• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Demek Öyle Ha Hocam
    Demek Öyle Ha Hocam
    18 Şubat 2016 10:03
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Bana Hocam anlatmıştı.

    Faşizm yerleşmeye çalıştığı ülkelerde öncelikle korku dağları yaratır. Örneğin; bu tehlikeli örgüttür. Bu tehlikeli kurumdur. Bu tehlikeli insandır…”

    Velhasıl işine gelmeyen ama ülke için en yararlı, halk için en yararlı, insanlık için en yararlı da olsa onun yoluna taş koyabilecek herkesi her kurumu her fırsatta kötüler olmadık iftiralar atar, suçlar yükler. Öyle bir duruma gelir ki insanlar karşı koyamazlar. Çünkü hemen vatan hainliği ile suçlanır. Düşman ilan edilir.”

    Allahtan bizde böyle bir şey yok, diyorum.

    Bu yetmez ülkelerin sosyal ve inanç durumlarına göre, lanetlenmiş değerler yaratırlar.”

    O değerlerden yana gözükmek hatta kötülemeden, olmadık adi sıfatlar eklemeden onlardan söz etmek bile suç sayılır.”

    Maazallah onlardan yana biraz olsun görünürsen, hemen kodestesin.”

    Evet; Allahtan bizim ülkede böyle bir yaklaşım yok, hocam diyorum ama o devam ediyor.

    Bir de öyle bir yapmacık dev yaratırlar ki dersin bu dev olmazsa yukarıdaki kötücüler bizi yer bitirir. Bu nedenle faşizmin varlığına şükreder duruma gelirsin. Zaten mecbur bırakılmışsındır.”

     “Yoksa, yoksa mı? Korkmayın söyleyin şükürler olsun benim ülkemde nasıl olsa böyle bir baskı, böyle bir faşist dayatma yok.”

    Evet ne demişti hocam devamla. Anlatayım.

    İlk iş o korku dağını halkın gözünde büyüttükçe büyütmek. Öyle bir an gelir ki halk; açlığını, sömürüldüğünü, boş yere öldürüldüğünü, ölülerini bile gömecek olanağı bulamadığını dile getiremez olur. Cebinden çalınan paranın miktarını, zamanını bile unutur olur.”

    Hocam da biraz çokbilmiş gibi mi davranmış. Bana öyle geliyor sanki…

    Ama madem başladım bitireyim bari.

    Bu yetmez,” diye devam etmişti lisede edebiyat öğretmenim.

    Lanetlenmiş bu öcülerden, hayali devler halkın gözünde devleştirilir. “

    Meydan boş ya… Öyle bir an gelir ki yönetimce lanetlenmişse eğer, insan babasını bile keser duruma gelir.”

    Çünkü bu lanetlenmişlere karşı sessiz kalmak bile suç sayılır olur. Bir anda güme gidersiniz.”

    Onlar sövdükçe sen de söveceksin, onlar lanetledikçe sende amin diyeceksin. Çaren yok evlat. Yoksa yalakaları, fırsatçı bezirganlar tarafından topa tutulursun.”

    Sen neler diyorsun be hocam dememe kalmadan devam ediyor.

    Ya ben densin ya lanetlisin. Ya bana biad edersin ya da yaratılmış korku dağlarında çürür gidersin.”

    Artık dövmek, sövmek, asmak, kesmek, öldürmek, sömürmek, istediği zaman istediği kadar çalmak, yandaşlarıyla manav torbaları ile bölüşmek devri başlar. İstediğini zindanlarda çürütür; istediklerine yani yalakalarına, suç ortaklarına ise yine kendi istediği kadar kemik ya da halkın başka bir şeyini vermek dönemi başlar.”

    Ama hocam benim neyim var ki neyimi alabilir, demeye katlıysam, lafı ağzıma boğdu ve devam etti.

    Halk yalnız sen değilsin oğlum” diyerek devam etti.

    Osmanlının yıllarca sürdürdüğü ve bu politikayla hiçbir zaman başarı elde edemediği  ‘Düşmanımın düşmanı, benim dostumdur.’ sözüne sarılır. Halkının, vatan evlatları için değil, kendi istibdadını, kendi varlığını sürdürmek için gözünü kırpmadan tüm değerleri yakar yıkar. Askerini, polisini, gencecik evlatları ölüme yollar.”

    Her defasında ölenlere şehitlik mertebesine ulaştılar diyerek ana-babaları teselli eder, kalanlara geçmiş olsun der. Hele iş biraz zıvanadan çıkmışsa kalanların cebine yine halkın parasından üç-beş indirir. Zevahiri kurtardım sanır.”

    Hocam; batı bu işleri 1789 da halletti. Doğu ülkelerinde sanırım hala sürüncemede. Ne dersiniz?

    Her neyse evlat bana diktatörlük nedir, faşist yönetim nedir? Diye sordunuz ben de aklım erdikçe cevaplamaya çalıştım.”

    Şehitlik olayı ise anlamı çerçevesinden çıkarılmış bir resim gibi, kıvırdıkça kıvrılmış. Bu günlerde faşist yönetimler gül gibi, fidan gibi ana-baba çocuklarının kendi adi emelleri için ölümüne sebep olur, tepkileri pasifize etmek için bu şehitlik makamını kullanırlar.”

    Hocam, ülkemden ırak bütün bu olan bitenlere dur diyecek bir güç, bir irade yok mu? diye soruyorum, bu gidişle dayak yiyeceğim galiba ama ne yapayım, merak işte.

    Evlat bu sistemin son bulması için sanırım İsmet İnönü demişti; namusuzlar kadar, namuslular da cesur olmalıdırlar. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesinden vazgeçmek, o Alman din adamının durumuna düşmemekle mümkün olabilir.”

    Yoksa o zaman diktatörlerde buldukça bunar, baskının dozunu ger geçen gün arttırır evlat.”

    Hadi bu günlük bu kadar yeter” diyerek yanımızdan ayrılmıştı.

    Bütün bunlar nereden mi aklıma geldi.

    Vallahi dün akşam rahmetliyi rüyamda gördüm. Ogünleri anımsadım.

    Allah faşizmi de diktatörlüğü de ülkemden uzak etsin.

    Allahtan biz de böyle şeyler yok.

    Dostça kalın…

    Diyarbekir 5 Nolu CezaeviMÜZEYE dönüştürülsün.”

    SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”


    Yorumlar



    İlgili Haberler