• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Arayışı cesaretle sırtlamak

    Kimi zaman yaşam kimsesiz çığlıklarda gizemli bir sessizliktir ve doygun bir yalnızlıktır. Bazen de sahipsiz ağıtlardan yükselen acıların imgesinde ifadeye kavuşur; dilsiz sorgulamalara ışık oluverir ve içsel acının olgunluğunda bir yangına dönüşür.

     

    “Modern dünya; insanla aygıtın birbirine karışmışlığıdır.”  Lakin burada kurnazca ısmarlanmış karmaşa, yaşamın kendisini unutturuyor yaşama!

     

    Hep toplumun kurtarıcılar bekleme alışkanlığından beslenen öğretilmiş kaderci çaresizlikte yiteceksek biz neyiz o zaman? İçimizden ürkekçe fısıldayan cesaret, neye kışkırtır durur bizi spontane. İç çekişlerimiz neye çağrıdır böyle isyan soluyan!

     

    Eğer insan her koşulda çilesini yalnız çekecekse ve yapayalnız ölümü yaşayacaksa/tadacaksa diğer insanlara atfettiği o şaşaalı öneme ne gerek var! Niye böyle boynu bükük karşılasın ki edilgence içi boşaltılmış yaşamı?

     

    Yaşam dedikleri aldatmaca buysa ve bu zorbalar batakhanesi düzen karşısında arayışımızı cesaretçe sırtlamayacaksak, eşitleyen ölüm övgüyü hak ediyor o zaman!

     

    Yoksa insan ölüm olmadan hep eksik midir? Ölüm mü tamamlar insanı? Ruh dediğimiz aslında insan ölünce eksilen, ortalama 18 gram karşı madde midir? Yaşam, insanla doğan ölüm müdür?

     

    Belki de ölüm, doğumla kazanılan hakikatin sahici doyum halidir. Kadınlar tanrısal yaratım eyleminde, ölümde yaşamı doğururken sanki kutsanırlar bir doğal anlam tarafından. Yaşam ve ölüm birbirini tamamlayan/tanımlayan ikiz kardeş gibidirler.

     

    Eşitleyen ölüm, hakikat adaletinin mihenk taşıdır. Bu, herkesi korkutsa bile saygınlık kazandırır kendisine. Ölüm belki de bilinen zamanın ötesine insanoğlunu taşıyan ahlaki bir devrimdir.

     

    Yine de kararsız kararlaşmalar, temelsiz yapılara benzerler; ilk savrulmalarda çöküverirler. Oysa engin bir anlam genişliğinde sınanmış olan kararlar, nedensiz korkuları ve ürküntüleri kale bile almazlar, cesaretle arayışa koyulurlar.

     

    Sinsi dogmalarla kol kola girmiş pasif bir radikalizm, yaşamı amaçsız amaçlar uğruna lime lime doğrar kendi bencil yargılarımız eliyle ve biz kanadıkça anlamsızlıkta buharlaşıyoruz, iz bile bırakmadan!

     

    İnsanın kendi bilinmeyenine duyduğu merakı, sonsuz arayışla orantılıdır. İnsanın kendi arayışındaki karşılığı nedir sahi? Aslında burada soru cevaptır, cevap ise sonsuz soruların sadece ilk basamağıdır!

     

    “Kederli insanın duası hiçbir zaman Tanrı’ya ulaşacak kadar güçlü değildir.” M.S 2.YY- Gnostik kitap


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları