• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ABD ile AKP gerilimi
    ABD ile AKP gerilimi
    24 Ekim 2017 11:37
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır
    AKP’nin, Trump’ın seçilmesiyle ABD ile ilişkilerde girdiği temkinli iyimserlik, son gelişmelerle yerini karamsarlığa bıraktı. AKP için, ABD ile ilişkilerdeki gerginlik, diğer tüm sorunların önüne geçerek en riskli alan haline geldi. Durum, AKP kulislerinde “Almanya ve AB ile yaşanan sorunların çözümü daha mümkün” sözleriyle değerlendiriliyor. Sarraf davası, ABD ile ilişkilerin en güç noktasını oluşturuyor.

    Donald Tump’ın seçilmesiyle AKP’nin büyük bir iyimserlik içine girdiği ABD ilişkileri, son krizler nedeniyle tüm sorunların önüne geçerek, AKP için normalleşmesi en zor sorun haline geldi. AKP açısından ABD ile ilişkiler, Almanya başta olmak üzere AB ile krizlerin önüne geçerek, yakın gelecekteki en riskli alan konumuna yükseldi. ABD’nin AKP açısından çözümü en güç bir numaralı sorun boyutunu kazanması, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Trump’ın seçilişinden bu yana ABD’ye karşı ilk kez ton yükselttiği vize krizi sonrasına denk geliyor. Erdoğan, seçilişinden bu yana ilk kez Tump’ı hedef alarak, “Medeniyet olayını şekil olarak değerlendiren bir tipoloji” ifadesini kullandı. Erdoğan bu ifadeyi, Trump’ın terörle Müslümanları özdeşleştiren açıklamaları, ABD’de korumalarının tutuklanması ve vizelerin dondurulması nedeniyle patlayan krize yönelik tepkilerini saydıktan sonra dile getirdi.

    Bahar bekleniyordu

    AKP, son dönemlerinde Obama yönetimiyle yaşanan soğukluk sonrası Trump’ın başkan seçilişiyle birlikte iyimser bir beklenti dönemine girdi. Çok uzunca bir süre yaşanan noktasal sorunlara karşın bu iyimserlik korundu. ABD’nin PYD-YPG’ye silah vermesine ve Fethullah Gülen’in iade edilmeyeceği açıklamalarına karşın, ABD ile ilişkilerde bahar havasının yakalanacağı beklentisi hep ifade edildi. Bu iyimserlikte ilk çatlak, ABD’nin vize dondurma kararıyla kendini gösterdi ve ilk kez Trump’ı da eleştiri oklarının içine alan bir boyuta taşındı. ABD ile ilişkilerde, tek tek sorunları büyütmeyen bu iyimser beklentiler sürecinde başta Almanya olmak üzere AB ile ise en küçük sorunlara bile çok sert tepkiler verilerek tam anlamıyla bir soğuk savaş yürütüldü.

    Almanya’yı solladı

    Erdoğan’ın açıklamalarında ipucunu verdiği ABD ile ilişkilerdeki sertleşme, AKP kulislerinde net olarak ifade ediliyor. Erdoğan’ın Trump’ı da hedef aldığı tarihlerde AKP’liler, kendileri için ABD ile ilişkilerin “yakın dönemde çözümü en güç bir numaralı sorun” haline geldiğini, “Almanya ve AB ile varolan sorunların çözümü daha mümkün” sözleriyle ifade etmeye başladı. AKP’de yapılan değerlendirmelere göre, ABD ile yaşanan sorun, tüm başka sorunların önüne geçerek, normalleşmesi en güç ve riskli alan haline geldi. AKP’ye göre çözüm, çok sayıda ve her biri de birbirinden karmaşık sorunun üst üste gelmesi nedeniyle çok zorlaştı. AKP’liler, özellikle Gülen’in iade edilmemesinin de ABD’yle ilişkileri sürdürmekteki isteği çok düşürdüğünü, “Türkiye’de de çözüm gayretlerinin eskisi kadar güçlü olmadığını” vurguluyor ve bunun çözüm olanağını azaltan bir durum olduğunun altını çiziyor.

    Sarraf davası

    AKP’de yaklaşan Sarraf davasının Halk Bankası ve eski Bakan Zafer Çağlayan’ın dahil edilmesiyle büyüyen boyutları, ABD ile ilişkilerin en güç noktasını oluşturuyor. Erdoğan’ın korumalarının tutuklanması ve yargılanmaları ikinci boyutta risk konusu olarak görülüyor. Bunu, ABD’nin PYD-YPG ile ilişkileri sürdürmekteki ısrarı izliyor. ABD’lilerin Türkiye’nin Rusya ve İran’la Suriye sorununda ortak hareketlerinin de iki ülke arasındaki öngörülmezlikleri ve belirsizlikleri artırdığı belirtiliyor.

    2019’a küskün korkusu

    AKP’nin parti içi alanlarda ise en önemli gördüğü risk olarak ise 2019 seçimleri öncesi partide yaşanabilecek kırılma dökülme olayları geliyor. Özellikle kongrelerde görevden uzaklaştırılan il başkanlarının ardından bugünlerde de önemli büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınmalarının 2019’a olumsuz etki yapmasından kaygı duyuluyor. Partide öteden beri kırgın-mutsuz kadroların varlığı da dikkate alınarak, 2019 seçimlerinde bu durumdaki isimlerin çoğalarak “küskünler hareketi” haline dönüşmesi en önemli sorun olarak sayılıyor. Böylesi bir hareketin seçmeni etkileyerek, 16 Nisan referandumundaki sonuçlar çerçevesinde yüzde 50+1 oy zorunluluğu nedeniyle partiye seçim kaybettirmesinden kaygı duyuluyor.


    Yorumlar



    İlgili Haberler