• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ALABROS TIRAŞIN MİZAHI

    Çocuğum. Daha ev içinde laf söyleyecek yaşa gelmemişim. Babam evdeyse onun, yoksa da annemin dediği oluyor. Daha Allah’ın dediği olura gelmemişim demek ki. Babam sert adam! Pek dediğinden çıkılsın istemiyor. Bunun için fazla bir şey yapması da gerekmiyor ki; bir bakışı, bir kaş kaldırışı yetiyor. O kaşını kaldırınca bende yürek kırk para oluveriyor. Neyse ki babam on beş gün evdeyse, üç ay yok. Hoş annem de disiplin konusundan babamdan daha az katı değil ya…
    İlk berbere ne zaman gittim çok anımsamıyorum ancak, babamın beni Balıkçılarbaşı’ndaki berber Yakup’a götürdüğünü anımsıyorum. Berber Yakup kendine has bir adamdı. Sert mizacını üst dudağının üzerindeki ince Ayhan Işık bıyığı tamamlardı. Koca bir burnu vardı. Hani Karadenizlilere sormuşlar ya ‘Ne diye bıyık bırakıyorsun diye ‘ Bizde önemli yerlerin altı çizilir’ demiş ya öyle bir bıyık işte…Tipik Diyarbakır mahalle adamı… O vakitler vantilatör filan yok. Tavandaki iki çengele asılı büyükçe sert bir mukavva var. Bağlı bir iple dükkânın çırağı sürekli çekip, bırakıyor. Zavallı çırak arada yorulup atlar gibi sıcaktan mayışıp ayakta uyumaya başladığında, Berber Yakup aniden ensesine bir şaplak atıp “Uyuma ula, işen bah” diyor.
    Berbere her gidişimde etrafımdakileri merakla izliyorum. Görenler:
    – Bilisen, abe, bu çocuh çok meraklidır ha! Kitabıma yazar olacah…
    Yerler delikli taş ya, çırak boyuna suluyor ki dükkân birazcık serinlesin. Bir çırağa bir de berber Yakup’a bakıyorum. O vakit dükkânda su da yok. Koca bir kazan var oradan su alıyor. Gazocağında ısıtıyor. Yıkaması ayrı dert, kurutması ayrı…Yanımdaki koltukta siyah kocaman gözlükleriyle Hafız Ahmet amca oturuyor. Gün ışığında dükkân içinde kara gözlüklerle oturması tuhafıma gidiyor ilkin… Başını her iki yana mütemadiyen sallayıp arada şarkılar, gazaller söylüyor. Âmâ olduğunu tıraş için kalktığında anlayıp, üzülüyorum.
    İlk babam oturuyor berber koltuğuna; bense bekliyorum. Adam elindeki yuvarlak sabuna boyuna elindeki fırçayı sürüp köpürtüyor. Bu bitince de kasapların masata bıçağı sürerken yaptığı işleme benzer bir hareketle, siyah yağlı bir meşine usturayı, ha babam, de babam sürüp duruyor. Kılağısını alıyorum diyor bana bakıp… Bense anlarmış gibi bakıyorum o işe… Elinin üst kıllarında tecrübesini yapıp, keskinliğini kontrol ettikten sonra da tıraşa başlıyor. Babam gözlerini kapatıyor, hatta uyuyor bile…
    Yüzünü tasın içinde yıkayıp kuruladıktan sonra keskin kokulu bir limon kolonyasını sürüyor babamın tıraşsız sinekkaydı yüzüne; benimse başıma boca ediyor. Gözlerim yanıyor her defasında… Sonra beyaz bir pudralama seansı başlıyor. Babamın bembeyazyüzündeki ince kesikten kırmızı bir şerit sızıyor boynuna doğru…
    Berber Yakup sıra bana gelince koltuğun iki kenarı üzerine bir tahta koyup beni oturtuyor. Yine aynı mı olsun diyor babama…
    – He, alabros olsun…
    Çocukluğumun epeyi bir döneminde bu kelime zihnime kazındı durdu.Zaman zaman anneme ‘babama söyle de alabros yapmasın berber’ diyorum ya, babamın dinlemeyeceğini de biliyorum. Sivas’a taşındığımızda da babam kendine bir berber edindi. Kendi olmasa bile biz berber Eşref’e gidip tıraş oluyoruz. Babam seyahatten gelince gidip ücretini veriyor. Biz iki kardeşin seçme şansı yok ki. Oturuyoruz koltuğa tek kelime yok. Berber nasıl keseceğini biliyor: Alabros
    Üç numara tıraşın biraz kibar görüneni sadece… Arkalar ve tepe çok kısa, önlerde biraz kâkül işte bu kadar; model bu…
    Sivas ’da okula çoktan başlamışım; hızla ve çok okuyorum. Berber Eşref’in dükkânında mizah dergileri var. Gazete olarak da Hürriyet ve Tercüman…Ben, hep Akbaba mizah dergisini okuyorum. Berber Eşref benim okurken kıkır kıkır gülmemi çok seviyor. Arada eski dergilerden eve götürmeme ses çıkarmıyor. Yani anlayacağınız bu Alabros tıraşı bu dergiler için çekiyorum. Berber Eşref muhalefet dediğin mizahla başlar diyor ya, pek anlamıyorum o zaman… Ben alabrosla başladığını düşünüyorum…
    Şimdiyse bendeki saç, müzmin bir kelliğe erişip kâmil olmuş… Bütün gençlerse alabros tıraş olduklarının farkında olmadan Amerikan tıraşı oluyorlar. Mizah dergisi filan hak getire zaten… Yani berberler artık muhalif, saçlar da alabros değil… Bense onlara bakıp bakıp kıkır kıkır gülüyorum ense tıraşlarına…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları