• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    AFORİZMA

     

    Yaşamla kurduğumuz, kendi denklemimiz. Biz ait olan. Çevre denen her şey bende benimle birlikte anlam buluyor. Böyledir ve her daim böyle olmuştur.

    Hepimiz kendi rakamlarımızı yaşıyoruz saymaca bir dünyada. Yaşamı öğelerine ayırırken bu varoluşlar ve dönüşümler kümesinde kendi yerini aramak ilginç geliyor.

    Kıyıdan bir girizgâh aslında… Gelişme bölümüne hiçbir zaman ulaşamayacak, doğrudan sonuçla kapanacak bir girizgâh.

    Üzerimizden atmak zor her gün yeni bir belaya uyandığımız dünyada çocuksu şaşkınlık hallerini.

    Biriktirmek, derinde izler aramaktan başka nedir ki! Kimi zaman o derinlikte kendini kaybettiğin de oluyor haliyle. Derinlik, yutuyorsa derinliktir. Hallice bir bocalama. Kayboluş aslında tek yanlı kendini kuran bir süreç. Ötesine bir ad bulmak zor çünkü.

    Köprüler atıyorsun karşı yakaya.  Seni yakan bir enkaz yığını… Karşı yaka yerinde yok, çoktan çekip gitmiş umarsız… Köksüz bir ağaçta sallanmak gibi bir şey. Dengesi nerede?

    Seni kabul etmeyen, senin de terk edemediğin bir anlamlar evreni. Zayıfız aslında. Varoluşun vahşi cazibesi karşısında yeniğiz. Yenilgimiz sığlımızdan değil, sınırlılığımızdan.

    Bozup yeniden kurmaya çalışıyorsun yaşam dengelerini. Kolay mı?

    Varlık yokluk güzergâhında yol alan, acı ve mutluluk arasında salınan ama sarkacın hep acıya meylettiği bir iklimde şiirin de biraz sarı, biraz yağmur gözlü oluyor.

    Sanrılı bir esrime hali bu…

     

    önder yazı görsel

    Şiir yaşarken çevrenden farklı bir boyuta siluetler ve gölgeler evrenine uçtuğumu düşünürsün çoğu kez. Bu yüzden elindeki anahtarlığı saatlerce arar, çayına üç kez şeker atarsın bazen. Nesnelerin coğrafyasından bu denli uzaklaşırken dizelerle yeryüzüne dokunmak… Akıl ile delilik arasındaki o uçuk sınırda gidip gelme ritüelleri. Sağaltan bir kendinden geçiş.

    Delilikse bu, delilik şiiri besliyor.

    Hep denir ya, şiir üst kurmaca, diye… Bence alt kurcamadır şiir… Dip akıntısında yaşarken, kendi karanlık dehlizinde aslından daha gerçek olan gölgelerini aramak… Platon’un idealar dünyası gibi. Ama bir fark var. Her halükarda imgenin yaratıcısı insan…

    Artık dizlerinin kanadığı bir yokuşa geliyorsun. Yürüsen, geri dönemeyeceksin. Dönüşler hem hüzünlü hem de güven duygusu verir insana oysa.

    O zaman karşı kıyıya atıyorsun kendini. Daha fazla yürümeye çalışsan, dizlerinle birlikte imgelerin de kanar.

    Zaten sürekli pansuman yaptırıyoruz imgelerimize ve adımlarımıza.

    Nereye kadar?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları