• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Archile Gorky ve Gerçeküstü Bir Ressamın Hatıratı
    1. Bölüm

    Gorky’nin resimlerinde, geri planda, kapı aralıklarında kaybolan, resimlerden çıkıp giden belli belirsiz bir erkek figürü kullanması, onları terk ettiğini düşündüğü babasına duyduğu öfkeye yorumlanır.

    Diğer taraftan annesine duyduğu özlemi, 1926’da yapmaya başladığı ‘Sanatçı ve Annesi’ (The Artist and His Mother) adlı tablosunda resmetmiştir.

    Gorky, soykırımdan önce ABD’deki babasına yollamak için annesiyle çektirdiği fotoğrafı resmettiği tabloda annesinin ellerini çizmemiştir. İzlemiş olduğum  Ararat filminde Gorky resmi bitirdikten sonra bir bezle sanki annesinin ellerini okşar gibi yapıp ellerini silikleştirmişti. Soykırımın ruhsal olarak itibarsızlaştırılması kadar, böyle bir acıyı sağaltmak konusunda sanatın taşıdığı potansiyeli de kavramaya en yakın olduğumuz an bu andır… Felaket deneyiminin sanat alanındaki temsilleri, bizi bu deneyimi kavramaya ve onunla yüzleşmeye yaklaştırır.

    Gorky’nin resimlerinde bir daha görmediği Van’ın renkleri, bahçeleri, Akhtamar’ın freskleri (Sanatçı ve Annesi tablosu kilisedeki Meryem Ana fresklerine benzetilir), khaçkarların (haç motifli oyma taşlar)  şekilleri de vardır.

    Breton onun ‘esas sırra tamamıyla vâkıf ilk ressam’ olduğuna inanıyordu. O resimler bizi bir gerçekliğin ötesine, bir zamanlar büyük asırların dans ettiği doğaüstü bir âleme götürüyordu, diye söylenecekti…

    Boston’da ilk özel resim derslerini aldığı öğretmeni ise Manug’a, bir Ermeni’nin ABD’de ressam olamayacağını söyler.

    Almanlar ve Ruslar ressamlığa layık görülür, Ermenilerin ise ait olduğu yer izbe fabrikalar, kömür ocaklarıdır. Manug, akademiye Arshile Gorky ismiyle kaydolur, herkes onu Rusya’dan kaçmış bir Gürcü, yazar Maksim Gorki’nin uzak akrabası olarak tanır. Gorky, Modern Sanatlar Müzesi’ne verdiği özgeçmişinde Nizhni Novgorod’da doğduğunu, üç ay Rus ressam Wassily Kandinsky’nin yanında çalıştığını yazar.

    Sanat çevresine sahte bir geçmişle girer ve böyle kabul edilir. Gorky, 1915 soykırımından kurtulmuştur; bir kılıç artığıdır, ama onun hikâyesini sadece soykırım üzerinden ele almak, kişisel hikâyesini dramatize etmek, sanatına haksızlık olur.

    Cézanne, Picasso ve Miro’dan etkilenen ve ilk çalışmalarında bu üç ressamın etkisi görülen Gorky, 1940’ların ortalarında New York’ta ortaya çıkan Soyut Dışavurumculuk akımının önemli isimlerinden biriydi. New York’un eski Avrupa’dan sonra dünyanın yeni sanat merkezi olması 2. Dünya Savaşı yıllarına rastlar. Almanya’da ve Fransa’da Nazilerin soykırımından kaçan yazarlar, şairler, ressamlar, aydınlar New York’ta toplanır. Josef Albers, Hans Hofmann, Andre Breton, Max Ernst, Roberto Matta, Fernand Leger, Piet Mondrian 1940’larda New York’a kaçan isimlerdendir; bu isimler, ABD’de sürrealist ve kübist fikir ve sanatının yayılmasında ve gelişmesinde etkili olur.

    Gorky de bu çevrenin içindedir. Arshile Gorky Kara Melek kitabında kullanılan, Breton onuruna verilen yemekte çekilen bir fotoğrafta başta Andre Breton oturmaktadır.

    Diğer konuklar arasında New York’a kaçan ilk sürrealistlerden Yunanlı şair Nicolas Calas, Naziler tarafından tutuklanan ve sonra hapishaneden kaçarak ABD’ye sığınan gerçeküstücü ressamlardan Max Ernst, sürrealist mimar Frederick Kiesler, fiillili sürrealist ressam Roberto Matta, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından olan, İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’da pop sanatı ve kavramsal sanatın temellerini atan Marcel Duchamp oturmaktadır. Gorky, yakın arkadaşı Andre Breton’un fikirlerinden etkilenir, ama Breton’un da dediği gibi, o, 1940’ların başından itibaren kendi tarzını geliştirmiştir. ‘Soçi’deki Bahçe’ (Garden in Sochi) resmi, kişisel tarzının örneklerindendir.

    Resimlerinde kullandığı teknik kadar, şiirsel bütünlük, lirik soyutlama öne çıkar. Gorky boya işleme, ifade, incelik ve resimlerindeki derinliği ile çağdaşlarından ayrılmaktadır.

    Gorky’nin sanatı Amerika’da modernizmin başını çekmiş ve onu yirminci yüzyılın en önemli sanat akımına dönüştürmüştür; eserlerinin arka planda ise kayıp ve acıyı yaşamış bir kılıç artığı tarafından dönüştürülen ve tekrar kurulan zengin bir Ermeni kültürü yatar.

    Gorky’nin çağdaşları ve aynı zamanda rakipleri Matta, Jackson Pollock, Willem de Kooning, Rothko, Franz Kline, Clyfford, Barnett Newman, Philip Guston’dur. Willem de Kooning, Gorky’nin sanatından etkilenen isimlerdendir.

    Gorky,40’lı yaşlarından sonra ağır hastalıklar geçirir, karısı Agnes  Magruder onu en yakın arkadaşıyla aldatır, son olarak trafik kazasında boynu kırılır, yatağa bağımlı hale gelir. Bütün bu trajediler nedeniyle yaşadığı büyük çöküşle Gorky, 22 Temmuz 1948’de üzerine çıkıp tekmelediği sandığa tebeşirle  “Hoşça kalın sevdiklerim”  Ermenice İm Sirelis cümlesini yazarak intihar eder.

    Manug Vosdanig Adoyan ya da Arshile Gorky, William Feaver’ın Şubat 2010’da The Guardian’da yazdığı gibi “Amerika’nın en büyük ressamlarındandır.

    Yaşarken eserleri Modern Sanatlar Müzesi tarafından satın alınmış ve sergilenmiştir. Gorky, sanatıyla sadece çağdaşlarına değil, sonraki nesillere de ilham vermiş, taklit edilmiştir. Resimleri dünyanın en önemli müzelerinde sergilenmektedir.

    Gorky, arkasında resimlerinin yanı sıra sanatının temelini oluşturan bir çizim mirası da bırakmıştır. Amerikalı çağdaşlarından pek azı resim üstatlarından neoklasik tarzlara veya soyut Gerçeküstücü çizimlerde onun teknik çizimiyle ya da yenilikçiliğiyle boy ölçüşebilirdi

    Gorky’nin Amerikan toplumuna entegre olarak bir bakıma içinde kopan fırtınaların ve yaşamış olduğu travmayı hafifletmesine yardımcı olduğunu zannediyorum. Travma kuşağı veya soykırım kuşağının ötesinde bir barışma kuşağının oluşabilmesi için de bir zemin hazırlamıştır zannıma göre… Belki de bu tavrından ötürü ne Ermenilerce ne de Türkler tarafından bu zaman dek kaile alınmamıştır.

     

    Archile Gorky KARA MELEK Nouritza Matossian (Aras yayınları 2011)

     

     

     

     

     

     

     

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları