Çocuk, gözlerini dikmiş, anasının elindeki beyaz ipek puşiye ki; puşi kanıyor… Böyle bir renk görmemişsinizdir, eminim. Hangi çiçekten alınır ki bu lâl rengi… Anaysa gözlerini, o yorgun, üzgün gözlerini, elinde beyaz bayrakla yürüyen babanın kolundaki bebeğin solmuş masum yüzüne…
Kahvedeyim. Bilgisayarım önümde. Devlet televizyonlarının ve gazetelerin bize aktarmadığı gerçeğin peşindeyim. Uydu televizyonlarında ve haber ajanslarında delirmiş gibi dolanıyorum. Yorgunum, ağlamaklıyım… Kızgınım işte… Ellerimi öyle sıkmışım ki; kan çıkıyor avuçlarımdan…
Ensem ürperiyor. Birinin arkamda ekranımı izlediğinin farkına varıyorum. Hemen kapının girişindeyim. Dönüyorum. Üstü başı pejmürde bir kızcağızın ağlamaklı gözleriyle buluşuyor gözlerim…
“Ah o gözler ki ağlar
Götürür beni memleketime
Götürür beni Fiskaya’dan gözüken Dicle’ye
Kahırlıyım, Kürt kızı bakamam bulutlara
Uzaklarda kara bir sur, bekler beni
Bekler beni dar sokaklarıma sakladığım ev
Ölüme yatar bir hayatDiyarbekir’de”
O esmer elini ellerime alıp, gözünü siliyorum; gözyaşına karışıyor, gözyaşlarım… Sürgünlüğün, evsizliğin acısınıbağlamış, zalim elindeki çaresizliğine… Özgürlüğün pahasının farkında… Zor ve çileli olduğunun da…
Ansızın fırlıyor yanımdan, başını dikleştiriyor, yaşlı gözünü bana ve tüm oturanlara dikiyor ve haykırıyor:
Bijiazadi!
Elleri, zaferi gösteriyor gözlerime…
İnsan, insana bırakıyor acıları… Giderek derinleşiyor memleketin çukurları; sahipsiz mezarlar kapatıyor toprağın kızılını… “Ağla, sevgili yurdum! Ağla” Yakında Newroz gelecek şehirlerine memleketin…
Shakespeare, tragedyalarında aşkı, acıyı ve ölümü anlatır. Sonsuz zamanlardan gelir o tılsımlı sözler. Amed’in bütün şairleri, yazarları halkın gözündeki acıyı, halkın gözündeki özlemi ve memleket aşkını döküyor sayfalara… Umudu çoğaltıyor ve yaşamanın gayesini aktarıyor tüm insanlığa…
Sizin gözleriniz yok bayım!
Ağlayamaz, o çirkin yüzünüz
Ağlayamaz, zulme açılan bakışlarınız
Gazetelerinizde ofsetten sızıyor salyalarınız
Siz zalimsiniz bir kere bayım!
Bilmezsiniz ağız dolusu gülmeyi
Bilmezsiniz bir bebeğin gözlerinde kaybolmayı
Ah buluta sakladığım çocuk!
Elma dersem çık
Armut dersem çıkma
Yağmur gibi yağ yüzüme, her bahar







