• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    9 Ağustos 2017 12:39
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    İshak Karakaş- Gürbüz Çapan, 78 kuşağının devrimci hareketinden günümüz CHP’sine kadar uzanan siyasi kariyeri boyunca hep halkla iç içe oldu. Belki de bu yüzden, halka yakın olmak istediğinden uzun süre yerel yöneticilikte, yani belediye başkanlığında kaldı. Renkli kişiliğinden kaynaklanan fevri çıkışları onu zaman zaman zor durumda bırakmış olsa da, bir yandan da onu Türkiye siyasetinde fenomen haline getirdi. CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nde de HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde de gördüğümüz Gürbüz Çapan ile buluştum ve kendisine gündemi ve muhalefeti sordum…

     

    CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nde en ön saflarda gördük sizi. HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni de ziyaret ettiniz. Kendinizi muhalefetin neresinde konumlandırıyorsunuz?

    CHP de politika yapıyorum. Ama muhalefetin neresindesin, derseniz şöyle bir şey anlatmak gerekiyor. Bugün Türkiye’de Allah Tayyip Erdoğan’dan razı olsun! Allah ona uzun ömür versin, onun her tuttuğunu altın etsin, dolar etsin! Bizi mutlu ediyor! Ne kadar azmış tezmiş,  ipe sapa gelmeyen muhalif, münafık, dinli dinsiz, imanlı imansız hepsini bir cepheye topladı (Gülüyor). Bu hayır kampanyasında Türk milliyetçisinden Kürt milliyetçisine, Saadet Partisi’nden benim gibi adamlara kadar herkesi bir cepheye yığdı. Biz de bunun içindeyiz. Bundan sonra bize düşen görev bunu örgütlü hale getirmek, bunun örgütlenmesinin mühendisliğini yapmak… Nedir o? İşte, yerel seçimlerde, genel seçimde bu cephenin önünü açmak… Herkes kendisine ait fikirleri, o ağılanmış, zehirlenmiş fikirleri beş dakika susturacak. Buradaki ana örgütlenme CHP örgütlenmesidir. CHP hepsinden büyüktür.  Şey demiştim ben… Evet-hayır kampanyasından sonra hayır kazandı ama nasıl evet çıktığını hepimiz biliyoruz.  Bence pişman olmuşlardır. Bence yeniden parlamenter rejime dönme gayreti içindedirler. Çünkü muhalefetin yüzde 54’ten bir santim bile geri dönmesi söz konusu değil. Hatta 5 puan daha bu tarafa geçmeye başladı. Ve ekonomik kriz… Şimdi dedikoduyla  “Hey Almanya! Hey Hollanda! Hey Rusya!” demenin başımıza ne işler açtığını gördünüz herhalde. Ekonomiyi yönetemez hale geldiler. Zaten bir kapkaç ekonomisi vardı, o da bitti.

     

    – Ama görünürde hâlâ bir hareketlilik sürüyor ekonomide, öyle değil mi?

    Yoğun bir konutlaşma yaşandı. İstanbul’da 1.5 milyondan fazla konut var, Antalya’da var, her yerde var. Sarıkamış’ta bile fazla konut var, alınıyor, satılıyor falan filan… Şimdi ekonomi yönetilemez hale geldi.  Yapılması gereken, CHP’nin bu işe öncülük etmesidir. İki şık var CHP’nin önünde; ya öncülük edecek ya da önünde duracak. Kemal Bey önderliğe soyundu. O eski Kürt söylemlerini, o ağır devletin söylemlerini aşarak sokağa çıktı ve 450 km yürüdü yazın sıcağında, yağmur altında.  Kemal Beyin yürüyüşü, adalet arama yürüyüşü Türkiye’nin geldiği noktadır. Türkler 450 km yürüyerek adalet arıyorlar. Arkasından Kürtler eylem yapıp onlar da vicdan arıyorlar, varsa diye…  Önce sadece Kürtlere yapılır zannettiler, sonra CHP’ye de yapılıyor. Şimdi kendilerine de yapılacak, orada durmayacak bu… Onun eli alıştı; mutlaka birilerini tokatlaması lazım. Önce Kürtleri tokatladılar. En kolay onlardı. 30 yıldır Kürtler tokatlandığı için en kolay, en tarif edilebilir düşman Kürt’tü. Kürt’ten sonra CHP tokadı yedi; hiç beklemiyordu bunu.  Şimdi AKP tokatlanacak. Yani şöyle söyleyeyim; mesela Diyanet İşleri Başkanı…Hiçbir şeyi‘görmeyen’ adamı devirdiler. Siz belki bilmezsiniz, ben tanırım kendisini. Onların en azgın, en saldırganlarından İsmail Kahraman gibi birisidir Mehmet Görmez. Şimdi kendi sesinden ajite olup din, ihsan üzerine konuştuğuna bakmayın. Yolsuzluk yapanı da görmezdi o. Duble yol yapa yolsuzluk yapmaz, derdi. Bu o kadronun en diri unsurlarından birisiydi. Şimdi onu düşürdüler. Bu alışkanlık kendilerine de dönecek. Otoriterlik ya da diktatörlük böyle bir şeydir. Kimseyi bulamazsa ev içinde çocuğunu döver, karısını döver filan yani… Şeye gelmek istiyorum; dışarıda nasıl bir cephe olacak? Dün akşamki şey (pazar akşamki Konyaspor-Beşiktaş maçını kastediyor) artık olayın zıvanadan çıktığını gösteriyor; Beşiktaş’a PKK diye bağırdılar. Artık herkes PKK’lı olabilir! Onlardan olmayan, onlara teşne olmayan herkes suçludur!  En kolay suçlama PKK’lı olmaktır. Devlet 30 yıldır suç haline getirdi bunu. Gerçi onlar da rahat durmuyorlar. Deli gömleği gibi kimi görseler giydiriyorlar. Yarın Ajda Pekkan’a da bunu giydirirlerse şaşırmayın.

     

    -Yani bu FETÖ’den vazgeçtiği anlamına mı geliyor?

    Ya FETÖ ile davası ekonomik dava. Eskiden biz solculuk yaptığımız zamanlar adalet arıyorduk. “Adalet mülkün temeli” sözüne kızardık. Mülke dokunmuyorlar ama adalet yok, falan derdik. Şimdi mülke de dokunuyorlar. Cumhuriyet döneminde yukarıdan aşağıya zenginleştirme vardı banka kredileriyle, yol açmayla, imar açmayla, fabrikaların önünü açmayla, üretimin yönlendirilmesiyle. Ayakkabı bayisi olmakla, demir bayisi olmakla, kömür bayisi olmakla zenginleştiriliyordu. Ama şimdi birinin parasını alıp diğerine verebiliyor. Don gömlek ortada bırakabiliyor. Adamı evinden çıkartıyor. Bir hanım vardı, İpek Abla. Bunların hepsinin ablasıydı o. O ablayı dışarıda bıraktılar, içeriye giremiyor. Şimdi çevir kazı yanmasın, diyor o abla. Bunların Müslümanlıkları bu kadar. Ben hep söylerim, bize yapılanların yüzde 10’u İslami kesim demeyelim de İslamcılara yapılsın, bunların hiçbirisinde din iman kalmaz. Bunlar din değiştirirler.

    -Demin muhalefetin birlikteliğinden söz ettiniz. Bu geniş yelpazeli ama dağınık gözüken muhalefet nasıl bir araya gelir?

    Çok kolay… CHP herkese kol kanat gerebilir. Örnek veriyorum; Konya, Kayseri’yi Saadet Partisi’ne bırakabilir; Yozgat’ı, Çankırı’yı Afyonu, Trabzon’u MHP’den gelenlere bırakabilir; Güneydoğu’yu HDP’ye bırakabilir ve tek çatıda gireriz seçime. Ne olacak?! Ancak böyle başarılı olabiliriz, yoksa CHP ile HDP’yi birleştirsen, yüzde 30’u geçmez, yüzde 25 de etmeyebilir ama yan yana koyarsak başarılı olabiliriz. Nasıl ki hayır kampanyasında birlikte davranabildiysek, nasıl ki Adalet Yürüyüşü’nde postersiz, bayraksız yürüyüşe katıldılarsa önümüzdeki seçimlerde de böyle bir ödevi üstlenip başarabiliriz.

