• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    AKP’NİN KAFA KARIŞIKLIĞI YA DA ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN BUNALIMI

    Bu ülkede cumhuriyetten beri tam anlamıyla bir Kürt soykırımı yaşanmaktadır. Cumhuriyet tarihinin bu en kapsamlı ve en kanlı inkar ve imha operasyonu’na Kürtler’in gösterdiği direnç ve Demokratik Özerklik temelinde yeni bir evresine geçmiş, kendini yönetme aşmasına gelmiş onurlu barış kararlığı nihayet devleti külahını önüne koyup düşünmeye zorlamıştır.

    Şu anda artık Türkiye oligarşisindeki diğer iktidar odaklarını bertaraf etmiş ve devletle bütünleşmiş AKP hükümeti bu süreci yönetmeye çalışıyor. Ancak Kürtler’in geldiği bilinç ve olgunluk seviyesi şimdiye kadar TC devletinin Kürt isyanlarını nötralize etmekte kullandıkları şiddet ve ideoloji aygıtlarını etkisiz kılıyor.

    Ya kendi kafaları karışık olduğundan ya da böylelikle Kürtler’in kafasını karıştırabilecekleri gibi imkansız bir şey hedeflediklerinden olsa gerek, şu sıralar hükümetin farklı isimleri birbiriyle çelişen açıklamalar yapıyor, hatta bazısının aynı gün içinde yaptığı iki açıklama arasında uçurumlar oluyor.

    KCK operasyonlarındaki mantıksızlıklar, usul hataları ya da hukuksuzluk yüzlerine vurulduğunda “yargının işine karışamayacaklarını” söyleyen hükümetin devlet bakanı aniden KCK operasyonlarının kendileri ile koordine içinde yapıldığını pervasızca deklare edebiliyor. AKP iktidarının ABD’den icazet alarak geliştirdiği konsept için şöyle diyor Atalay: “Tek yönlü uyguladığımız entegre bir stratejimiz var devlet olarak. Sınır ötesi operasyonlardan KCK operasyonlarına, hepsi koordinasyon içinde tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış ve yürütülmekmektedir.”

    AKP’nin ‘açılım süreci’nin İçişleri Bakanı ve şimdinin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay böylelikle KCK’nin bir hükümet tasarrufu olduğunu açıklamış oluyordu.

    Aynı günlerde, Kazan Vadisi’nde 36, Çewlik’te (Bingöl) 8, Amed’in Piran (Dicle) ilçesinde 20 HPG Gerillası kimyasal silahlarla katlediliyordu. Tam da bu gençlerin cenazelerini almak için yurtsever Kürtler morg kapılarında toplanırken, bütün bunlardan habersizmiş gibi Bülent Arınç Meclis kürsüsünden demagoji nutukları atıyordu.

    Peki, Kürtler’e yönelik devlet vahşetinin sınır tanımadığı bu günlerde AKP Hükümeti’nin kadrolu Kürt bakanları ve vekilleri gözyaşı ve öfkenin birbirine karıştığı Bölge’de neler yapıyordu? Amed’li Mehdi Eker, Cuma İçten, Piran’lı Galip Ensarioğlu, Batman’lı Mehmet Şimşek Bölge’de elbette inkarın sözcüleri olarak dolaşıyor, düğünlerde halay çekiyor, halaya ara verdikleri zamanlarda ayaküstü verdikleri demeçlerinde Türkiye halklarına hakaret edercesine Cumhuriyet tarihinin kendilerininki de dahil olmak üzere bütün soykırımlarını resmi tarih klişeleri ile reddediyordu.

    Bu kişilere bir tavsiyem var. Eğer yarın çocuklarının, torunlarının yüzlerine bakabilmek istiyorlarsa, Beşir Atalay’ın itiraflarından ve içine düştükleri çözümsüzlükten sonra artık istifa etme özgürlüklerini kullanır ve köşelerine çekilirler.

    Çünkü geçmiş nasıl onların iddialarına ve inkarlarına göre biçimlenmiyorsa, gelecek de öyledir. Ve gelecek onurun olacaktır. Onuruna sahip çıkanların.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları