• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Anayasa Mahkemesi
    Anayasa Mahkemesi
    3 Mayıs 2017 16:33
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Bu hafta Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşunun 55. yıl dönümü. 44 sayılı “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” 25.4.1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştı.
    Yasanın 1. maddesine göre; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile verilen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere başkentte bir Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.”
    Avrupa , totaliter rejimlerden demokrasi ve hukuk devleti mücadelesi vererek kurtuldu. Hukuk devletinin varlığı , üstünlüğü ve şeffaflığı iktidarların keyfi davranışları sınırlandırmak ve insan onurunun yüceltilmesi için vardır.
    6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyeleri önünde aşağıdaki andı içerler:
    “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ve temel hak ve özgürlükleri koruyacağıma; görevimi doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık ve hakka saygı duygusu içinde, her türlü etki ve kaygıdan uzak olarak Anayasanın dayandığı temel ilkelere uygun hukuk anlayışı içinde, sadece vicdanımın emrine uyarak yerine getireceğime büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
    Başka bir şey söyleyeyim… Cumhuriyet dönemi hukuk yazınında ” Anayasa Mahkemesi” düşüncesinin ilk öncüsü Ziya Gökalp’tir. 18 Birinci Kânun (Aralık) 1922 tarihli “Küçük Mecmua” dergisinde kaleme aldığı “Yüce Mahkeme” başlıklı yazıda yasaların anayasaya uygunluğunun merkezi bir yargı organı tarafından denetlenmesini şu cümlelerle açıklamıştır.
    “…Türkiye’nin Kanunu Esâsîsi (Teşkilâtı Esâsiye Kanunu) dur… Her millette kanûnu esâsiye ruhan muhalif bir takım kanunlar vardır ki ya eskiden kalmış, yahut sonradan bilinmeyerek yapılmıştır. Bu gibi kanunların mevcudiyeti, kanûnu esâsînin bütün kanunlara ma’hez olması umdesini ihlâl etmez mi? Şüphesiz ki eder. Bir milletin kanunları arasında tenâkus bulunması, bilhassa, hususî kanunlarla kanûnu esâsî arasında hakikî tenâkusların mevcudiyeti anarşilerin en büyüğüdür… Bütün kanunların kanûnu esâsîye uygun olmasını nasıl temin etmeli?… Biz kanunları en karışık bir millet olduğumuz için, Türkiye’de de Amerika’da olduğu gibi bir (Yüce mahkeme) nin tesisine ihtiyaç var. Bu mahkeme, hem hususî kanunların teşkilâtı esâsîye kanununa muvafık olup olmadığını, hem de nizamnamelerin ve talimatların hususî kanunlara muvafakatini tedkik vazifesile mükellef olmalıdır.”
    Yani Anayasa Mahkemesi der ki , bütün kanunlara kaynaklık eden toplumsal sözleşme olan anayasa ile özel yasalar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözebilecek, düzensizlik ve kargaşa karşısında inanç ve güven vermekle yükümlü olan ve her daim hakikati kendisine vazife edinmiş bir kurumun olması gerektiğini ifade etmiştir.
    Yine başka bir şey… Anayasa Mahkemesi’nin 45. yıl etkinliğine konuk olan Venedik Komisyonu Başkanı Gianni Buquicchio konuşmasına şu sözlerle başlamıştır:
    “Mahkemeniz, ülkenizde anayasacılığın temel bir unsuru olduğunu kanıtlamıştır, ben mahkemenizin gelecekte de bu önemli rolü yerine getirmeye devam edeceğine yürekten inanıyorum.”
    Anayasa Mahkemeleri, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra baskı düzeni kurmayı amaçlayanlara karşı kurulmuştur. Faşizme karşı demokratik bir düzen için kurulmuştur.
    Temel hak ve hürriyetlerin, siyasal hak ve ödevlerin bir anayasa çerçevesinde güvence altına alınması ve yargı denetimine tabi tutulması için kurulmuştur Anayasa Mahkemeleri.
    Vesayet odaklarına karşı kurulmuştur.
    Sözün özü… Anayasa ve anayasa mahkemeleri siyasetin uzantısına dönüştüğünde toplumu bir arada tutan hukuk temellerinden sarsılır.
    Öyle söylüyor literatür…


    Yorumlar



    İlgili Haberler