürtler ise egemenliklerini pekiştirmenin mücadelesindeler.

Sayı: 131 Fehim Taştekin
Türkiye – Rusya ilişkisi nasıl gelişecek? Rusya-Türkiye ilişkileri çatışmaya gebe bir zeminde ilerliyor. Putin’in fiyakası tam da küresel sahneye ihti- şamlı bir şekilde dönmeye çalışırken çizildi. Bir misilleme yapmadan Putin’in öfkesinin geçeceğini sanmıyorum. Aynı şekilde Erdoğan da Ortado- ğu hayallerini gömen Putin’e çok öfkeli. Ticari ilişkilerin hatırına Putin’le iyi geçiniyordu. Bir de Batı ve ABD ile ilişkiler limoni hale gelince Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girmek gibi olmayacak dualar için ellerini kaldırıyordu. Putin’in yaptırımları uzun vadede can acıtıcı hale geldikçe Erdoğan’ın da öfkesi artacak. Haliyle iki öfke küpünden ne çıkar kestirmek zor. Suriye’nin iki ülke arasında bir çatışma arenasına dönmesi riski mevcut. Erdoğan’ın bölgeye ilişkin yanlış politikalarda ısrarı komşu ülkelerle gerilimli sayfalar aç- maya devam ediyor. Rusya Putin’in öfkeli ve kestirilemeyen bazı taraflarına rağmen stratejik aklın rehberliğinden sapmış bir ülke değil. Ankara’da ise kervan yolda dizilir mantığıyla hareket eden bir anlayış hakim. Şuursuzluk ve çapsızlık dizboyu. O yüzden Türkiye öngörülebilir bir ülke olmaktan çıktı. Türk-Rus ilişkilerine de belirsizlik hakim olmaya devam edecek. Ankara, Rusya ile gerilime NATO’yu sokmaya çalışıyor ama Trans-Atlantik İttifakı’nın oldukça temkinli ve dikkatli tavırlar sergilediğini söylemek mümkün.









