• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Asıl olan Rakka sonrası

    Başbakan Binali Yıldırım, Rakka Operasyonu’nun 2 Haziran’ı 3 Haziran’a bağlayan gece başladığını ve bilginin ABD tarafından kendilerine verildiğini açıkladı. ‘Cevval gazetecilerin’ bir kısmı ‘Mehmetçik Rakka kapılarında’ diye hemen twit atsa da Başbakan’ın kastettiğinin, Demokratik Suriye Güçleri (QSD) öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un desteklediği operasyon olduğu açıktı. Daha açık deyimle, Türkiye’nin bir türlü içinde yer alamadığı, bu nedenle aylarca gecikmesine neden olduğu operasyondu.

    Aynı konuda bir gün önce de Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmuştu. O daha sertti. Bildik sözünü, “Bize saldırı olursa yanıt veririz” diyerek tekrar etmiş, MHP’lilerin ünlü sözü “Bir gece ansızın gelebiliriz” ile tehdidini perçinlemişti.

    Açıklamasında elbet, Yıldırım da operasyona karşı çıkmıştı. Cumhurbaşkanı ayarında olmasa bile nihayetinde ABD siyasetine karşı olduklarını ve tasvip etmediklerini belirtmişti. Buna rağmen ABD’nin kendilerine verdiği bilgiyi açıklamaktan imtina etmemişti.

    Başbakan’ın diplomatik karşıtlık, Cumhurbaşkanı’nın açık tehditle yöneldiği Rakka Operasyonu’nun yürütücüleri henüz tarih vermiş değil. ABD, resmen bir açıklama yapmış değil. QSD sözcüleri son açıklamalarında “Birkaç gün içinde başlayacak” demekle yetinmiş, son olarak da 6 Mayıs Salı günü Rakka Operasyonu’nun ne zaman başlatacaklarını açıklamıştı. Siz bu yazıyı okurken, Rakka Operasyonu’nun 5. aşaması, resmen de başlamış olabilir.

    Önce şunu diyelim, Rakka Operasyonu yeni başlamış değil. QSD’nin bu operasyonu yürütmek için kurduğu Fırat’ın Gazabı Eylem Odası, Rakka’nın özgürleştirilmesi operasyonunun 1. aşamasını 5 Kasım 2016’da başlattı. O günden beri de Türkiye’nin engellerine rağmen sürüyor.

    Türkiye engel yerine Uluslararası Koalisyon’un bir parçası olarak destek vermiş olsaydı, Rakka çoktan kurtarılmıştı. Ancak Türkiye, Fırat’ın Gazabı adıyla düzenlenen operasyonun ilk gününden beri sadece engelleyici tutum takındı. Öyle ki IŞİD birçok alanda bu engelleyiciliği kendi lehine çevirebildi, nihayetinde daha kısa sürede tamamlanacak bir operasyonu günümüze kadar uzatabildi.

    Başbakan’ın operasyona ilişkin sözleri, Cumhurbaşkanı’nın tehditvari açıklaması, açık demek gerekirse, operasyonu sekteye uğratma gücünü açıkça itiraf etmektir. Bu itirafın nedenini “Tamam, Rakka Operasyonu’nu QSD’nin yapmasına razı olduk ama onlar masada olmamalı, projeleri yaşama geçmemelidir’ biçiminde okumak lazım. Bu söylem ve tehdidin devamı da şu şekilde anlaşılmalı: Masada olur ve kendi çözümlerini dayatma yoluna giderlerse fiilen müdahale ederiz…

    Burada dert Araplar değil. Hele çoğunluğu Sünni olan QSD içindeki Araplar hiç değil. Buradaki tek dert QSD’nin ana gücünü oluşturan Kürtler, daha doğrusu önemli çoğunluğu PYD’li olan YPG ve YPJ’den müteşekkil Kürt askeri güçleridir. Türkiye Kürtlerin Suriye’de bir askeri güçlerinin olmasına, bu askeri gücün kendi bölgelerinin güvenliğini sağlamasına, Kürtlerin siyasi oluşumları aracılığı ile kendi yaşam alanlarını yönetmesine tümden karşı ve bu karşıtlığın gereğini yerine getirmek için de gözü kara davranmaktan imtina etmeyeceğini açık bir biçimde dillendiriyor.

    Kuşkusuz Rakka, yolun sonu değil. Öncelikle IŞİD’in belinin kırılması, IŞİD karşıtı güçlerin elinin rahatlaması operasyonudur Rakka. Akabinde Deyrezor gelecek. Rusya hükümeti ABD karşısında elini güçlü tutmak için İran, Irak ve Suriye’nin de desteğiyle gözünü Deyrezor’a dikmiş durumda. ABD’nin istemediği bu tablo, ABD ve Rusya açısından yeni sıkıntıların oluşmasına neden olabilecek ve dolayısıyla Türkiye’nin ellerini ovuşturmasını beraberinde getirebilecek gelişmelere de gebe.

    Şimdilik taraflar birbirlerine karşı gardlarını almış bekliyor. Öncelikli hedef, IŞİD’in belini kıracak Rakka Operasyonu’nun salimen bitmesi. Bunun hesabını yapıyorlar; bu nedenle Afrin, Kobani, Serêkaniyê ve Girê Sipî’de Rus ve Amerikan bayraklarını görünür kılıyorlar. Türkiye’nin, pek etkili olmayacağı belli lokal saldırılar yerine etkili bir provokasyon ile Rakka hesabını bozmasını istemiyorlar.

    Ancak şu da var; Rakka sonrasında dengeler bu kadar değişken olmayacak. Daha doğru bir deyimle saflar daha da belirginleşmiş olacak.

    Kabul etmek gerekir ki bu tabloda safı, siyaseti ve çözümü en belirgin olan Rojava Kürtleri’dir. Üstelik en organize askeri güç de, Kürtler’de.

    Buna rağmen yanılabilirler mi?

    Doğrusu Kürtlerin yanılacaklarını gösteren olumsuz bir yaklaşım gösterdiklerine, şimdiye kadar tanık olmadık. Bölge devletlerinin, özellikle de Türkiye’nin tüm karşı hamlelerine rağmen bugünlere kadar gelebildiler. Bugünden sonra da giderek değişkenliği bitip daha da somutlaşacak dengeler içinde Kürtleri dikkate alanların sahanın en güçlüsü olacağı da açık.

    Bunu Kürtler de, Kürtlerin dost ve düşmanları da biliyor.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları