• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    AKP’NİN HEDEFİ

    Bu yazıyı yine bir KCK operasyonunun ertesinde yazıyorum. Medyatik adıyla yeni bir dalganın. Ama elbette bu dalga da bizim için sürpriz değildi. Bu operasyonla bir kez daha ortaya çıktı ki AKP’nin hâlâ kimilerine yutturduğu demokratikleşme iddiası bir aldatmacadan ibarettir ve göstermelik bir takım adımlarla -ki ancak kendi işine geldiğinde atılmaktadır bu adımlar- sadece Kürt halkına yönelik yürüttüğü soykırımı perdelemeyi hedeflemektedir. Dedim ya, Biz Kürtler bu yeni dalganın gelmekte olduğunu biliyorduk.

    Artık Türkiye’nin gündeminin ritmini öğrenmiş durumdayız biz. Eğer AKP kendisine oy veren kitleleri memnun etmek için başka şartlarda demokratikleşme sayılacak bir adım atarsa, anlıyoruz ki Kürtlere yönelik yeni bir zulüm dalgası gelecektir. Çünkü devlet-hükümet Kürtler söz konusu olduğunda soykırım politikalarında uzlaşmasının yanı sıra, bu politikaların yürütülmesinde de tam bir eşgüdüm içinde harkete etmektedir.

    Roboski katlimanında zor durumda kalan devlet kurumları ve hükümet pervasızca birbirlerine teşekkürlerini ve bağlılıklarını sunduktan sonra,hükümetin yargısı derhal harkete geçmiş, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u mahkemeye davet edip tutuklama kararı çıkartarak gündemi değiştirmiş, kendilerini artık hiçbir şekilde savunamaz durumda olan AKP yandaşı demokratçılık oyuncularını kurtartmayı denemiştir. Tam da bu dönemde BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın yaptığı açıklama ise kayıtlara geçmiştir. Demirtaş, İlker Başbuğ’un tutuklanmasının ardından Kürtler’e yönelik yeni bir tutuklama dalgasının geleceğini söylemişti.

    Bu yeni oprerasyonun belki de öncekilerden bir farkı söz konusudur. Bu operasyonda polis seçmece yaparken daha geniş bir alanı taramış, hemen hemen bütün Kürt kurumlarına ve pratik alanlarına saldırmıştır. Medyadan emek örgütlerine, kültür kurumlarından milletvekili ikametgahlarına kadar hepsi saldırıya uğramıştır.

    Leyla Zana’nın Ankara’da kiracı olarak kaldığı eve kendisi yokken girilmesi ve milletvekilimizin bilgisayarlarına ve dosyalarına el konulması ise tam bir ibretlik durumdur. Başbakan’ın sayın Zana’ya yönelik olarak sarfettiği ve milletvekilimizi hedef gösteren konuşmasının hemen ardından milletvekili dokunulmazlığını hiçe sayan ve sayın Zana’nın ifadesiyle “kendi hukuklarını çiğneyen” böylesi bir operasyon yapılmıştır.

    Ancak herhalde devlet – hükümet de biliyordur bu operasyonlarla milyonlarca Kürt’ün direnişini kıramayacağını. Ama bu umarsız politikasını sürdürmekten başka bir yöntem de bilmiyor. ‘Açılım süreci’nin daha başında içini dolduramayıp nasıl rafa kaldırdıkları ortada. Demokratik bir Cumhuriyet inşa etmek için gereken siyasal ve kurumsal hiçbir donanıma sahip değiller. Demokratikleşme gibi görünen bütün adımları aslında sadece iktidarın tümüne sahip olabilmek için atılmaktadır.

    Ama burada da işte AKP görmektedir ki, Kürtler’in siyasal hareketliliği ve demokratik dayanışması sürdükçe, bu ülke halkları hiçbir zaman onun uyruğu olmayacaktır. Saldırısının nedeni budur.

    Bu saldırıların, bu soykırım politikalarının Kürt ulusu üzerindeki etkisi ise devlet-hükümetin hiç de arzu etmeyeceği biçimde olmaktadır. İşte kısa bir süre önce başta BDP olmak üzere HAK-PAR, KADEP ve diğer Kürt siyasi oluşumları ortak hareket etme kararı aldılar. Uludere katliamı bütün Ortadoğu’da ve diyasporada protesto edildi. Kürt Bölgesel Yönetimi acılı ailelere yardım gönderdi.

    Gecenin en karanlık anı aydınlığa en yakın olunan andır. Bu zulüm süreci de bunu ortaya koymaktadır. Kürtler birleştikçe Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Özerklik ilkelerimizi dost düşman herkes kabul edecektir.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları