• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ANADOLU’DA KÖKLERİNİ ARAYAN BİR KÖLE ÇOCUĞU: MUSTAFA OLPAK

     

    On yıl kadar önce 78’liler Dayanışma Derneği’nde tanıdım onu. Üstü başı emekçi yokluğuyla uyumlu, gözleri bulutlu bakan, simsiyah bir adamdı. Öyle sessiz sakin geldi, bir köşeye oturdu. Kimse yoktu dernekte. Sohbete başladık. Afrikalılar Dayanışma Derneği’nden, Osmanlı döneminde Afrika’dan satın alınıp köleleştirilen zencilerden söz etti;  hiç gitmediği ana yurdu Zanzibar’dan, atalarının Rodos adasındaki köle ikametinden, nüfus mübadelesi sırasındaki zorunlu göçten, yeni cumhuriyetin Ege şehirlerine dağıtılan adalı kölelere verdiği üç beş zeytin ağacından…

    O zamana kadar Yeşilçam filmlerinde “Arap bacı” ya da “Bacı kalfa” figürlerinden öte bir şey değildi bizim için Anadolu’nun kölelikten azat zencileri. Çoğunca oynatacak zenci kadın bulamadıklarından, bu rolleri kadın kılığına girmiş erkekler oynardı eli yüzü kömür karasıyla karartılarak… Nereden gelmişlerdi, Yeşilçam’a nasıl sızmışlardı, bilmezdik. Arap sanırdık biz onları…

    Oysa ne acılı bir tarih varmış geçmiş hikâyelerinde…

    Mustafa Abi 12 Eylül öncesinde, ötekilerin kahir ekseriyeti gibi sola sempati duymuş, Halkevi baskınında yaralanmış,12 Eylül döneminde işkenceli sorgulardan sonra mahpus yatmıştı. Mahpus hayatının ardından sorduğu soru, belki de bütün hayatını değiştirdi; “Ben kimim? Derim neden siyah?”

    Böyle düşmüştü kayıt dışı bir tarihin peşine…

    Uzun uzun anlattı, Osmanlı’dan cumhuriyete intikal eden kölelik serüvenini. Rakamlar verdi. Çok şaşırtıcı bilgileri ondan öğrendim, mesela kölelik yasasının 1960’lara kadar sürdüğünü… BM UNESCO Köle Yolu Projesi başkanı Ali Moussa ile ilişkilerinden söz etti.

    Ertesi gün Tophane’deki evime kahvaltıya davet ettim. “Birlikte ne yapabiliriz”in arayışı içindeydi. Ufak ufak senaryo işlerine başlamıştım o zamanlar. Yokluk günleriydi, elimizden yazmaktan başka bir iş gelmiyordu. Kafasında hep bir sinema filmi projesi vardı. Yazalım, dedim. O zaman anlattı Godya’nın hikâyesini. Godya,  zenci kabilelerinde tanrının kabiledeki temsilcisi diyeceğimiz bir din ve kabile lideri… Büyücü… Doktor… Kanaat önderi… Kabilenin birliğinin sembolü… Eski Türklerdeki Şaman gibi bir şey… Ama Godya’lar da kurtulamamıştı işte Afrika’nın kolonizasyon istilasından… Çoğu birer köle olarak Avrupa’nın, Asya’nın köle pazarlarında, Akdeniz’in adalarında üç beş çil altına satılmışlardı.

    Çok etkileyici yaşanmışlıklardan söz edince, senaryo kendiliğinden ortaya çıkıyordu aslında.  Oturup geceler boyu yazmaya başladım. Kıt imkânlarla bir yandan da Osmanlı köleleri hakkında okumaya… Tretman ortaya çıktığında yapım şirketlerine götürdük birlikte. Bir yapım şirketi çok beğendi projeyi. Ama Mustafa Abi son anda vazgeçti, nedense… Sanırım çok yalnızdı ve çekiniyordu biraz da… Öylece kaldı.

    Kitaplar yazdı Mustafa Olpak… Mermer ustalığını bırakıp Afrikalı kölelerin çocuklarının sesini dünyaya duyurmak için vakfetti hasta ömrünün geri kalanını. Belgeseller çekilmesine ön ayak oldu. En son geçen ay ölümüne yakın, İzmir’de Godya ritüeli ile özdeşleşen dana bayramının organizasyonunu yaptığını öğrendim. Bahsederdi zaten hep.

    Şimdi onlara Afro Türk diyorlar, ne demekse… Geçenlerde Yılmaz Özdil yazdı. Ne güzel kültürel milliyetçiliğimiz varmış bizim! Bir zamanların Türk Tarih Tezi, Güneş Dil Teorisi gibi içine neyi alırsa Türk’e çeviriveriyor. Oysa ısrarla belirtirdi Mustafa Olpak; “Biz Afrika’dan gelmedik… Zorla getirildik…”

    Peki, tarihin derininden gelen köle feryatlarının yankısını ortadan kaldırmaya yetiyor mu, bu “kültürel milliyetçilik” uyanıklığı…  Mustafa Olpak gibi ötekinin ötekisi bir emekçi çıkıyor ve o sesi bugüne taşıyor işte.

    Rahat uyu Mustafa abi… Soyadın bile manidardı senin; Olpak… “Pak” olmanı, derindeki siyahtan kurtulmanı istediler senin. Ama sen kabul etmedin bunu… Sesi unutulmuş bir trajedinin hikâyesini bu güne taşıdın ve ötekinin ötekilerine işaret ettin sen… Aradığın köklerine, geç de olsa ulaştın…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları