• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    AN’DA ÇOĞALAN DUYUMSAMALAR

    Geçmiş ve gelecek arasında kararsızca sıkışıp kalan günümüz insanı, yaşadığı anı-zamanı heba ederek içinde bulunduğu “şimdiyi” şekillendirme fırsatını elinden kaçırıyor.
    Şimdi, yaşamın yeniden inşa edileceği bilince çıkarılan anlar silsilesinden oluşur. Umut ise bunun üstünde iyimserliğe dönüşür. Öyle ise insanın farkında olması gereken ,’an’ olmalıdır. Yaşamı kurtaracak ve yeni değişim dönüşümlere olanak sunacak olan ‘an bilincine’ ulaşmaktır.
    An’ı özgürlük inşasının temel taşına dönüştürmek, bilincin yanında toplumsal sorumluluk da gerektirir. Zaman ve mekânda ifadesini bulan bu yerellik-yerindelik, yaşamı donduran anlayışlara karşı eylemsel refleksler üretir.
    İnsan kendini aldatmadan ve olayların akışına bırakmadan, anın somut özüyle buluşabilirse özgürlüğü duyumsayabilir ve onun hakikatiyle kendini yeniden oluşturabilir.
    Politik dönüşüm esnekliği kazanan duygu ve bilinç, önüne çıkan hiçbir sorun karşısında çaresizliğe düşmez. Bu yaratıcı esneklik sayesinde çözüm gücüne dönüşür.
    Örgütlü ahlaki politik toplumlar,asla dayatılana rağbet etmezler. Pasif seyirci konumunu kabullenmezler. Aksine olması gerekenin mücadelesini verir ve onu ısrarlı çabalarla yaratırlar.
    An’ın aydınlattığı insan, oluşturulan ön yargılara takılmadan toplumda ortak tartışma zeminlerini oluşturur, temasın direkt iletişiminden yararlanır, insanları olgular üzerinden bastırmaz ve toplumsal ilişkilerde eksik olan insani boyutu ustaca harmanlar, serpiştirir çoğulculuğa!
    Teknolojik yaşamın çalışma ile birlikte tahakküm kurduğu doğrudan temas alanlarını anın bilinçli eylemleriyle kurtarılması, telafisi mümkün olmayan hasarları önler. Çünkü an zamanın oluş ruhudur. Ansız bir zaman olgusu koca bir kendine aldanıştır.
    Ritüellerle pekiştirilerek üretilmiş, sahte haz anlarının yarattığı sarhoşluk zamanı kaçırma seanslarına dek gelir. Bizim oluşturacağımız yaşamları çalar ve gerçek hayatlarımızı asla yansıtmaz.
    Güncel zaman üstüne oluşturulan statik denetimi, akışkan anın bilinçli eylemsellikleriyle işlevsiz kılmak olasıdır. An nabzıdır yaşamın… Denetimini kaptırırsak ansızın özgürlüğü ve özgünlüğü yitiriveririz.
    Köklü değişim ve dönüşümlerin gücü, bilinç kazanmış anlarda saklıdır. Kolektif politik duyguları ve zekâyı özünde barındıran bu anların çoğalması, cenneti ütopya olmaktan çıkarır.
    Dönüştürücü anları duyumsamak ve doğru tutum alarak ümit edilen geleceği bu anlarda tasarlamak, bizi doğru olana götürür. Anı yorumlama gücü kazanan politik duygular, bireye özgürlük bilinci ve sorumluluğu yükler. Otoriter baskılara başkaldıran bu yeniyi yaratan, bilincin ta kendisidir.
    Toplumsala dair ruh zenginliğini anda yakalayan anımsamalar çoğaldıkça ortak yaşam alabildiğince esneklik ve özgürlük kazanır. Buda farklılıklara olanak tanır ve kaderci, edilgen, pasif tutumları bertaraf eder.

    “Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik.”
    JidduKrishnamurti ( Farkındalığın Işığı)


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları