• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Görsel olanın derinine bakmak
    Görsel olanın derinine bakmak
    15 Şubat 2017 13:01
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Toplum kutuplaşırken, insanlar siyasetten bunalmış vaziyette. Böyle zamanlarda sanata olan ihtiyaç daha da artar. Ben de bu hafta farklı kuşaklardan iki sanatçı ile konuştum. Göç tablolarıyla Maltepe’ye gelen ressam Gülizar Kılıç’ın sergisini TSKM’de görebilirsiniz. Genç çağdaş sanatçı Yonca Karakaş’ın farklı tekniklerle ortaya koyduğu tedirgin edici yapıtlarından oluşan sergi ise PG sanat galerisinde:

    Şeylerin anatomisi isimli fotoğraf serginiz Pg Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Öncelikle sizi tanımayan okuyucularımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz?

    2012 yılında Yıldız teknik üniversitesi sanat tasarım fakültesi , fotoğraf ve video programı lisans eğitimimi tamamladıktan sonra  değerli fotoğrafçıların ( Serdar Tanyeli – Caroline Erel ) yanında staj yapma imkanı buldum. Burada reklam ve moda fotoğrafı alanında gerekli olan tüm teknik bilgiler konusunda kendimi geliştirme fırsatı buldum okul boyunca edindiğim sanat temelli bilgileri tüm bu teknik bilgiler doğrultusunda ilerletmeye çalışırken bana ait beni yansıtan görsel bir dünya yaratmaya başladım, Bugünde “modern sanat” yapayım gibi bir düşünce hiç bir zaman geçmedi aklımdan  bu zaten düşünmeye başladığınız yaşlardan itibaren sizi şekillendiren , bilgi, eğitim , ilgi alanları, yaşadığınız aile , korkularınız , sizi siz yapan bilinç altınız ve gözlemlerinizle ilgili bir süreç.

    halkın-nabzı (2)

     Neden şeylerin anatomisi? ‘Belirsiz nesne’ olarak tanımlayabileceğimiz şeyler, size somutla soyut arasındaki uzamda nasıl bir yaratıcı enerji sağlıyor? 

    “Şey” kelime  olarak  etrafında bulunan diğer imgelerle birlikte hareket ederken kendi anlamını yaratıyor. Herhangi bir cümle içersinde düşününce cümlenin diğer kelimeleri ile birlikte onunla ilgili belirli bazı fikirler edinebiliyoruz ama tek başına iken tamamen belirsiz. Burada belirsizlikle birlikte tuhaf bir çekiciliğe de sahip bilinmeyeni işaret ederken kullanıldığında bile, paradoksal olarak yine kendine işaret ediyor. Kelimeler içersinde joker gibi onu heryere koyabilir her yere sığdırabilir her şekle sokabilirsiz. Bu bağlamda sanat için Sonsuz bir enerji diyebiliriz çünkü  nesnenin belirsizliği yaratmak istediğiniz komposizyonda dilediğiniz şekli alabiliyor ,

    1

     Eserlerinizi deneysel bir bakışla yeniden kurarken endişeli bir kozmos yaratıyorsunuz. Teknik olarak nasıl bir yöntem kullanıyorsunuz?

    Genel olarak bana sorulan sorulardan biri yaptığım şeyin illüstrasyon mu yoksa fotoğraf mı olduğu ? Bu soruyu seviyorum çünkü insanların arada kalması hoşuma gidiyor ama aslında Fotoğraf çekimi ve sonrasında manipülasyon yani photosop dışında başka bir şey yapmıyorum . Çok çeşitli nesneleri ve canlıları bir araya getirirken görsel eklentimizden izlenimsel bir bütünlük yaratma konusunda çok başarılısınız. Derdiniz ne?  Neyin mesajını vermeye çalışıyorsunuz? Ya da şöyle sorayım, mesaj diye bir kaygınız var mı?

