• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Almanya seçimleri aşırı sağın zaferi

    24 Eylül 2017 de Almanya’da federal parlemento seçimleri yapıldı. Almanya’da 61,5 milyon seçmenin 723 bini Türkiyeli Alman. 42 siyasi partide 4828 aday gösterildi. Seçimlere farklı partilerden 92 Türkiyeli Alman aday vardı. Türkiye kökenli Almanlardan 3 Sol Parti’den, 5 Yeşiller Partisi’nden, 6 SPD’den toplam 14 kişi meclise girdi. AKP’lilerin desteklediği Alman Demokratlar Birliği (ADD) ise iki bin oy aldı. Türkiye destekli bir başka parti ‘Yenilik ve Adalet partisi (BİG) ise seçimleri boykot etti. Gerekçe olarak ise Türkiye düşmanlığı ve aşırı popülizm üzerine kurulu anti demokratik seçim kampanyalarını gösterdi.
    2 Dünya savaşından sonra ilk defa Nazi yanlısı bir parti (AFD) Almanya’da üçüncü parti oldu. (Bu partide bile Türk kökenli aday vardı). Sağcı ırkçı Hür Demokratlar Partisi ikinci, sağcı partilerden CDU/CSU ise birinci parti oldu.
    Almanya’da gerçekleşen aşırı sağın gelişmesinde özel nedenler var. Bunun sonuçları, siyasi ve kültürel, işsizlik ve göçmen sokak kültürünün yarattığı uyumsuzluk da körükledi. Şimdi devasa olanaklarla ve profesyonel ajitatörlerle Alman ırkının üstün, çalışkan, güçlü Alman devletini fethetmeye koyulacaklarını göreceğiz.

    Almanya’da geniş anlamda sol ve antifaşist yelpazede belli ve ciddiye alınması gereken bir erime var. Sebepleri üzerine çok şey söylenebilir.
    Sosyal demokratların, (SPD) siyasi önyargısı sol parti düşmanlığından kaynaklıdır. Bir önceki seçimlerde üçlü ittifak kurmamasının en büyük nedeni sol parti ile hukümet kurmam inadından başlamıştır. Oysa Yeşiller Partisi bu üçlü koalisyonla hükümet istemelerine rağmen elinin tersiyle ittiğini unutmamalıyız.
    Sosyal adalet yönelimli bir hükümetin oluşturulmayışı, aksine büyük koalisyonlarla sermaye dostu neoliberal siyasete devam edilmesi SPD nin 24 Eylül felakatini hazırladı.
    Sağcılar-Aşırı sağcılar-ırkçılar “alternatif”, toplumsal adaleti “Alman halkı için adalet”, Bizim gelecek projemizin ismi ‘Refah ve Güvenlik’ demagojisi ile değiştirip sundular. Ama Afrika ve Orta doğu savaş malzemeleriyle donatıldı. Kan ve gözyaşı, açlık ve yoksulluk ile karşı karşıya bırakıldı. Göçmenlere karşı önyargıyla ve müslümanlara islamcı terörist söylemleriyle, İşçilerin, vasıflı vasıfsız erkeklerin, kadınların, gençlerin ve lümpenlerin önemli desteğini aldılar.

    Almanya’da göçmenlere ve mültecilere karşı ırkçı faliyetlerin önü açıldı. Kısacası ırkçılık cesaretlendirildi ve bundan sonra daha sert şiddet eylemlerini sokaklara taşınacağını göreceğiz. Almanya’da doğup büyüyenler için de “ülkenize dönün” cümlelerini daha sık duyacağız.

    Çok daha sert göçmen ve mülteci politikasının karşımıza çıkacağını izlerini öngörebiliriz. Bunu AFD’nin içinde yer almadığı CDU-CSU/ FDP ve Yeşiller koalisyonunda göreceğiz.

    Tüm bu gelişmeleri yıllardır görüyoruz hep birlikte. Türkiye bağlamlı emekçi göçmenlerin doğru dürüst, ayakları buraya basan antifaşist bir yapılanması yok. Irkçılığa karşı mücadelelerin zayıflığı, antifaşist bilincin olmaması sonucu bencil, bananeci, gemisini kurtaran kaptan, bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın kültürü devam etmektedir. Türkiye’den Almanya seçimlerine müdahale edenlerin açıklamaları hem sağı hemde aşırı sağcıları güçlendirdi. Avrupa’daki Türkiye bağlamlı emekçi göçmenlerin çoğu da Türk-islam sentezini savunuyorlar. Aslında Alman sağına ve aşırı sağcılara siyasal bağlamda daha yakınlar.
    Kapitalizmin derin krizi, dinci-ırkçı-aşırı sağcı hareketlerle çözüm arayışları içine girdiğini görüyoruz. Hep birlikte yaşıyoruz.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları