Dokuz Eylül Üniversitesi’nden uzaklaştırılan akademisyenler, diktatörlüğün olduğu ortamlarda barış, adalet ve özgürlük taleplerini savunmanın akademisyenler için görev olduğunu vurguladı.
Barış İçin Akademisyenler Girişi’minin hazırladığı “Bu Suça Ortak Olmayacağız” metnine imza attıkları için yürütülen soruşturma kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi’nden 10’u Eğitim Sen ve 3’ü de SES üyesi imzacı akademisyenlerin rektörlük kararı ile görevden uzaklaştırılmısı protesto edilmeye devam edildi.
Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi ve SES İzmir Şubesi tarafından Alsancak’taki DEÜ Rektörlük binası önünde yapılan basın açıklamasında kararların geri çekilerek akademisyenlerin görevine dönmesi ve Rektör Adnan Kasman’ın istifa etmesi istendi.
“Akademi Biat Etmedi Etmeyecek” ve “Barıştı Sözümüz Vazgeçmeyeceğiz” pankartlarının açıldığı eylemde “Karanlığa Teslim Olmayacağız”, “Barış Elçileri Onurumuzdur”, “Barış Bilim Özgürlük” ve “İş Ekmek Adalet” sloganları atıldı. Açıklamaya, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin temsilcileri ile görevinden uzaklaştırılan akademisyenlerin öğrencileri de katıldı.
İlk olarak konuşan açığa alınan akademisyenler arasında yer alan Prof. Dr. Ayşen Uysal, diktatörlüğün ve baskının söz konusu olması durumunda barış, adalet ve özgürlük taleplerinin aydınlar için sorumluluk olduğunu ifade etti. Bu sorumluluğu üstlendiklerini dile getiren Uysal “Başımızın tacı yaptık. Her türlü bedeli ödemeyi de göze aldık. Bu baskı ve zulüm ortamında üniversitelerin rektörleri koltuklarını korumak için gönüllü kulluk ediyor, biat ediyor, bu suça ortak oluyor ve bizzat kıyıcılığa soyunuyor! Bizler bugün bize yapılanı asla unutmayacağız ve hep hatırlayacağız” dedi.
Rektörlerin gelip geçici olduğunun da altını çizen Uysal şunları söyledi: “Asıl olan bilimdir, insanlıktır, adalettir, adaletsizlikler karşısında sessiz kalmamaktır! Üniversiteler Hepçoşkun’lara kalmadı, İbiş’lere, Çamsarı’lara, Kasman’lara da kalmaz! Saltanatlar çöker, zulüm biter. O zulmü bitirmenin de, barışı inşa etmenin de ancak bizim mücadelemizle mümkün olacağını biliyoruz ve bunun gereğini yapacağımıza, hakikatin dillendiricisi olacağımıza sizlerin önünde bir kez daha söz veriyoruz. Biatla bir yerlere gelmedik, şüphesiz ki bundan sonra da üniversitelerde kalmayı biat ederek sürdürmeyeceğiz. Sorumluluk almaktan kaçınarak yapmadıklarımızdan dolayı suçluluk duymaktansa, yaptıklarımızdan dolayı bedel öderiz. Akademi biat etmez.”
Ortak basın metnini okuyan Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Başkanı Ulaş Yasa, barış imzacısı akademisyenler için adalet aradıklarını belirterek, “Bugünün Türkiye’si siyasî iktidarın OHAL ve KHK rejimi ile hukuku, özgürlükleri ve demokrasiyi ayaklar altına aldığı bir süreçten geçmektedir. Bir yandan da adalet, özgürlük, demokrasi ve barış talebi bu topraklarda yeniden filiz vermektedir. Biz bugün burada olağanüstü rejim rektörünün haksız, vicdansız bir uygulamasını protesto ederken aynı zamanda karanlığa ışık tutanların safında yeni bir sayfa da açıyoruz. Adalet gibi bir olgunun arayışının da, barış taleplerinin de ne kadar zor bir iş olduğunun farkındayız. Ama biz bu yola baş koyduk. Yeter ki analar ağlamasın artık” dedi.
“1 yıldır soruşturma selametini tehdit etmeyenler şimdi mi tehlike arz etmektedirler?” sorusunu soran Yasa şunları söyledi “Bugün buradan tekrar tekrar söylüyoruz: Bizler tarafız! Barış imzacısı hocalarımızdan tarafız, Barıştan tarafız, özgür bilimden, eşitlikten, adaletten tarafız! Mücadelemiz tüm dostlarımız işlerine geri dönene kadar, ülkemizin her yerine barış gelinceye kadar, üniversitelerimiz özgürlüklerine kavuşuncaya kadar devam edecektir. Hepimize başarılar dilerim. Bunlar daha başlangıç. Yolumuz açık ve aydınlık olsun”. (İzmir/EVRENSEL)