    Teşekkür ederim  bu güzel yorum için  , aslında Fotoğraf çekerken büyük anlamlar oluşturabilecek miyim, bugün de mesaj verebilecek miyim? gibi bir duruma kendimi sokmaktansa içimden gelen herşeyi deniyorum. Sıkıştırılmış bir gerçeklik içinde yaşamaya çalıştığımız bu evrende hiçbir mesaj verme kaygısı içinde olmadan dilediğini yapabilme özgürlüğü; yaptığım işte bana ait içinde özgürce hareket edebileceğim bugünün bilgisinden ve normlarından uzak alternatif bir alan oluşturuyor.’ daha farklı bir kaçış noktası düşünemiyorum.yada deliliğe övgüler sunabilirim

    2

     Gerçeklikle ütopik arasında yolculuğa çıkarken, hiper gerçeklikle buluşan bir sanat anlayışın var sanki.  Gerçeklik nedir sence? Sanatçı gerçeği nasıl yeniden üretir?

    İdealize edilmiş bir sistem içersinde sürekli olarak geçmişin doğrularını yada doğru dediğimiz normlarını bugüne taşımaya çalışıyoruz ve buna gerçeklik diyoruz .Sert güçlü ve katı. Mükemmel bir dokunulmazlığa sahip. irdelenemez ve sorgulanamaz. Oysa Gerçeklik dediğimiz şey yaşadığımız dünya, içinde bulunduğumuz sistem ve bağ kurduğumuz kişilerle birlikte günün getirdiği illüzyon aslında. Kısa süreli ve sonlu.  pek ilgimi çekmiyor. Tamda bu noktada sanatçının kendi gerçekliğini yaratması kendini en belirgin şekilde ifade etme yöntemine dönüyor eğer belge yada arşiv niteliği barındıran bir iş yapmıyor ise gerçekliğe sıkı sıkıya bağlanmasını gerektirecek bir durum yok bence. zira bu çok sınırlayıcı olur.

    3

    Eserlerinizde dikkatimi çeken başka bir şey de Barbie bebek güzelliğinde kahramanlar yaratırken, aynı zamanda izleyiciyi huzursuz eden bir şeyler var. Karakterleriniz ‘melek yüzlü kötüler’ mi? Ya da kendi endişesini dışarı taşıyan ‘ölü iyiler’ mi?  

    Michael Haneke’nin Funny Games filmini hepimiz biliyoruz.(özellikle yeniden çekilmiş versiyonu 2007 ) Filmde ki en ilginç sahne bana göre beyazlar içinde tertemiz golf kıyafetleri giymiş, sarı saçlı ,beyaz tenli ve mavi gözlü karakterin kapıya gelip yumurta istediği sahne. Burada karakterlerle ilgili herhangi bir bilgimiz yok .Modern zamanın stilize edilmiş ve şüpheye mahal vermeyecek kadar iyi  donatılmış karakterleri ile karşı karşıyayız. Çünkü tüm görsel verilerde bize yansıtılan elitist bir tavır olarak adlandırabileceğimiz golf kıyafetlerine sahipler. Demekki aynı zamanda zararsızlar çünkü beyaz ve zenginler ,ama  öte yandan bizleri rahatsız eden bir durum da söz konusu ve  bu durumun ne olduğunu filmin ortalarına kadar tam olarak çözemiyoruz .

    yaratmak istediğim karakterleri tamda bu düşüncenin üzerinden irdeleyebiliriz .İdeal olanın tümüyle tekin olmadığını  vurgulamak arada iyi olabilir.

    4

     Son olarak yeni projelerinizden söz edelim. Ne var sırada?

    Henüz taslaklarını oluşturmaya çalıştığım farklı bir projem var ve bu bir iş birliği olacağı için çok heyecanlıyım .

    5

     

     

    “Kitapları değiştirebilirler ama tabloları değiştiremezler”

    Söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz teşekküre ederim. Öncelikle soralım, neden göç?

