Gazetemizi susturma operasyonu kapsamında “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla tutuklanan gazetemiz yönetici, yazar, muhabir ve avukatları hakkındaki dava, gözaltılardan 9 ay, iddianamenin hazırlanmasından 3 ay sonra önceki gün başladı.
Cumhuriyetçilerin yargılandığı davanın ilk duruşmasına Akın Atalay ve Kadri Gürsel’in iddianamenin hukuksuzluğunu gözler önüne seren çarpıcı savunmaları damga vurdu.
Davanın ikinci gününde Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, gazetemiz hakkındaki iftiralara cevap verdi. Davanın gazetecilere gözdağı vermek için açıldığını söyleyen Sabuncu, “Hangi bedel ödetilmeye çalışılırsa çalışılsın, Mumcu, Selçuk, Dink, Anter ve Göktepe’nin yolundan dönmedik, dönmeyeceğiz” dedi.
Gazetemizin avukatlarından Bülent Utku savunmasında, “Cumhuriyet’ten örgüt çıkaramazsınız” ifadelerini kullanırken, Cumhuriyet Gazetesi Ombudsmanı Güray Öz, FETÖ şüphelisi bir kişiyle iletişim kurduğu suçlamasına çarpıcı bir yanıt verdi. Güray Öz, “İletişim kurduğum iddia edilen kişi Çankaya’da bir pidecidir. Ben arada bir pide ısmarladığım pidecinin, hakkında soruşturma yürütülen bir kişi olduğunu bilme şansına nasıl sahip olayım ki” diye sordu.
Dünkü duruşmada Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Önder Çelik ve gazetemizin avukatlarından Mustafa Kemal Güngör de savunma yaptı.
Canlı Blog
17.25 – Ahmet Şık: Bekir Bozdağ, yargının Gülen cemaatine teslim edilmesinin baş sorumlularından birisidir. Biz FETÖ sebebiyle hapsedilmişken Bekir Bozdağ geçen haftaya kadar adalet bakanıydı.Kendi yaptığı atamaların ihraçlarını yönetiyordu.
17.15 – Ahmet Şık: Cemaat böylece, kendilerinden olmayan subaylardan bazılarının ordudan ayrılacağını hesaplıyordu. Öyle de oldu. Gülen ile mücadele planlı MGK kararını hiç uygulamadiklarını Erdoğan, Gül ve Bülent Arınç itiraf ettiler. Hayır kandırılmadınız, birlikte bizi kandırmaya çalıştınız. Şimdi de Cumhuriyetten FETÖ çıkartmaya çalışıyorsunuz.
17.05 – Ahmet Şık: Şimdi o dönemin suç ve günahlarının tüm yükünü Gülen Cemaati’nin sırtına yükleyerek kendi rollerini ve suçlarını gizlemeye çalışıyorlar. Cemaatin tehlikeli hale gelecek güce erişmesinin en büyük sorumlusu, “Ne istedilerse veren” Erdoğan ve AKP’dir. Dolayısıyla Erdoğan ve AKP 15 Temmuz kalkışmasının da sorumluları arasındadırlar. Mehmet Dişli ve Partigöç’ ün hazırladığı teklifi AKP’liler olduğu gibi kabul ederek kanunlaştırdılar. 2012 Mayıs’ında yapılan yasal değişiklikle, askeri personelin 15 yıllık mecburi hizmet süresi 10 yıla indirildi.
Ahmet Şık: Erdoğan uykusunda konuşsa canlı yayın yapmak zorunda olan televizyon kanallarında, iktidar komiserleri olmadan siyasal program yapmak yasak.15 Temmuzda darbe engellendi ama cunta iktidar oldu. Medyanın tamamını iktidar borazanı haline çevirenler korkacağımızı, susacağımızı sanıyor anlatmaya devam edeceğiz.
FETÖ’nün idealize ettiği model 15 Temmuz sonrası başarılı oldu. Tam da bu nedenle FETÖ ne istediyse AKP vermiştir.
17.00 – Mahkeme başkanı “Savunmaya bağlı kal Ahmet Şık, köşe yazısı yazmanı istemiyoruz” dedi. Ahmet Şık ‘Savunmamın tamamını dinlerseniz anlayacaksınız’ diye cevap verince Mahkeme Başkanı müdahaleyi kesti. Şık savunmasına devam ediyor.
16.58 – Ahmet Şık: Devletin sahibinin kim olacağına ilişkin kavgaya tutuştular. Bu kavga, darbe girişimine kadar uzandı. Hakikati dile getirenlerin seslerinin kısılmaya çalışıldığı günlerden geçiyoruz. OHAL ile temel haklar askıya alındı. RTE ‘Bu darbe allahın bize bir lütfudur’ dedi. Ağzından kaçırdı. Şimdi bu lütfu yaşıyoruz. Nuriye ve Semih kardeşime dahi yanıt hapishane oldu. Yargı bağımsızlığı ortadan kaldırıldı. HDP genel başkanları esir edildi. 10 binlerce insan darbecilik-FETÖ’cülük suçlamasıyla gözaltına alındı50 binden fazlası tutuklandı.İşkencelerden geçirilenler oldu. KHK’larla liyakatin değil biatin esas alındığı AKP kadroları oluşturma yoluna gidildi Kamu’da.
16.55 – Ahmet Şık: Söyleyecek fazla şeyim yok ama size aradığınız örgütün yol haritasını çıkartacağım. Yeni Türkiye denen garabeti inşa eden iki güç ayrıştı, adına iktidar denen kanalizasyon patladı. Medya köşelerinden yapılan tehditler yaşanacakların işaretiydi. Ortalığı pislik götürdü, götürüyor.
16.50 – Muhabirimiz Ahmet Şık’ın savunması başladı. Şık, “3 gündür bu davanın saçmalığını arkadaşlarım anlattı, aslında içeriğine dair söyleyeceğim bir şey yok” dedi.
Çizer Zeynep Özatalay’ın gözünden Turhan Günay
16.10 – Günay’ın savunması sona erdi, duruşmaya ara verildi. Duruşma aranın ardından Ahmet Şık’ın savunmasıyla devam edecek.
16.05 – Turhan Günay’a “Neden 3 kere boşandınız?” diye soruldu. Turhan Günay “Annem ben bebekken ölmüş, ölüm tarihini bilmiyorum, savcı bey sayesinde öğrendim, teşekkür ederim. Boşanmalarımı da anlatayım mı?” diye yanıtladı.
Günay’ın sorgusu özetle şöyle:
Mahkeme Başkan: Ya Turhan şöyle bir kitap var değerlendirir misin” diye vakıftan, yöneticiden ya da yazardan teklif gelirse değerlendirir misiniz?
Mahkeme Başkanı: Gazete için müstakil olarak varlık gösteren kitap ekini yönetiyorsunuz. Kitap Eki’ni yönetirken ekin içeriğinden kime karşı sorumlusunuz?
Turhan Günay: Ben çok bağımsız çalışıyorum. Kimseye karşı sorumluluğum yok. İçerikten ben sorumluyum.
Mahkeme Başkanı: Terör örgütlerine üye olmakla suçlanıyorsunuz. Kitap ekindeki yayınlarınızla bu örgütleri yüceltmiş olabilir misiniz?
Günay: Hiçbir örgütle bağlantım yok. Terör hepimizin başımızın belası, kitaplarını tanıtmam.
Türkçeyi doğru kullanmayan kitabı okumam,tanıtmam. “De” ile “da”yı ayıramayan yazarın kitabını anında bırakırım.
Mahkeme Başkanı: Ekonomik zorluk olduğunda vakfa mı bildiriyorsunuz?
Günay: Hayır müessese müdürüne bildiriyoruz. Sayfa arttırmamız gerektiğinde matbaa koordinatörüne bildiriyoruz.
Mahkeme Başkanı: Editöryal bağımsızlık mutlak mı?
Turhan Günay: Benim editöryal bağımsızlığım mutlaktır. İlhan Selçuk bir tek gün arayıp kapak ne yapıyorsun diye sormadı.
16.00 – Turhan Günay: İlk davamın üzerinden neredeyse 40 yıl geçti. Bütün davalarım beraatle sonuçlandı. Ben hiçbir zaman vakıf üyesi olmadım.
Bir kez dergiyi baskıya verirken boşluk kalınca, Oğuz Aral bir papatya çizdi komünizm propagandasından yargılandık 1 Mayıs haftasıydı.
Hiçbir zaman vakıf üyesi olmadım ama dosyada vakıf yönetim kurulu üyesi olduğum yazıyor.
Kitap fuarlarına davet için çağrıldığım telefon konuşmaları suça delil sayılmış. Sırf bu nedenle 267 gündür tutukluyum, şaka gibi.
15.55- Turhan Günay : 1985’de başladığımda Cumhuriyet dürüst gazetecilik yapılan tek yerdi. Halen de öyledir. Cumhuriyet’e Hasan Cemal ve Okay Gönensin’in davetiyle geldim. 25 yıldır Kitap Eki’ni yönetiyorum.
15.50 – Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay’ın savunmasına geçildi.
15.47 – Mahkeme başkanı Hakan Kara’ya “Yayın politikası konusunda vakıfta ‘Ya keşke şu haber yapılmasaydı’ gibi konuştuğunuz olmuş mudur?” diye sordu. Kara, “Hiçbir vakıf yöneticisi haber içeriğine, yayın politikasına karışmaz.” diye yanıtladı.
Hakan Kara’ya “FETÖ dışında PKK ve DHKP/C hakkında savunma yapacak mısınız?” diye sordu.
15.42 – Savunması sona eren Hakan Kara’nın sorgusuna geçildi.
![]()
Çizer Zeynep Özatalay’ın gözünden Hakan Kara
15.40 – Hakan Kara: Yıllardır oluşturduğum haber arşivime el kondu. Sizden ricam bedelini ödeyeyim orjinali sizde kalsın ancak bir kopyasını verin.
15.35 – ETS Turizm ile ilgili iddia doğru. Tatil için rezervasyon yaptırdım fakat şirketin hala ilanları tam sayfa yayınlanıyor. Bu şirketle görüşmek suçsa 2014’ten bu yana rezervasyon yaptıran 2 milyon 400 bin suçlu aramızda dolaşıyor. ‘Bylock’cularla görüşmek suçsa Türkiye’de 12 milyon suçlu var.
Bu iddianamede gerçekten niyet okumak diye bir şey var. “FETÖ’cülerle irtibat suçtur” diyen mantığa ben niyet okuma derim. Niyet okursam, “Bu iddiayı öne sürenler Türk yargısını çökertmeye çalışıyor” derim.
15.20 – Hakan Kara: 15 Temmuzun taşlarını döşeyenler cumhuriyetçiler değildir. Vakıf’ta ha bire proje ürettim. Cumhuriyet dijital yayıncılıkta geri kalmasın diye, o yönde katkıda bulundum. 40 yıldır Feto ile mücadele etmektedir bu gazete, 35 yılına ben şahidim.
İddianamede 267. sayfada ‘BYLOCK’ kullanıcısı 2 şüpheli ve haklarında FETÖ soruşturması bulunan 2 kişiyle iletişim kaydı bulunmaktadır’ diyor. Oysa daha yakından baktığımızda bu iddiaların gerçek olmaıdğını görüyoruz. ‘Bylock’cu olduğu iddia edilen kişilerle 2013’te konuşmuşum, iddianameye gore ‘Bylock’un ilk sürümü 2014’te yayınlanmış. HTS kayıtlarında arandı ve mesaj attı seçeneği var. Telesekretere mesaj bıraktı seçeneği de eklensin çok yoğunum.
15.15 – Hakan Kara: Henüz iddianame bile hazırlanmadan terörist dediler. Muhabirlikle başladım gazeteciliğe. 6 yaşında bir kızım var. Türkiye’de çevre konusunda duyarlılık oluştuysa, küçük de olsa benim de gazeteci olarak katkım var. Bunun için mutluyum. Akdeniz foklarını, endemik bitkileri yazdım. 10 yıl boyunca üniversitede ders verdim. 2000’e yakın öğrenci yetiştirdim.
Amaç Cumhuriyet’i susturmak ve tüm gazetecilere gözdağı vermek. Telefonumda Bylock yok. Hiçbir Cumhuriyet yazarı veya yöneticisinin de yok. Gazetede bugüne kadar 2 bini aşkın haber röportajım yayınlandı, bir tane terör övgüsü bulamazsınız. Basın Bayramı’nda gazetecilikten yargılanıyoruz ve gazetecilik suç değildir diyoruz
15.10 – Hakan Kara: Henüz iddianame bile hazırlanmadan terörist dediler.
15.05 – Hakan Kara: Çoğulcu demokrasiyi, sağlıklı bir çevrede yaşamayı savundum. Suçlamaların tamamını reddediyorum. Ne benim ne ailemin boğazından FETÖ’nün tek kuruşu geçti. Gülerce tanık, ben sanık koltuğunda oturuyorum. 9 aydır hapisteyim. Tescilli FETÖ’cü Hüseyin Gülerce serbest, ben tutukluyum.Hiçbir Cumhuriyetçi Pensilvanya uçaklarına binmedi. 2013 Eylül’de Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Gülen’i Pensilvanya’da ziyaret etti. Görüşme iki saat sürdü. Neler konuşuldu, bilmiyoruz. Yıllarca FETÖ’yü öve öve bitiremeyen, yere göğe sığdıramayanlar ‘Hocaefendi Hazretleri’ derlerdi. Böyle bir ifadeyi hiç kullanmadım. Bu durumda FETÖ ile görüşen Ahmet Davutoğlu şimdi suç mu işlemiş oldu? Örgüt lideri ile görüşmekten dolayı suçlu mu? Davutoğlu’ndan 1 ay sonra Ekim 2013’te Gülen ABD’de, rahatsızlık geçirdi. Başbakan Erdoğan da Gülen’i arayarak ‘geçmiş olsun’ dedi. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gülen’i arayıp geçmiş olsun demekle suç mu işlemiş oldu? Savcıların söylemeye çalıştığı şey bu mu?
15.03 – Mahkeme Başkanı, “Dün bir avukat burada anlamsız bir eylem yapmış. Yere 100 dolar atıp gitmiş. Ne demek bu şimdi?” dedi.
15.00 – Davanın 3’üncü duruşması yazarımız Hakan Kara’nın savunmasıyla başladı.