     

    -MHP’de çıt yok ama…

    MHP kellesini bıraktı yürüdü. Bana göre Türkiye’nin en demokrat kesimi, en demokrat tabanı MHP’lilerdir. Kutlanması gereken, kutsanması gereken onlardır. MHP kellesini bıraktı yürüdü. Sen kimseye bunu yaptıramazsın, Türkiye’nin en demokratına, hiç kimseye bunu yaptıramazsın. Yani Apo’yu eleştirsin, bir gör başına ne iş geliyor adamın? Örnek olsun diye söylüyorum. Ya da CHP’de… Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirsin. İlk ben selamı keserim eleştirenle. Ama MHP’liler büyük bir erdemle, büyük bir olgunlukla kellelerini yere bıraktılar ve yürüdüler. Dolayısıyla MHP’li muhalefet o zamana kadar partileşmezse CHP onlara da yol açmalıdır Kastamonu’da, Çankırı’da; yani İç Anadolu’da. Bizim olmadığımız alanlar var. Çok açık, çok basit bir şeydir bu.  Artık tarz-ı hayata saldırı var. Kadının başı açık diye saldırıyor adam. Urfa’da eline almış nacağı, Mustafa Kemal’in bacağını kesiyor. Ne kadar efendi polisimiz varmış! Ben böyle polisimiz olduğunu bilsem, her gün suç işlerim (gülüyor). Adama bir kahve içirmedikleri kaldı orada. Ne kadar kibar insanlar! Sakallı bir adam var orada, polis kılığında dolaşıyor. Hangisi polis, hangisi değil? Nedir ya bu? Biz ortaçağı arıyoruz.

     

    -Muhalefetin nasıl bir araya geleceğini sormuştum az önce. Bu muhalefet demokrasi mücadelesini nasıl geliştirir?

    Örgütlü mücadeleyi öne çıkartmak lazım. O zehirli sözleri kursağımızda tutmamız lazım o güne kadar. Kürt ile Türk el ele çıkacak, Alevi ile Sünni el ele çıkacak, dinli ile dinsiz el ele çıkacak. Yani solcu ile sağcı el ele çıkacak. Çünkü hepimize sopa çekiyor. Adam gibi durmamız lazım. Bizim hepimizi bir araya Tayyip Erdoğan topladı, biz toplanmış değiliz ki! Allah tuttuğunu altın etsin! Kötü komşu adamı mal sahibi eder. Oradan çıkıyor adamın biri ayağı taşa değse “Kemalist taş!!!!” diyor. Kemalizm’i hepimiz arayacağız. Neyi, ne yaptığını anlıyor musunuz şimdi? Neyi nasıl yaptığını anlıyor musunuz?  Yaptığı çok basit bir şey aslında yaşlı köylü ile konuşuyor, gözüne bakarak konuşuyor. Bu tavrı bile onu kutsamak için kâfidir. Selahattin Demirtaş bu kadar sevilmese idi hapse yollar mıydı? Selahattin Demirtaş’ın kokusu halkın kokusu ile birleşmeseydi, onu hapse niye koysunlar? Kendi değerlerinizi keşfedin ya… Yemek kokularımızdır bir araya gelen… Gelmiş artık CHP. Eksik davranmış dokunulmazlıkların kaldırılmasında. Buna rağmen kaldırırlardı. Tamam, kaldırsınlardı ama onun içinde biz olmazdık. Ben olsaydım ömür billah oy vermezdim.  Ben AKP’lilerin de dokunulmazlığının kaldırılmasına karşıyım. Kimi kaldırıyorsun, milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırdığın zaman adamın biri cebine hap koyar, bilmem ne koyar. Yapmazlar mı? Yaparlar. Biz daha 1100’e gelmemişiz, 1100! Magna Carta’ya ulaşmamışız daha.

     

    -Şöyle bir Türkiye’ye baktığınızda en önemli sorunlar olarak neleri saptıyorsunuz?

    Adalet… Adalet… Vatandaş hâkime gidiyor, hâkim korkuyor “Ne diyeyim de beni almasınlar” diye… Yani suçluyu dinlemiyor.  “Ben buna ne dersem bana dokunmazlar “diye bakıyor. Hâkim teminatı kalmamış ya.  Hâkimin güvenliği yok. Duruşmadan alıp cezaevine attılar. Adam duruşmadan geliyor, cüppesini çıkartmadan içeri atıyorlar. Yahu hâkimlik Tanrı katıdır. Mahkemede hâkimin yerinin yüksekte olması o teatral sahnedir, Tanrı katıdır. Onun bile güvenliği kalmamış.  Bu hale düşmüşüz. Kürt adaletten vazgeçmiş. Vicdan diyor, vicdan arıyor. Yani parkı kapatmışlar, giremiyorlar. Ben girişte bekledim bizim heyeti. Polis yanındakine soruyor, “Bu, o mu?” diye. Hâlbuki gelip sorabilir size… “He” dedim polise.  Neredeyiz yani?

     

    -Siz siyasette bir fenomensiniz. Kendinizi CHP’ye hapsettiğinizi söyleyenler olmuyor mu?

    Siyasetin sermayesi insandır. Yanında insan olmalı. Cebinde insan yoksa sermayen yok demektir. Niye CHP’de hapsolmuş olayım! Geliyor Kürt yurttaş, soruyor “Siz kendi partinize ne zaman geçeceksiniz?” Beni Kürt sanıyor. Niye partiye geçeyim ki? Ben Kürt düşmanı değilim. İlla Kürdün yanından mı durmak lazım? Buradan da dostluk edilmez mi? Ben onların mağduriyetinde onların yanında durmadım mı? İlla orada mı durmak lazım, İlla duvara yazı mı yazmak lazım? Her gadre uğrayanın yanında durdum ben. Ben İkitelli’de başörtülü kızları,Bakırköy İmam Hatip Lisesi’nin kızlarını minibüse aldım, okula götürdüm. Polisle kavga ettim. Ya, okuma hakkını elinden alabilir misin? Başka neyimiz var?

     

    -Siz kendiniz için nasıl siyasi gelecek tasavvur ediyorsunuz?

    Bu evet-hayır kampanyasında kendimi şöyle bağladım;  şimdi, geçen yüzyılın söylemlerine göre siyaset yapılamaz. Referandumdan önceki son cuma şöyle dedim “Geçen yılın söylemlerine, geçen yüzyılın siyasi aktörlerine bir son verilmesi gerekir!” Mesela CHP’de benim ve Baykal’ın defterlerimizi kapatmamız lazım. Bizim kavgamız bitmiyor. Yani bizimki artık köylü inadına döndü. Yani onun olduğu yerde ben olamıyorum, benim olduğum yerde o olamıyor.  Geçen yüzyılın o ulusalcı, milliyetçi söylemlerini kaldırıp insanı öne çıkartan, insan etrafında örgütlenen bir şey yapmak gerekiyor. İnsan, haklarının toplamıdır, onu çıkartırsan geriye insan kalmaz. Yani Sarp Kuray demiş ya size, “delikanlılığımı çıkartırsan geriye bir şey kalmaz”, diye. Ben de “insanın hakları ve ödevlerini çıkartırsan insan kalmaz geriye”, diyorum. Canlı mahlûk kalır. Her türlü tehlikeye açık, her türlü tehlikeye maruz bir mahlûkat kalır. Mahlûkattan insanlığa geçmek gerekiyor. Şimdi bizim çok şey söylememiz gerekmiyor. Tayyip Erdoğan çok şükür bizi bir araya topladı.  Bizim birbirimize insan gibi davranmamız gerekiyor. Hak ve özgürlüklerimizi korursak gerisi teferruattır. Bir arada dururuz, bir engel yok. Şu anda hiç kimsenin herhangi bir şeye itiraz etme hakkı var mı? Ya, sosyolog bir şey söyleyemiyor. Diyor ki,  “Koskoca başbakana, cumhurbaşkanına sosyoloji mi öğretiyorsun?” Lafın bittiği yerdir abi… Anlıyor musun, lafın bittiği yerdir burası. Avrupa’da Tanrı çekirdeğini bulmuşlar, burada türlerin kökenini inkâr ediyoruz.

    -Türkiye’de basının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Yahu, Turhan Günay’ı hapse atıyorlar. Yani Musa Kart’ı içeri atıyorlar.  Ya kelebekleri hapsediyorlar. Musa hapsedilir mi? Yahu BirGün gazetesinden FETÖ’cü olur mu? Aynı mahalledeyiz, mahalleyi biliyoruz. Ne oluyorsunuz ya? İç savaşa hazırlık yapıyorlar. Yok, yüzde 50’yi tutamıyorlarmış!

    Son olarak muhalefete gazetemizden nasıl seslenirsiniz?

    Herkes birbiri hakkındaki kötü düşüncelerini içinde saklayacak. Yani halının altında kalacak. Yolun sonundayız. Önce bu sorunu bir çözelim, sonra birbirimizin hakkındaki konulara gireriz.


    Yorumlar



    İlgili Haberler