• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Anayasal vatandaşlık

     

    Türkiye’nin içeride de dışarıda da en önemli sorunlarının sebebi hâlâ bir toplum olamamasından kaynaklanıyor. Toplum olamaması da birçok sebebin yanı sıra, demokrasisini inşa edememesinin sonucu. Bu ikisinin nedeni ise artık dünyada pek de geçerliliği kalmamış bir devlet-vatandaşlık ilişkisi ve anlayışında yatıyor ki, bu üç mesele birbirini karşılıklı etkiliyor, güçlendiriyor.

    Amerika Birleşik Devletleri ve önce Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, sonrasında  Rusya ya da Bağımsız Devletler Topluluğu’nun 20’nci yüzyıl boyunca ve 21’inci yüzyılın başındaki dinamizmi ve gücü, Avrupa’nın göçmen alımıyla paralel iktisadi toparlanışı, Avrupa Birliği’nin sağladığı imkanlar ve zenginleşme, bütün bunlar çokulusluluğu, çoğulculuğu demokrasinin olmazsa olmazı haline getirdi. Ulus devletlerin doğduğu eski kıtada etnisiteye dayalı toplumsal formasyonlar ya kendi kendine dağıldı ya da iradi olarak terk edildi. Anayasal vatandaşlık anlayışının yükselişi Batı demokrasilerinin kurtuluşu oldu. Küresel endüstri ve ticaretin önündeki engeller kalktı ya da ekonomideki küreselleşme siyasi çoğulculuğun yayılmasının hızını artırdı. Her halükârda dünyanın çoğu ülkesi, özellikle de gelişmişleri, vatandaşlarını anayasaya bağlılık kriterleri ile tanımlıyor artık.

    Elbette batıda da milliyetçiliğin, ırkçılığın yükseldiği dönemler oluyor ama bu yüzden o ülkeler anayasalarını bizdeki sıklıkla değiştirmiyorlar, her güncel gelişme ve iktidar değişikliği anayasa paketleri getirmiyor onların parlamentolarının gündemine.

    Türkiye’de ise resmi ideolojide, anayasada ve güncel siyasette ırka dayalı vatandaşlık anlayışı ve tanımı hakim. Bu da bu ülkenin toplumsal uzlaşı içinde yönetilememesi sonucunu beraberinde getiriyor, ülkeyi dış politikada sıklıkla çıkmaz sokaklara sokuyor.

    Aslında Türkiye’nin Suriye politikasının iflası, bunun ülke içinde yol açtığı sorunlar ve uluslararası toplulukta Türkiye aleyhine gelişen etkiler, tam da işte Türkiye’deki ırka dayalı vatandaşlık anlayışının tezahürü. Suriye’de Kürtlerin karşısına ittifak olarak Türkmenleri çıkarmaya çabalayan Türkiye’yi, bu yönde harekete geçiren neydi? Anayasal bağ ile kendisine bağlı milyonlarca Kürdün sınırın hemen ötesindeki akrabalarının karşısına Türkmenleri koymasının sebebi neydi?  Irksal bir tercih değil miydi bu? Oysa Türkiye gibi çok etnisiteli bir coğrafyadaki devlet ırksal bir temelde yükselmemeliydi.

    Suriye’de daha sonra mezhepsel tercihlere yönelse de Türkiye’nin bu tutumu Ortadoğu’da dış politikasının belirleyicisi oldu. Kerkük’te çekilen Kürt bayrağına ilişkin gösterilen tepkiler de aynısı. Kürt kazanımlarının karşısına yine etnik bir diplomasi ve Türkmen kartıyla çıkılıyor.

    Bunun dış politikadaki geçersizliği ve ülke içinde yol açacağı sosyolojik etkiler, Kürt vatandaşlarının ne hissedeceği, iktidarın ve devletin umurunda değil.

    Ama işte bu da Türkiye toplumunu ve demokrasisini temelinden sarsıyor.

    Toplumsal barış da, demokrasi de bu ülkeye anayasal eşit vatandaşlıkla gelecek.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları