• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Adil Öksüz de bulunmayacak…

    Her dönemin bir fenomeni var. Bu dönemin fenomeni de Adil Öksüz.

    Darbenin mimarı olduğu iddia edildi. Darbe sabahı gözaltına alındı, bırakıldı. 19 Temmuz’da yeniden gözaltına alınması kararı çıkarıldı, 20 Temmuz’da telefonundan yer tespiti kararı alınıncaya kadar da telefonunu kullandı. Bu arada telefon sinyallerinden Sakarya Akyazı’da olduğu tespit edildi. Her ne hikmetse polis bir adım ötedeki Öksüz’ü yakalamak için bir çaba içine girmedi. Öksüz, 20 Temmuz’da son bir görüşmesini daha yaptıktan sonra telefonunu kapattı, o gün bugün sırra kadem bastı.

    Ülkede saklandığı yerlerle ilgili haberler de günlerce hükümet yanlısı medyada konuşuldu. Kah Rusya’ya, kah ABD’ye kaçtığı yazıldı çizildi. Bir dönem ABD elçiliğinde saklandığı iddia edildi. Şimdi de Almanya’ya iltica başvurusunda bulunduğu iddiası dillendiriliyor. Havuz medyası, Adil Öksüz’ün darbe girişiminden bir yıl sonra 17-18 Temmuz günü saat 20.00-21.00 civarında Hannover Steintor merkezindeki Karadeniz Lokantası’nda görüldüğünü yazdı. Almanya-Türkiye arasındaki gerginliğin, Öksüz’ün Almanya’ya ilticasından kaynaklandığı iddiasına bağlayanlar da var.

    Öksüz’ün darbe girişimi öncesinde yaşadığı trafikte çokça yazıldı çizildi. Darbe girişiminin hemen öncesinde Pensilvanya’da Gülen’le görüştüğü, darbeye ilişkin son talimatları alarak Türkiye’ye döndüğü, darbe girişiminin koordinasyonunu sağladığı, bu nedenle Akıncı Üssü’nde bulunduğu, binlerce telefon görüşmesi yaptığı falan filan, yazıldı da yazıldı.

    Öksüz’ün MİT elemanı olduğu, başından beri MİT’e çalıştığı ve bu nedenle yakalanmadığını yazanlar da var. Az da olsa öldürüldüğünü ve tüm sırlarıyla birlikte toprağa gömüldüğünü iddia edenler de oldu.

    İşin özü, 15 Temmuz Darbe Girişimi ile birlikte artık bir Adil Öksüz fenomenimiz var. Kimse ne olduğunu, kim olduğunu bilmiyor ama her şeyin içinde, yanında, yönetiminde o var.

    Geçmiş dönemlerinde benzer fenomenleri vardı. 90’ların akılda kalan isimlerinden biri Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım… Dersim’de sıradan bir JİTEM elemanı olduğunda, bölge halkı onu Sakallı olarak biliyordu. Acımasız işkenceleri ile bilinen biriydi. 90’larda birçok faili meçhul cinayete imza attı. Yeşil ismi bu yıllarda duyulmaya başladı. Susurluk kazası sonrasında en çok konuşulan o oldu. Mehmet Ağar, Sedat Bucak el önündeyken kimse onlara bir şey sorma gereği duymadı, her şey Yeşil’e bağlandı, sırra kadem basan Yeşil’le birlikte birçok şeyin üstü de örtüldü. Ağar’arın, Bucak’arın mesai arkadaşı olmasına rağmen kimse onu tanımıyordu. Ancak o herkesi tanıyor, biliyor, yönetiyor, öldürüyordu. Her ne hikmetse, “Bir tuğlayı çekersek duvar yıkılır” diyen Ağar bir şey bilmiyor, her şeyi bilen Yeşil ise yok olup gitti…

    İstihbari işlerden anlamam ama karanlıktan medet uman devletlerin ne menem şey olduğunu bilirim. Eğer karanlık işlere bulaşmış bir devlet söz konusu ise bu tür insanlar üzerinden oluşturulan gizemlerle devletin esasen kendi pisliklerini örttüğünü, böylece kendi kirli işlerini bilinmeze havale edip temize çıkarmaya çalıştığını, hatta temize çıkardığını bilirim.

    90’ları yakından takip eden bizler bile öylesine inandırılmışız ki sanki Yeşil yakalanırsa her şey açığa çıkacakmış hayalini biz de zaman zaman yaşarız. Hadi biz bunu zaman zaman yaşıyoruz, o hayale kapılıyoruz, diyelim. Peki, ya toplumun geniş kesimi… Toplumun yüzde 90’ının Yeşil’le birlikte tüm bilinmezlerin bilinire dönüşeceği hayalini henüz kaybetmediğinden emin solabilirsiniz.

    Şimdi aynı şey Öksüz’le yapılıyor. Toplum, Öksüz yakalanırsa her şey açığa çıkar hayaline yönlendiriliyor.

    Hal böyle de işin gerçeği böyle mi?

    Tüm işaretler darbe girişiminin Erdoğan tarafından önceden bilindiğini, gösteriyor. İktidar darbenin önceden önlenmesi yerine başarısız olması için planlar yaptı. Sonuçlarını AKP iktidarı lehine kullanılmayı temel alan iktidarın, Adil Öksüz’ü bilmemesi, ondan haberdar olmaması mümkün mü?

    Gülen Cemaati’nden çokça itirafçı da var. Bir dönem Gülen’in sağ kolu olarak adlandırılan Hüseyin Gülerce, bugünlerde hükümetin en yakınındaki ‘akilmendlerin’ başında geliyor. Hiç kimse bilmese bile Gülerce ve benzer ayardaki Cemaat eskilerinin Öksüz ve benzerlerini tanımaması mümkün mü?

    Yok, kimse hikâye anlatmasın.

    Bu dönemin fenomenine dönüştürülen Öksüz de öncekiler gibi tarihe karışacak, bulunmayacak, kirli işler ise onda kilitlenerek üstü örtülecek…

    Toplum da buna inandırılacak; çünkü ‘devletin’ buna ihtiyacı var…

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları