• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Asansör

    Hayal gücünde cereyan eden ne varsa kağıda dökerdi. Önüne geçilemez ve karşı koyulamaz bir tutkuyla çiziyordu. Gördüklerini resmetme konusunda en küçük bir eğitim/öğretim almamasına rağmen şahane işler çıkarıyordu. İzmir’in sayılı mimarları ona, hayallerinde oluşan camilerin, çiftliklerin, köşklerin ve kerpiç evlerin çizimini yaptırıyordu. Çocukluğundan gelen bir alışkanlık değildi bu. Gençken abisinin geçirdiği sara nöbeti sırasında travma yaşayıp, bir süre susmayı tercih etmişti. Odasından gördüğü şimdikiKarantina hamamını (Mekteb-i Sultaniye) nin bahçesini ve binasını çizmekle başlamıştı işe. En küçük ayrıntıya kadar gidip, binadaki pencere aralıklarını, mimari ölçüsünde tutturarak çiziyordu…Bilmeden. İçindeki yeteneğin farkında olmadan,çizmeye devam ediyordu. Osmanlı döneminde insan ve hayvan çizmek yasaktı. Kimi ressamlar Avrupalı tüccarlara satmak üzere padişahların yaşamını resmedip el altından satardı. İnsan veya hayvan figürlerini satın alan gayrimüslimler olduğu için bu ressamlara göz yumulurdu. Arka planda denizin içinde kayıklar bile olmuyordu, olsa da boş bir şekilde denizin ortasında çiziliyordu. Keza bu da Murteza’nın işine geliyordu. Kendisi binaların çizimini yapıyor, arka plana deniz ya da yeşillik koyup hayalinde olan, canının istediği ne varsa kağıda döküyordu.

    Murteza, fakirlik, baskı ve odaya hapis cezalarıyla geçen çocukluk döneminden sonra, heyecan ve ikili ilişkilerden epey uzak kalmıştı gençliğinde. Otuzlu yaşlarına henüz merdiven dayamışken tek başına kalan, koca bir ev dolusu eşya ile birlikte kendini çizimlere adamıştı. İstanbul’un önde gelen mimarları kendi çizimlerini Avrupalı ressamlara yaptırırken, İzmir’deki mimarların böyle bir sorunu yoktu. Murteza hepsinin işine yetişirdi. Hatta mimarlar,projelerin çizimlerinden önce mülkün yapılacağı yere gidip fikir alışverişinde bile bulunmuşlardı. Gecede birkaç saat uyku ile ayakta dururdu. Kimseyi rahatsız etmemesine rağmen yaşadığı travma sonucu konuşmayı kesip, kendini çizime adaması çevrede küçük de olsa o zamandan kalma bir rahatsızlık vermişti. Gün geçtikçe az ve öz konuşuyordu. Hatta sabah evden çıkarken  “Günaydın” diyen kimseye cevap vermezdi. Çünkü sabahlar onun için pek bir anlam ifade etmezdi. Biraz aksiydi. Yaşadığı travma hayatını tümden etkilemişti. İnsana dair sevgisi de saygısı da ailesinden ibaretti.

    Bir gün, kadı efendinin gönderdiği iki adamın tavrını, onu kadı efendiye götürme isteklerini beğenmediği için kadı efendinin huzuruna çıkmamıştı. Ortalama bir Osmanlı vatandaşı için bu, kellesinin kopma sebebiydi. Ancak Murteza’nın dokunulmazlığı gibi özel değerleri vardı. Şehirdeki en yetenekli çizimciydi. Üstelik gençti, önü açıktı.

    Babası Münir Bey’in hırslı yaşamı yüzünden aniden gitmesi ve annesi Nedime hanımın evi terk etmesi, Murteza üzerinde ikinci bir travmaya yol açtığını, kafayı sıyırdığını söyleyenler vardı. Babası Münir zahirelik gıdaların ihracatını yapan, arada sırada İzmir Valisi tarafından saraya davet edilen, fikirlerinden de yararlanılan biriydi. Karısına ve çocuklarına pek zaman ayırmıyor, birlikte olduklarında da şaraptan dolayı ayakta duracak hali kalmıyordu. Vali’nin davetlerine birçok kez karısıyla katılmış, üst düzey yöneticilerin eşleriyle tanıştırma imkanı bulmuştu. Ama ne Murteza’yı ne de abisi Abidin’i bir kez olsun Vali’nin davetlerine götürememişti. Vali ile bir sohbet sırasında Münir Bey, Macaristan’da sorun çıktığını ve padişahın buraya bir heyet göndermek için Vali’denadam istediğini duymuştu. Bu heyetle birlikte Macaristan’a gitmek istediğini sohbet sırasında belirtince, Vali tarafından onay almıştı. Vali, Münir Bey’in kurulan heyete göz kulak olacağını düşünüp onu da Macaristan’a göndermişti. Münir Bey’in Macaristan yolculuğu ona ve ailesine yeni kapılar açacak mıydı bilinmezdi. Ticarete kafası basan, zahirelik gıdaların ihracatında İzmir’in önde gelen tüccarlarından olduğu için Macaristan’da bulunan, İzmir’de bulunmayan zahireliklerle ilgili araştırmada bulunmuştu. Zahireliklerle ilgili İzmir’in, hatta Türkiye’nin Macaristan’dan daha önde olduğunu görünce farklı ticaret kollarına yönelmişti. Yine de Münir Bey istediğini alamadan, heyetle birlikte İzmir’e dönmüştü

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları