• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Asansör – 6

    Vali ile görüşüp, İstanbul ve Almanya seyahatleri için izin ve harcırah istemişti. Vali, yapılması gereken ne varsa kolaylık sağlanmasını, isterse yanına Asansör için belirlenen guruptan da adam alacağını ona iletmişti. Pera Palas’ta bir gece geçirdikten sonra Asansör’ün mimarisine göz gezdirip, Almanya’daki keşif yapacağı yere geçmişti. Dönüşü bir aydan fazla süreyi bulmuştu. Su buharı ile çalışacak Asansör’ün yapımı için ihtiyaçlar seferberlik ilan edilircesine bulunmaya çalışılmış, Murteza evinden tam üç boyunca dışarı adımını atmamıştı. İşlerin bu kadar uzun sürmesinin sebebi, ilk kez böyle bir projenin yapılmasından çok, Aybike’yi ilk gördüğü andan beri aklından çıkartamayışına bağlıyordu. Onu tekrar görmek için cesaretini toplamaya çalışıyordu. Bir çok kez Terzi Şükrü’nün yanına gitmesine rağmen, Aybike’ye daha önce hiç denk gelmediğinden projenin olağan durumuyla ilgili bahsetmesi için atölyeye gitmesine engel görmüyordu. Oraya gittiğinde Aybike’yi görürse hiçbir şey anlatamayacağının, tekrar dili tutulacağının, kalbinin patlayacakmış gibi hızlı çarpacağının farkında olup, en küçük yüzdeyi bu ihtimale ayırarak yola koyulmuştu. Terzi Şükrü’nün yanına vardığında atölyede ondan başka kimse yoktu… Rahatlamıştı. Terzi Şükrü’ye Avrupa’da gördüklerini anlatıp, Asansör’ün mimari çizimini hazır hale getirdiğini ve Vali’ye sunduğunu iştahla anlattı. Asansör’ün yapımını üstlenen aile ile
    görüşmek için akşam Alsancak’ta yemeğe davet edildiğini ekledi. Olağan durumu Terzi Şükrü’ye anlatırken bir gözü Aybike’yi arıyordu. Gözlerine bakacak cesareti olmasa da, bir an için denk gelmeyi, tekrar güzel yüzünü görmeyi içinden istiyordu. Karşılaşacakları an, yine aynı duyguları hissedip hissetmeyeceğini merak ediyordu. Yaklaşık üç saat kadar Terzi Şükrü’nün yanında kaldı, az ve öz konuşan, mahallelinin arkasından “deli” diye bahsettiği adam gitmiş; yerine toplumun her isteğine, istedikleri gibi cevap veren, oldukça kibar ve söyleyeceklerini hiç dolandırmadan en ince ayrıntısına kadar anlatan bir adam gelmişti. Çevredeki esnaflarda bu uzun soluklu ziyaretten şüphelenmiş, ara ara atölyeye gelip, Terzi Şükrü’ye bir isteği olup olmadığını sormuşlardı.

    Asansör’ün yapımına başlanmış, günler geçtikçe Murteza’nın istediği her ayrıntı yerine getirilmeye başlanmıştı. Vali’nin ve Asansör’ü yaptıran ailenin özel isteğiyle, Fransız ve İtalyan mühendisler destek amaçlı İzmir’de bulunmuşlardı. Asansör’deki buhar makinesi bir tamburu döndürecek, kabinini çeken halat da tıpkı makaralı balık oltalarında olduğu gibi bu tamburun üzerine sarılacaktı. Asansör’ün yapımı dört katlı bölmelerden oluşacak, mimarisinde sadece İzmir’e özgün malzemeler kullanılacaktı. Hem Vali hem de aile bu konuda ısrarcı olmuşlardı. İşin başında duran mühendisler, hangi durumların tehlike arz edileceğini başta Murteza olmak üzere yapı ile ilgilenen tüm işçilere bilgi veriyorlardı. Nitekim projenin sonlanması için bir yıldan az zaman kalmıştı. Vali ve aile imkanlarını sonuna kadar kullanıp, bölgedeki en modern ve insan yaşamını kolaylaştıracak bir projenin sorumluluğunda hareket ediyorlardı. Murteza da, içinde bulunduğu ruh halinden kurtulup, her gün daha dostane, daha sevecen bir adam olmaya başlamıştı.

    İlk zamanlar arada bir Terzi Şükrü’nün yanına uğrayan Murteza, artık hemen her gün atölyeye uğruyor, gün içinde olup biteni Terzi Şükrü’ye anlatıyordu. Her gidişinde Aybike’yi bir kez daha görebilme isteğiyle atölyeye adım atıyordu. Bir gün atölyede yine Asansör hakkında bilgi verirken, içeri giren sarkık göğüslü, yaşlı bir kadın Aybike’yi sordu. Terzi Şükrü yaşlılığından dem vurup, 1. Karantina’da bulunan evinden, 2. Karantina’daki işyerine kadar her gün çıktığı 155 basamaklı merdivenin zorluklarını anlattı. Kendisini yorgun ve hasta hissettiği günlerde atölyeyi Aybike’nin açtığını, Murteza sayesinde yapılacak Asansör ile artık buna hiç gerek olmayacağını ballandıra ballandıra devam etmişti. Aybike benim elim ayağım dediğinde gözlerinin içi gülüyordu. Aybike’nin hünerlerini ve el becerisini anlatırken heyecandan yerinden kalkacak gibi olmuştu. Her insanın böyle şanslı olamayacağını, hatta bu kadar iyi bir evlada sahip olamayacağını anlatıp durmuştu Terzi Şükrü.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları