• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    “Adalet olacaksa herkes için adalet olacak”
    “Adalet olacaksa herkes için adalet olacak”
    21 Haziran 2017 10:34
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu önemli bir insan hakları savunucusu ve feminist hareketin aktivistlerinden… Şimdi ise Mecliste HDP’nin de en aktif milletvekillerinden biri. Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasından sonra CHP, Adalet Yürüyüşü başlatınca, gözler halen İki Eş Genel Başkanı ve 9 milletvekili tutuklu olan HDP’ye çevrildi. HDP bu yürüyüş hakkında ne düşünüyor? HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ile buluştuk ve Adalet Yürüyüşü hakkındaki kendisinin ve partisinin görüşlerini sordum.

    DSC_0103

    – CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından CHP, Adalet Yürüyüşü başlattı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz bir HDP milletvekili olarak?

    Adalet için yürümek,‘herkes için adalet’ için yürümek aslında önemli bir şey. Kendim için şunu söyleyebilirim;‘JusticeForAll’ yani ‘Herkes İçin Adalet’ diye DustinHoffmann’nın bir filmi vardı. Hayatımda beni en etkileyen filmlerden biriydi, belki de hukukçu olmama neden olan bir filmdi. Yani bir prensip varsa, kimseyi ayırt etmeksizin herkes için olmalı. Eşitlik varsa herkes için olmalı, adalet varsa herkes için olmalı… Bunu gerçekten içselleştirdiğimizde birçok sorunu aşmış olacağız. Bu çok önemli… Bu anlamda, evet, adalet dediğiniz sadece tek başına adalet demek yeterli değil. Herkes için genişletmek lazım adalet kavramını. Buna Türkiye perspektifinden ve bir HDP’li olarak baktığımız zaman şunu görüyorum; maalesef çok uzun zamandır HDP için adalet yok. Yani herkes için adalet hiç olmadı bu ülkede. Son iki senede yaşananlara bakın! Bize yönelen saldırılarda bizimle omuz omuza duran başka bir parti-bazısol partiler dışında- olmamış. Parlamentodaki partilerden bahsediyorum. Bu üzücü bir şey tabii.. Bunu belki daha derinleştirebiliriz, bunun üzerine daha fazla konuşabiliriz. Söylenecek çok söz var. Ama bunu bir kenara koyarsak ben şöyle de bakmak istemiyorum hayata;“İşte şunu şunu yaptılar, bunu bunu yaptılar!” ya da “İşte geçmişte şunlar şunlar oldu!” Asıl bizim için, ülkemiz için, geleceğimiz için bundan sonrasında ne olacağı çok önemli. Burada CHP’ninoynayacağı önemli bir rol var. Bu rolü zaten daha öncesinde de tespit etmiştik biz ama bu rolü oynamadığını söylemiştik. Şimdi acaba bu rolü oynayabilecek mi? Soru bu…Yan yana durmama halinin kimseye bir faydası yok. Çünkü bir ülkede baskı varsa, diktatörlük varsa; faşizm deniyorsa, otorite deniyorsa, adına ne derseniz deyin, buna karşı çıkmanın yolu ortaklaşmaktan geçer, dayanışmadan geçer. Bu sadece kısıtlı çevreler için söylenen bir söz değil. Herkesin dayanışması gerekir. Buna karşı çıkan insanların aynılaşmadan dayanışması önemli.Aynılaşmaya gerek yok, yani herkesin aynı olması gerekmiyor. Sadece herkes kendi rolünü oynayarak otoriteye karşı çıkmalı. Feministlerin feminist olarak ama otoriteye karşı çıkmalı–baskıya, otoriteye karşı çıkmak zaten özünde var-; sosyalistlerin aynı şekilde, sosyal demokratların aynı şekilde… Herkesin o anlamda, kendi rolünü oynayarak prensipler etrafında birleşmesi ve dayanışması lazım. Bunun ışığını görebilmek lazım. Buyürüyüşün sadece ‘adalet’ diye boşlukta sallanan bir şeyden öte Türkiye’deki herkes için demokrasi ve barış yürüyüşüne dönüşmesi lazım. Bu olmayacak bir şey değil. Bu başarılabilecek bir şey…

    – SizlerHDP’li milletvekilleri olarak kendi aranızda konuşuyor musunuz bu durumu? CHP’nin başlattığı yürüyüşün değerlendirmesini yaptınız mı? Dokunulmazlıkların kaldırılmasına CHP’nin de evet vermesi nedeniyle CHP’den bir özeleştiri beklentisi oluştu HDP kitlesinde…

    Konuşuyoruz tabii. Ama çok yeni ve ani olan bir şey bu… Enis Berberoğlu’nun tutuklanması da öyle. Şimdi, özeleştiriTürkiye’nin geleneğinde yok. Keşke olsa. Herkes hakikaten samimiyetle “Şu şuşu hataları yaptım ve bunları ortaya koyuyorum,” diyebilse… Ama bence kimse kimseyibunu zorlamasın. Aslında özeleştiriyi en fazla isteyecek olan parti biziz. Çünkü bizim milletvekillerimiz tutuklu, bizim belediye eş başkanlarımız tutuklu, bizim üyelerimiz tutuklu. Bu tutukluluğu bu ülkede en fazla biz yaşadık ama önemli olan geleceği kurmaksa bu andan itibaren yaptığınız şeyde ortaklaşmayı sağlayabilmek ve bunun için belli prensipleri oluşturmak gerekiyor. Bazen yaptığınız davranışlar, aynı zamanda bir özeleştiri de olabilir. Bu yürüyüşün böyle olup olmadığını şu anda bilme şansına sahip değiliz.

    DSC_0112

    – Gerek iktidar partisi milletvekilleri gerekse MHP milletvekilleri açıklamalar yapıyor ve yürüyüşü kriminalize etmeye çalışıyorlar. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Valla, muhtarından özel güvenlik şirketlerine herkesi silahlandırmaya kalkan, 15 Temmuz darbe girişiminde sokağa çıkan insanların hangi birine silah verildiği belli olmayan ve o dönemde herkesi sokağa çağırmış olan bir iktidar ve onun yandaşı olan bir partinin bu anlamdaki eleştirilerini hiç ciddiye almıyorum açıkçası. Onların söyleyecek sözü yok. Kendileri istediği zaman insanlar sokağa çıksın ama adalet talebiyle, demokrasi talebiyle, özgürlükler talebiyle insanlar sokağa çıkmasınlar! Olayın en başına dönersek, “Herkes için adalet!” dedik ya, adalet olacaksa herkes için adalet olacak. Darbeye karşı çıkmaksa, sokağa çıkmaksa, gösteri hakkıysa,toplantı hakkıysa herkes için olmalı.

    – Bir gün onlara da lazım olacak diyorsunuz yani…

    Kesinlikle olacak. Bağımsız ve adil yargılanmaya da kesinlikle ihtiyaçları olacak. Yani bunu defalarca meclis kürsüsünden de söyledik. Hem de kaç kez söyledik! Ve bunu samimiyetle söyledik. “Ha!İlerde görürsünüz gününüzü” anlamında söylemedik yani. Hakikaten “Siz yargılandığınızda biz bu sefer size destek olmak zorunda kalacağız,” dedik. Böyle olacak gerçeklik… Evet, adil yargı anlamında belkiçok fazla şey görmedik bu ülkede. Faili meçhullerin, derin devlette karıştırılan işlerin faillerinin gerçek anlamda yargılandığını, adalete erişimin sağlandığınıgörmedik belki. Gördüğümüz, tek tük şeyler oldu sadece. Ama her şeyin bir miadı var, diye düşünüyorum ben. Başka ülkelerde nasıl özgürlük mücadeleleri uzun direnişlerle, yollarkat edilerek yürütülmüşse Türkiye’de de aynı şekilde oluyor. Kolay bir şey değil bu. Çok eski bir tarihimiz yok bizim demokrasi tarihi anlamında. O yüzden barış, demokrasi ve adalet içintaş taş üstüne koymamız lazım. Bir gün biz de buna ulaşacağız.

    – CHP bu yürüyüşü Maltepe’de bitireceğini açıkladı. Meselemilletvekillerinin tutukluluğuysa mesela Selahattin Demirtaş Edirne’de cezaevinde kalıyor. Kamuoyunda Edirne’de bitirilmesi konusunda önemli birbeklenti de var. Buna ne dersiniz? Bu yürüyüş Edirne’ye kadar uzayabilir mi?

    Uzaması gerektiğini düşünüyorum. O zaman gerçekten insanların dediğiniz o özeleştiriyi görmüş olurlar. Bundan sonrasında belli prensiplerde buluşulabilir en azından. Nedir bu prensipler? Çok basit! “Tutuklu vekillere özgürlük” olabilir. Bu yürüyüş Enis Berberoğlu ile başladı ama aslında 7 Haziran sonrasında başlamalıydı belki bu yönelimlere izin vermemek anlamında. Biz o zamanlarda söyledik bunu defalarca… Tamam, artık bunu bir kenara koyduk ama Selahattin Demirtaş ve bizim diğer vekillerimizin tutuklanması ile başlamalıydı. Başlamadı. Bizim iki bakan, kırk milletvekiliyle 7 Haziran’dan sonra Cizre’ye o zorlu yürüyüşümüz sırasında olmalıydı. Eğer o gün biz yalnız bırakılmasaydık, CHP bizim yanımızda olsaydı, son iki senede yaşanan olayların belki de önüne geçilebilirdi. Ama bizimle kimse yürümedi. Bunu da bir kenara bırakalım, ama bugün bu yürüyüşün Selahattin Demirtaş’a kadar uzanması gerekir. Dediğim gibi bu aynılaşmak, aynı işi yapmak anlamına gelmiyor. Hakikaten adalet herkes için olmalıysa, evet, bu yürüyüş Edirne’ye de uzanmalı.

    DSC_0118

    – Peki bu yürüyüş Gezi gibi tüm muhalefeti kapsayan bir birleşmeyi sağlayabilir mi?

    Demokrasi güçlerinin aslında demokratik her talebin elinden tutması, ona dâhil olması lazım. Burada belli prensipler, ilkeler, uzlaşılabilecek noktalar aramak gerekiyor. Gezi’nin başlangıcında o ağaçlar kesilirken kimse direnişin böylesi bir büyük buluşmaya yol açacağını öngörmemişti. Sırrı (Süreyya Önder) vekilimiz oradaydı, Garo (Paylan) vekilimiz oradaydı. Ben o günden Taksim meydanındaydım. O zaman vekil değildim ama bir avukatve vatandaş olarak izliyordum yaşananları. Yani herkesin bir arada, birlikte ortaya çıktığı bir şeydi. Şimdi belki bu yürüyüşte deböyle şeyler oluyor ama bu güne kadar olamamasının nedeni az önce konuştuğumuz konular, tereddütler… HDP ile ilgili olan tereddütler… Bir de yürüyüş “herkese açıktır” deniyor ama gerçekten de açık mı? Oraya gittiğinde insanlar ne ile karşılaşacaklar? Belki de bu tam olarak değerlendirilemediğinden tereddütle karşılanıyor. Ya da şu var; CHP’nin “Biz şunu yapacağız!” deyip de yapmadığı çok şey oldu. Bu yürüyüşü de ne kadar devam ettirebilir? Ama yine de bütün bunlar değil önemli olan… İnsanların kendi hakkına, hukukuna sahip çıkması gerekir. Evet, “Ben bunu söylemek istiyorum, bunu yapmak istiyorum,” demeli. Semih ve Nuriye’nin yaptığı böyle bir şeydi. İki kişi, bir kadın ve bir erkek çıktı oraya. Ben mesela bu anlamda kendimi eksik hissediyorum Nuriye’nin yanında otursaydım, diye…

    – Bu yürüyüş Türkiye’nin önüne nasıl bir tablo çıkartır sizce?

    Başta da söylediğim gibi herkes için adalet, demokrasi ve barış konularındaortaklaşılarak hayata geçirilmeli. Çok fazla dallandırılıp budaklandırılmasına gerek olmadan yapılmalı bu. Hakikaten omuz omuza faşizme karşı yürümek… Birlikte olma iradesi ortaya konulabilirse Türkiye’de çok şeyi değiştirebilir. Başka ülkelerin direnci gibi, başka ülkelerin demokratik kazanımlara ulaşması gibi Türkiye’de de ortaklığa evrilebilecek, değişebilecek şeyler olduğunu düşünüyorum. Ama bu tabii ki, “Senin özlemin benim özlemim, senin vekilin benim vekilim, senin hakkın benim hakkım…” ayrımına düşmeden yapılmalı. Türkiye’de demokrasi kültürünün aslında hiçbir parti açısından tamolarak oluştuğunu düşünmüyorum. Yani ayrıştırmadan haksızlıklara karşı çıkabilmek bilinci… Oradan yürüyebilirsek biz birçok şeyi başarırız. Belki ben insan hakları geleneğinden geldiğim için daha fazla böyle düşünüyor olabilirim. Belki siyaset aklı başka bir şey gerektiriyor olabilir ya da yüksek siyasetin başka türlü tecelli etmesi gerekebilir ama benim için budur yani… Ayrıştırmadan, herkes için adalet… Barış ve demokrasiyi de adaletin yanına koyarsak ve o yürüyüş Edirne’ye ulaşırsa o zaman Türkiye’de birçok şeyi birlikte değiştirmek için bir başlangıç yapmış oluruz.


    Yorumlar



    İlgili Haberler