    Eskişehirliyim ben. Dünyanın her yerinden göç almış. Arnavutlar var, Boşnaklar var, çingenelere var; en az Kürtler var. Neden en az Kürtler var? İki Kürt aileyi bir köye koymamışlar, her biri başka bir köye vermişler. Onlar da yerleşik nüfus içinde kaynamış. Onların Kürt mü Türk mü olduklarını bilmiyorsunuz. Sonra orada Yörükler var. Yörükler de çok az, Dağda yaşayanTürkmenlere Yörük diyorlar. Çok azlar. Ama bütün dünyanın milletleri orada. Onlarla birlikte büyüdüm, birlikte yaşadım o nedenle çok etkiliyor beni göç öyküleri çocukluğumdan itibaren. Çağımızda da yarısı göz etmiş durumda. Bu da o duyarlılığımı tavan yaptırdı. Onun üzerine çalışmalara başladım.

    20170208_183232

    Bakıyoruz, 2016 tarihli resimleriniz hep Kürtleri baz almış. Niye?

    Evet. Nedeni şu, Kürtler acı çekiyorlar. İnsanım diyen hiç kimse duyarsız kalamaz ki… Doğumuz, batımız acı çekiyor. Ben de insanım, sesiz kalamam. Bir şekilde tepki vermem gerekiyor, sanatçıyım. Resimlerimle kalıcı kılmaya çalışıyorum Kürtlerin çektiği acıları ve o şekilde vicdanımı rahatlatıyorum kısmen… Yani Kürt olmam, Türk olmam, Çerkez olmam bir şey ifade etmiyor.  Bir acı var, kayıtsız kalsam yapılan zulme ortak olmuş olurum. Buna meydan vermemek için bu konuyu çalıştım, evet çalışıyorum.

    Kürt illerine gitmişsiniz, oralarda resim sergileri açmışsınız. Nasıl bir tepki ile karşılaşıyorsunuz?

    Çok güzel… Olağan üstü iyi insanlar, olağanüstü… Batıda o ilgiyi görmüyorsunuz. Ben Diyarbakır’da sergi açtım, binlerce insan geldi. Satın almaları mesele değil. Binlerce insan geldi. Sanatı seviyor Diyarbakırlılar.  Geliyorlar, izliyorlar ve kendilerinden bir şey bulduklarından daha yakın hissediyorlar. Seviyorum onları ben…

    20170208_183043

    Peki, düşüncelerinizi resimlere nasıl yansıtıyorsunuz?

    Şimdi şöyle oluyor; mesela bir öykü dinliyorum, bundan etkileniyorum, araştırıyorum. Bunlar kimdir, diyorum. Örneğin Şengal olaylarını yakından izledim. Büyük katliamlar oldu. Önce kayıtsız kaldı herkes;bütün ülkeler, halklar… Kürtlerin bir bölümü de kayıtsız kaldı Şengal katliamına, Ezidilerin meselelerine… Araştırdığıma göre onların inancında silahlanmak falan yok, karşı durmak yok. “Karıncayı bile incitme” diyen bir düşünce tarzları vardı. Başka Kürtler, katı Müslüman olanlar “Onlar şeytana tapıyor,” gibi bir inanç çatışmasından dolayıpek yardım etmediler. Son anda yardımcı oldular onlara. Onların çektikleri acıları birebir yaşadım,diyebilirim. Onların öykülerini dinlediğim zaman kendimi tutamadım, araştırdım ve çalışmalara başladım.

    “Başka Kürtler” dediğiniz genelde Şafi Kürtler olmalı…

    Şafi Kürtler… Iraklı… Iraklı Şafi Kürtler, diye söylendi.

    20170208_183231

    Acaba onları bu düşünceye itensebep ne?

    Valla, iktidar diye düşünüyorum ben. Egemen güçler… Sonuçtadevlet size Alevi,Ezidi, efendime söyleyeyim, Müslüman, Sünni ya da Şafi diye ayrım yapmıyor. Kürtlere bakış açıları bana göre toptan yanlış. Çünkü dışardan bakıyorum ben bir sanatçı olarak, evrensel düşünmeye çalışıyorum, bana yanlış geliyor. Çatışmamaları gerekir. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin felsefesi Türklük ve Müslümanlık üzerine kurulduğu için Araplara da aynı bakıyor, başka halklara da aynı bakıyor, Ezidilere de aynı bakıyor. Kürtleri Şafi Kürt, Ezidi Kürt. Alevi Kürt diye ayırmıyor. O yüzden bence Kürtler de yanlış yapıyor, başka halklar da yanlış yapıyor; birlik olmak gerekiyor. Çünkü taleplerimiz eşitlik, özgürlük, demokrasi olduğuna göre bunlar herkese lazım. Sadece bir halka göre belirlenecek şeyler değil.

    Biraz tablolara dönelim,değişik tablolar görüyorum burada; koşan kadınlar, yukarı bakan çocuklar… Göç çok ön planda. Göç’ü biraz açar mısınız? Şengal’de göç yaşandı, Rojava’da yaşandı. Bundan sonraki projelerinizin konusu ne olacak?

    Ben sosyal projelere çok önem veriyorum. Savaş karşıtıyım aynı zamanda, barışı savunuyorum. Bütün sanatçıların öyle olması gerekiyor. Evrensel bakıyorsak, neyle kendimizi ifade edeceğiz!!! Ben bir Picasso olamam ama Picasso o zor koşullarda tablosunu yaptı ve ölünceye kadar onu Amerika’ya sokmadılar, düşmanlık ettiler. Bir sanatçının her şeyden önce muhalif olması gerekiyor, kurulu düzene, sistematik düzene karşı olması gerekiyor;  bu birinci görevi… İkinci görevi de yaşadığı çağın tanıklığını yapmak zorunda. Tanıklık yapacak, çağının yaşananlarını geleceğe aktaracak, savaştan etkilenen insanları… Herkes kendine göre bir tarih yazıyor. Kitapları değiştirebilirler ama tabloları değiştiremezler ki. Onun için namuslu ve vicdanlı olan her sanatçı hangi dalda olursa olsun, çağına tanıklık etmeli ve kurulu sistematik düzene muhalefet etmeli… Muhalefet, şunun için muhalefet… Sanatçı toplumu İyiye, doğruya güzele götürmek için muhalefet etmelidir. Yoksa çok zengin olursunuz sanatçı olarak, tablolarınız kitaplarınız çok satılır. Kolay o… Ben işin kolayına kaçmıyorum çünkü yaşım epey ileri. Artık kaybedecek ya da kazanacak fazla bir şeyim yok. Onun için vicdani olarak duruyorum, ezilenlerin, sıkıntı çekenlerin yanında. Taleplerim de demokrasi, eşitlik, hak ve adalet… Fazla bir şey istemiyorum, bunlar herkese lazım. Tablolarımı bunun üzerine kurguluyorum. Sosyal projeler üzerine çalışıyorum. Örneğin çağımızın başka bir problemi daha var, çocuk gelinler… Sadece doğuda değil, batıda da çok var. Ne bileyim, buna benzer şeylerle ilgileniyorum.

    20170208_182942

    Biliyorsunuz, Türkiye çok çalkantılı bir süreçten geçiyor. Önümüzde bir referandum var, bir sanatçı olarak bu referandumu nasıl değerlendirirsiniz?

    Valla birçok arkadaşım diyor ki, “Ne yaparsak yapalım, sonuç değişmez!” Hayır, değişir. İlk önce kendimiz değişmek zorundayız. Sonucu görüyor olsak bile vicdanımızın sesini dinleyerek tepki vermek lazım. Biz sanatçılar krallara, kraliçelere karşıyız. Bir ünlü söz vardır “Köle olmadık ama köle kullanmayı da sevmiyoruz.” Bu doğrultuda hareket etmek gerekiyor. Sanatçılık budur biraz.

    Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    Teşekkür ederim geldiğiniz için. Umarım sesimiz duyulur, barış ve özgürlük hepimizin olur. Hep beraber dünya kardeşliğini kurmuş oluruz böylece…

    Çok teşekkür ederim sağ olun.

    Ben teşekkür ederim…

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler