• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Asansör 7

    Asansör’ün duvarları çıkmış, dört katlı bölmelerin oluşması sonlanmıştı. İş planına göre önlerinde, halatları yerleştirmek, Fransız ve İtalyan mühendislerin çizdiği kabini şehirdeki önde gelen demir ustalarına yaptırmak vardı. Her geçen gün bu yapı bölge halkını heyecanlandırıyor, Murteza da içine kapanıklığını insanlara verdiği bilgilerle, onlara yakınlaşıp aşıyordu. Yaptığı işin çevredeki halk tarafından önemsenmesi, itibar kazanmasına yardımcı oluyordu. Bir ay boyunca Terzi Şükrü’nün dükkânına uğramamış, her geçen gün Aybike’yi düşünür olmuştu. Artık evinde resim çizmeyi bırakmış, her gün mesai bitiminde çocukluk arkadaşı Ziam’ın meyhanesinde vakit geçirmeye başlamıştı. İstisnasız her gün Ziam’a Aybike’yi ilk gördüğü anı, her dakika yaşıyormuş gibi anlatıyordu. Hayatında ikili ilişkilere yer olmayan Murteza’yı kırmamak, incitmemek için her defasında can kulağıyla dinliyordu onu Ziam. Akıl vermek istese de geri adım atıyor, Murteza’nın içinde bulunduğu çocuksu mutluluğa zerre zarar vermeyi uygun görmüyordu. Öncelerde insan içine pek çıkmayan, iletişim kurmaktan her zaman kaçınan Murteza’ya, Aybike hakkında bilmediklerini anlatmanın yollarını düşünüyordu. Aybike’nin sevdiği bir adamın varlığından ve yakın zamanda evleneceğinden söz etmek bile Murteza’yı ölüme sevk etmenin ilk yolu olduğunu aklına kazımıştı. Her gün Aybike’nin hayaline tutkuyla sarılan Murteza’ya bir yol göstermek istese de, karşısındaki adamın yıllardır yüzünün hiçbir konuda gülmemesi onu endişelendiriyor, bu hadisenin de bir travma ile sonlanacağına dair aklında endişeler biriktiriyordu. Bu duyguları ilk kez yaşayan, yaşadıkça da ayan beyan Ziam’a bunları anlatan Murteza, artık Asansör’e uğradığı her gün bir kez de Terzi Şükrü’nün evinin önünden geçiyordu. Aybike ile denk gelmek, gözlerini tekrar görmek ve altın sarısı saçlarına tekrar bakakalmak amacıyla bu cesaretli işin peşini bırakmıyordu. İki katlı evin kahverengi kapısı her zaman kapalı, kapının sağında ve solunda bulunan çiftli pencerelerin de her zaman yarıya kadar açık olduğunu ezberlemişti. Sol üst pencerenin önündeki iplere haftanın iki günü çamaşır asıldığını görse de, hangi saatlerde serildiklerini, hangi saatte toplandıklarını bir türlü yakalayamamıştı. Bir umut çamaşırları toplayan Aybike olursa uzaktan ve gizlendiği yerden kafasını dışarı çıkarmadan onu gözlemeyi hayal ediyordu. Mesaisinin bittiği, aynı günde çamaşırların serildiği bir akşam; Ziam’ın meyhanesi yerine, Terzi Şükrü’nün evini gören bir sokağın başında saklanan, adeta avını bekleyen bir avcı pozisyonunda nöbet tutmaya başlamıştı. Saat ilerlemiş, en azından temiz hava için bile kapının önüne çıkmayan Aybike’yi düşünerek huzursuz olmaya başlamıştı. İkinci kattaki sol pencereden dışarı yansıyan ışığı gördüğünde gözlerine inanamadı. Işıktı… Gecenin karanlığında parlayan bir yıldızdı. Çamaşırları toplamak için pencereden sarkan, rüzgarın esintisiyle birlikte saçları uçuşan kadına, iki sokak öteden yine âşık olmuştu. Çamaşırları topladıktan sonra ışığı söndürüp, evin diğer bölümlerine karışan Aybike’yi aylar sonra ilk kez görmenin mutluluğuyla Ziam’ın meyhanesine koştu. Ev yapımı şaraptan bir kadeh isteyip, meyhanenin başköşesine kuruldu. Ziam’ın diğer müşterilerle olan diyaloğuna karışmadan bir süre bekledi. Bütün gün aklına takılan komik bir fıkrayı düşünüyormuş gibi durmadan gülümsedi. Ziam’ın yanına gelmesi gecikince, ona el işareti yaptı. Saat ilerliyordu, anlatılacak konu hiçbir şey gibi görünse de, Murteza için yeni bir çağın başlangıcıydı, bu anın tadını doyasıya çıkarmak istiyordu. Beşinci kadehi hızla yuvarladı, Rafık’tan yenisini istedi. Antepli Rafık, Ziam’a Murteza’yı işaret edip, fazla içtiğini evinin yolunu bile bulamayacağını belirtti. Ziam bir süre şarap götürmemesini, isterse kendisinin yanına gideceğini söyledi. Murteza durmadan gülümsüyor, arada bir masaya yumruğunu vurup Aybike ile konuşacağı, saçlarını okşayacağı, kokusunu içine çekeceği anı hayal ediyordu. Her defasında garip sesler çıkartıp etrafındaki müşterileri ürkütüyordu. Genç adamın, Asansör sayesinde üzerine yerleşen değerleri masadaki tavırlarından sonra oradaki insanların gözünde gitgide eriyordu. Durumun farkında olmayan, kaybolacak değerleri zerre umursamayan Murteza, kaybedecek bir şeyinin olmadığının farkındalığıyla, gördüğü ve onu tanıyıp, onun tanımadığı herkese bu duygularını ifade etmek istiyordu.

     

    Murteza, Rafık’tan bir kadeh daha şarap istedi. Rafık, başını Ziam’a doğru kaldırıp göz işaretiyle Murteza’yı gösterdi. Nihayet Ziam, çocukluk arkadaşının yanına gelmiş, onu dinlemeye başlamıştı. Konuyu baştan sona anlatan Murteza’ya deli gözüyle bakan Ziam, her anlatılana kafa sallıyor, gülümsüyor, arada bir arkadaşının ensesine bir tokat indiriyordu.

     

    Geç saatlere kadar içindeki sevgiyi anlatan Murteza göz kapakları kapanırken kendini meyhaneden dışarı attı. Ağır aksak eve gidene kadar Aybike’yi düşündü. Ertesi gün uygun bir dille Terzi Şükrü’nün yanına gidip Aybike’yi sormayı aklından geçirdi. Vaktiyle babası, en yakın arkadaşı Şükrü’nün kızı Aybike’den ona bahsetmişti. Vaatlere başlarken, onun işinin başına geçmesini, elinin ekmek tutmasını söylemiş ve hayırlı bir gelin olabilecek gözüyle birkaç kez Aybike’yi dile getirmişti. Çok geç diye mırıldandı… Hayattaki her şeyden Aybike için vazgeçebileceğini gördü. Bu hissi daha önce hiç yaşamamıştı…

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları