• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Ah şu diploma meselesi

    Malum mezuniyet ayındayız.  Facebook duvarları kep fırlatan gençlerin rengârenk, cıvıl cıvıl fotoğraflarıyla yıkılıyor.

    Çocuklarının mezuniyet fotoğraflarını paylaşan ailelerde utangaç bir gurur…

    Çocuklarıyla övünecekler ama ayıp olmasın diye bir takım gereksiz söz oyunlarının arkasına saklıyorlar sevinçlerini… “Kerata! daha dün gibi hatırlıyorum çelimsiz, huysuz bir çocuktu. Bir baktık mühendis olmuş. Hayat ne çabuk gelip geçiyor”, “Güzel kızım benim. Üniversite kapısından hayat kapısına adım atıyor. Her daim yanındayız yavrucağım,” yollu usturuplu gururlanmalar… Hakları tabi. Bir anne baba için çocuğunun başarılarına tanık olmaktan güzel şey mi var?

    Kimsenin diploma sevincini gölgelemek istemem ama çocuklar kaygılı, hem de çok kaygılılar…

    Asıl mücadele bundan sonra başlıyor çünkü. Bir kere en iyimser tahminle yarıdan fazlası uzun yıllar işsiz kalacak. Bir kısmı kendisi iş bulamadığından imza hakkı düşük maaş karşılığında diplomasını peşkeş çekecek cingöz şirketlere. İşsizlerin yarısı bir süre sonra iş aramayı bırakacaklar. Kimi simitçi, kimi garson, kimi inşaat işçisi olmaya razı olacak bir dünya hayal kırıklığından sonra. Buhranlı bir hayat çağı bu…

    15 yıl, 16 yıl yarış atı gibi koşturup o sınav senin bu sınav benim sorularla köşe kapmaca oynadılar oysa bu çocuklar.  Anne babalarının şefkatli kanatlarının altında öğrenci olmak stresliydi belki ama güzeldi. Artık kendi yollarını kendileri çizecekler. Haliyle çok işe yaramasını istiyorlar altın sarısı diplomalarının…

    Ama diploma var, diploma var.

    Hatta bazen çok mühim adam olmak için diplomaya bile gerek yok.  Ya da uydurursun çakma bir imza bütün saray kapıları açılır sana. Öyle dediğime aldanmayın, sahte doktorların bile saraya kapa atanlardan şansları daha yüksek. 70 milyonda bir kişinin becerebileceği bir şey bu. Uydurmakla bitmiyor iş yani, inceliklerini bilmek lazım.

    Şaka bir yana bunca meşakkatli koşturmacanın ardından mezun olan milyonlarca genç, diploma sevinçlerini bile doğru düzgün yaşayamadan gelecek kaygısına düşerken,  Erdoğan’ın sahte bir diplomayla şatafatlı saraylarda bizim kaderimizi çizmesi sizin vicdanınızı kanatmıyor mu?

    Acayip rahatsız oluyorum ben.

    1982 yılında kurulmuş bir üniversiteden 1981 yılında mezun olmayı başaran diplomasız bir cumhurbaşkanının karşısında rektörler, dekanlar, kürsü başkanları, kelli felli profesörler el pençe divan duruyor. Uğradığı her şehirde fahri doktora unvanları veriliyor kendisine bol keseden…  Kulakları çınlasın -adı lazım değil- Ankara’nın CHP’li bir vekili cumhurbaşkanlığı için 4 yıllık üniversite diploması şartı koyan kanunun değiştirilmesi için verdiği teklifte “Diploma tartışmaları cumhurbaşkanımızın psikolojisi bozup sağlıklı kararlar almasını olumsuz etkileyebileceği gibi aldığı fahri doktora unvanlarını da gölgeliyor,” gibi şahane gerekçeler yavrulamış. ( Benden söylemesi, kesin AKP’ye geçecek bu adam.)

    Tamam, cumhurbaşkanımızın psikolojisi elbette çok çok önemli de yıllarca üniversite köşelerinde dirsek çürüten,  asgari ücretin biraz üzerinde iş bulabildiklerinde kendini şanslı sayacak bu gençlerin hakkı ne olacak?

    CHP milletvekilinin fahri doktora unvanlarının gölgelenmemesi pek elzem olan cumhurbaşkanı sahteliği ayan beyan ortaya çıkmış bir diplomayla sarayın sefasını sürerken,  milyonlarca gencin çerçeveletip duvara astığı diplomasını gördükçe hep aynı hayal kırıklığını yaşaması hangi devlet vicdanının eseri olabilir acep? Vaziyet bu iken Gezi’de meydanları dolduran gençlere ne kusur bulabilirsiniz, söyleyin hadi.

    Adalet mekanizması diplomasını çoktan kaybetti bu ülkede. İnsan hakları diploması zaten hiç olmadı. Yaşama hakkı dersen, silahı elinde tutanın insafına havale. Geriye bir diplomalı düşler kaldı onu bari çalmayın. Diplomanın kâğıttan öte bir değeri olsun. Ya da kaç paraysa, pazarda satılsın, olsun bitsin. Çocukların geçen yıllarına yazık çünkü…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları