• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ANKARA-AMED HATTINDA HALKIN VEKİLLERİ

    Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu milletvekillerinin TBMM’yi boykot etmesi, yemin törenine katılmaması, ve bunun yerine ilk grup toplantılarını Amed’de yapması iki farklı siyaset odağında iki ayrı etki yaptı. Bunlardan biri, boykotun Ankara’daki etkisiydi ki, bu tam da Ankara siyasetinin genel durumuna uygun biçimde bir tıkanma ve temsiliyet krizi oldu. Diğeri ise Kürt siyasetinin dinamizmine uygun bir süreç, Demokratik Özerklik ilanı sürecine ivme kazandıran yeni bir aşamaydı. Kürt kamuoyu ve demokrasi güçleri Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun sinei millete dönüşünü de zaten böyle algıladı, böyle onayladı ve böyle kutladı. Ankara’daki iktidar temsilcilerinin BDP ve diğer blok bileşenlerine karşı kullandıkları yarı tehditkar yarı uzlaşmacı söylemlere yansıyan üslup da Kürtler’in kendi siyaset alanlarını inşadaki bu kararlılıkları olsa gerek. AKP YSK’nin hukuk skandalı niteliğindeki kararlarının arkasına saklanarak uyguladığı fırsatçılığının bir çıkış olmadığını, Blok milletvekillerinin kararlı tutumunun CHP’yi de etkileyerek yemin etmemelerine yol açmasının kendi meşruiyetini iyice sorgulanır hale getirdiğinin farkında. Elbette CHP’nin ne yaptığının ya da yapacağının bizim için bağlayıcı bir değeri yok.

     

    Kürt siyasetinin farkı

     

    Kürt siyaseti sokağa ve halka dayanan bir siyaset pratiği olduğu ve Kürt milletvekillerinin de burjuva demokrasilerindeki temsiliyetin çok ötesinde bir temsiliyet gücü olduğu için bizim vekillerimiz Amed’de kendi özgüçleriyle politika yaparken iktidar partisi ile de gerektiğinde elindeki kozlarla müzakereye başlayacak güçte. Nitekim 4 kişilik bir temas heyeti çarşamba günü harekete geçti. Bizim temas heyetimizin yapılacak görüşmelerde ilkeli bir tavır alacağını, CHP’ninki gibi ne yardan ne serden geçebilen bir tavır olmayacağını dost düşman herkes biliyor. Bizim tezimiz şu olacak kanımca: Bir yandan tutuklu vekillerimizin tahliyesi derhal gerçekleşecek, Hatip Dicle’nin de serbest kalmasıyla beraber de gerekirse bütün Diyarbakır milletvekilleri istifa edecek ve Amed’de bir ara seçim yapılacak. Yani Blok vekilleri ancak 36′sı birden TBMM’ye gidip yemin etmeye kararlı. Ondan sonra da yine Çarşamba günü Sırrı Süreyya Önder’in Radikal’de yazdığı gibi bir kez daha Kürt halkının seçtiği vekillerinin TBMM’deki iradesine el konulamamasını garanti altına alan, Kürt halkının temsiliyetinin önüne çıkarılan engelleri ortadan kaldıracak yasal düzenlemelerin yapılmasına başlanacak. Yeni anayasa süreci ancak bu şartlarda sağlıklı biçimde başlayabilir.

     

    Boykotun caydırıcılığı

     

    Bu da bizim 4 sene önce kaybettiğimiz sevgili Orhan Doğan’a borcumuzdur. 2 Mart 1994 darbesi ile Meclis’ten polis zoruyla çıkarılıp hapsedilen DEP milletvekillerinin anısı Kürt halkının zihnine yerleşmiştir. Kürt milletvekillerine yönelik bu hukuksuz yaklaşımın farkında olan halkımız ve onun temsilcileri bunun bir kez daha tekerrür etmesine izin vermeyecektir. Yani 2 Mart 1994′te başlayan vekillerimize yönelik darbe süreci sona ermeli.

     

    Ben boykotun güçlü bir eylem biçimi olduğu kanaatindeydim hep. 12 Eylül referandumu sürecinde de boykot çağrıcılarındandım. Şimdi işte bir kez daha görüyoruz ki boykot süreçleri bizim siyasetimizin kendisini en net ifade ettiği eylem süreçleri oluyor. Çünkü bizim Ankara’daki temsilcilerimiz rant için değil, halkın kendisinden beklediği çözümleri gerçekleştirmek için Meclis’e gidiyorlar. İktidar ya bu çözümlerin önünü açacak düzenlemeler için bizimle işbirliği yapar ya da biz çözümü kendimiz buluruz.

     

    Bence iktidar öyle ya da böyle bizim taleplerimizi kabul edecektir. Çünkü kendileri de biliyor ki bizim vekillerimizin temsil oranı sayılarının çok daha üzerinde. Blok vekillerinin olmadığı bir Meclis’in meşru bir yasama yetkisine sahip olabilmesi güç.

     

    Meclis’in açılacağı gün Diyarbakır uçağında Mersin milletvekilimiz Ertuğrul Kürkçü ile beraberdim. Kendisi seçim sürecinde Mersin’de Blok bileşenlerin yaptığı çalışmaları anlata anlata bitiremiyordu. Nasıl dinamik bir yurttaşlar topluluğununu vekaletinin gücüyle donandığının farkındaydı. Sayın Kürkçü çok da huzurluydu o gün Ankara yerine Diyarbakır’a giderken. Çünkü biliyordu ki onu seçenler onun gittiği o yerde olmasını bekliyorlardı, kararını destekliyorlardı. Yolumuz açık olsun.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları