• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Açlık grevi ve hukuk devleti
    Açlık grevi ve hukuk devleti
    31 Mayıs 2017 12:08
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Türkiye’nin hali ahvali ortadayken, tuhaf bir olay daha yaşandı.

    KHK’lerle görevlerinden uzaklaştırılan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, Ankara Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde 195 gündür, mağduriyetlerini kamuoyuna duyurmak için sessiz eylem yapıyorlardı. Bu 195 günün 36 günü göz altılarda geçti. Bir süre sonra açlık grevine başladılar. Her gün eyleme destek ve dayanışma için insanlar geliyor ya da mesaj gönderiyorlardı. Dünya kamuoyu önünde Türkiye’deki KHK mağdurlarının sesleri ve simgesi oldular.  21 Mayıs gecesi evleri basıldı, önce gözaltına aldılar, sonra da “Suç işleme ihtimali” , ” Adaletin işleyişine engel olmak” gibi tuhaf ve gerekçesiz bir kararlar tutuklandılar.  Oysa yaptıkları, sadece hukuksuz işten atılmaları protesto etmek ve işlerine dönmek için kendilerini aç bırakmaktı. Yüksel Caddesi’ndeki insan hakları anıtı, 2017 Türkiye’sinin maketi gibi polis tarafından barikatlarla çevrildi.

    Öncelikle Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın verdiği demeci hatırlayalım; “(…)Toplantı hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminatı altına aldığı bir hak. İfade hürriyeti bu kapsamda son derece önemli bir hak. Hem AB’nin, hem Avrupa Konseyi’nin hem de demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez özelliklerinden biri…”,” (…) Hukuk devleti olan Türkiye’de demokrasinin güçlü, insan haklarına saygının esas olduğu…*” Bekir Bozdağ’ın bu demeci ile Türkiye’de yaşanalar yan yana koyduğunuzda, “Hukuk devleti böyle bir şey ise, hukuk dışılık nedir?” sorusunu sormadan edemiyor insan.

    Tutuklama kararının hangi hallerde verilebileceği CMUK’da kanunda açıkça belirtilmiş durumda. Bunun için “kişinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı” gerekli.  Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerle birlikte “tutuklama nedeninin” de bulunması şart. Birincisi Nuriye Gülmen ve semih Özakça kaçmak bir yana toplumun gözü önünde Ankara’nın en işlek yerinde eylemlerini sürdürüyorlardı. İkincisi, protesto etmek ve açlık grevi yapmak hukuken asla suç kapsamında değerlendirilemez.

    Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6-2. Maddesi şöyle der; “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

    Yine anayasamızın 15/2. maddesinde, ‘masumiyet karinesine savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bile dokunulmasının mümkün olmadığı’ belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında ise hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.** Oysa Nuriye ve Semih’in eylemleri dünya kamuoyuna mal olmaya başlayınca hükümet yetkilileri onların yaşa dışı bir örgüte üye oldukları yönünde açıklamalarla,  yargısız hüküm biçerek kamuoyunu yönlendirmeye çalıştılar.

     

    Hâkim, muhakemeye sanığın isnat konusu suçu işlediği önyargısı ile başlamamalıdır. Savcı sanığı, açacağı davadan haberdar etmeli aynı zamanda sanığa savunmasını hazırlama ve sunma imkânı tanımalıdır. Sanığı peşinen suçlu kabul eden bir yargı kararı, savunma hakkını da ihlal edecektir.

    Semih, açlık grevi boyunca 21 kilo kaybetmiş. Hapishane yönetimi, talep etmesine rağmen Semih’in B 1 vitamini almasına engel oluyor, B 12 veriyor. Üstelik devletin resmi yetkilileri, her gün eylemin mahiyetine ilişkin dezenformatif açıklamalarda bulunuyorlar.

    Çağdaş demokratik bir hukuk devletinin önündeki en büyük engel keyfiliktir. Keyfiliğin olduğu yerde hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku geçerlidir. Hukuk bir toplumun bir arada yaşama sözleşmesidir. Bu sözleşmeyi iktidar gücüyle, bir zümrenin çıkarları için ortadan kaldırmaya başladığınızda sosyal kaosun önünü açmış olursunuz sadece…

    ***

    Tarafsız, ilkeli, objektif Halkın Nabzı Gazetesinin 200. basımı dolayısıyla tebrik ederim ve bu aileye yeni adım atmış biri olarak gurur ve mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum.

     

    *(Hürriyet-02.03.2017)

    **Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26


    Yorumlar



    İlgili Haberler