• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Aşırı Sağcılara Karşı Dayanışma Kazandı

     

    Avusturya’nın Cumhurbaşkanı seçimlerini ikinci kez Alexander van der Bellen kazandı. Alexander Van der Bellen “Tüm farklılıklarımızla barış içinde birlikte yaşamalıyız, göçmenler de mülteciler de bu barışın içindedir. Nazilere karşı oylarınıza ihtiyacım var,” diyerek oy istedi.

    Yeşiller Partisi’nin adayı Van der Bellen’i kazandıran en büyük başarı kadınların desteği ve emeği ve tabii ki ortak dayanışma kültürü…   Van der Bellen, seçim çalışmasında Avrupa Birliği’nde kalmayı sürekli dile getirdi.

    Van der Bellen’i destekleyenler arasında Sosyal Demokrat Viyana Belediye Başkanı Michael Heupl (SPÖ) vardı. 2.11. 2016’da yaptığı basın açıklamasında şöyle demişti, “Aşırı sağcı Norbert Hofer, FPÖ’ün ideolojisine sahiptir. Burada onun yabancı düşmanı yüzünü gördük. Ben size diyorum ki, bu bizim ideolojimiz olmaz. Bu bizim hayatımız değil ve bizim geleceğimiz de değil. Bunlar insanlara karşı kötü yüzünü gösterdi. İnsanlığa layık olmayan yüzünü gördük. Bunlar modern topluma karşılar ve modern demokrasiye karşı yüzlerini gördük. Bu seçim iki millet arasında değil, bu seçim demokrasiyi ayakta tutma savaşıdır. Bunlardan dolayı Van der Bellen’in bizim desteğimize ihtiyacı var. Bellen, insanlığın ve beraberliğin yanında duruyor. Ve bu toplumun beraberliği için önemlidir. Toplumu ayırmayalım. Toplumu birbirine düşürmeyelim. İnsanlığı birliğe getirelim tüm gücümüzle…”

    Dolayısıyla sosyal demokrat belediye başkanın geniş kitlelerin desteğini katmak için yaptığı açıklamanın etkisi büyük oldu. Van der Bellen’in oylarını yükseltti. FPÖ’ün belediye başkanlığını kazandığı bölgelerde bile çok olumlu etkisini gösterdi. Van der Bellen Viyana’yı böyle kazandı. Mayıs ayı seçiminde katılım oranı %72.7 iken 4 Aralık’da %74.5 oldu.

    Avusturya Cumhurbaşkanı seçimin bir başka önemi, Avrupa ülkelerinde ki imajı açısından çok önem taşıyordu. Avusturyalı aşırı sağcıların cumhurbaşkanlığını kazanması demek, diğer Avrupa ülkelerinde ki aşırı sağcılara büyük moral ve güç vermesi demekti. Faşizmin ayak seslerinin güçlenmesi olacaktı. Avrupa da aşırı sağcıların moralini bozan ve yenilgisini hazırlayan bir seçim başarısı oldu Avusturya’da.

    Avusturyalı Neo Naziler, sağcı popülist politikacılar, aşırı sağcılar, yabancı düşmanları  (Avusturya vatandaşı olan aşırı sağcı ve dinci Türkler arasında da FPÖ’ye oy verenler vardı. Hem de açık açık propaganda yapıyorlardı.) oylarını Norbert Hofer’e verdiler. FPÖ vatan bağlılığını öne çıkaranlar milliyetçi, aşırı sağcı ırkçı bir partidir.

    Aşırı sağcı Norbert Hofer’in seçim çalışmasında popülizm ve ırkçılık vardı. Kendini pirimitif, basit insanlara pazarladı. Çok duygusal göstermeye çalıştı. Her şeye karşı üzülen, her şeyi kendine dert edinen bir tavır sergiledi. Geçmişi ile yüzleşmekten kaçındı. Gençliğinde Neo Nazi bir grupla çalışmasını soran gazetecilere “Siz oralarda mı kaldınız?” diye cevapladı.

    Basit ve düşük dereceli diploması olanların desteğinden çok emindi. Doğu Bloku ülkeleriyle görüşmelerini çok sık dile getirdi.

    Kendini köylü gibi gösterdi. Aynı zamanda Hofburg’da oturmayı överek evini oraya taşımak istedi.

    Slovakya, Polonya, Macaristan vb. ülkelerdeki aşırı sağcılarla görüşmesi halk da tepki çekti. FPÖ’ün ocak ayında Avrupa Birliği üzerine halk oylamasını desteklediğini seçimlerde dile getirdi. “Avusturya, Avrupa Birliği’nde kalsın mı, kalmasın mı?” oylaması için 4 Aralık seçiminde ise “AB’de çıkmak istemiyorum” dedi. Halk bunu ikiyüzlülük olarak değerlendirdi. Aşırı sağcı Hofer, Alexander Van der Bellen’i ajan ve komünist diye suçladı.

    Aşırı sağcı ve dinci Türkler de Van der Bellen’i ‘Kürtlerin destekçisi’ diye kötülüyorlardı. Van der Bellen’e oy vermeyin çağrısı yaptılar. Bazıları ise seçim pusulalarına R.T. Erdoğan yazıp işaretleyerek oy kullandılar.

    Seçimlerde işini kaybetmekten korkanlar protesto oyu olarak verdiler. FPÖ hiç bir alanda çözüm sunmadığı gibi insanları birbirine kışkırttı. FPÖ, işsizlikten, göçmenlerin varlığından ve mülteci sorunlarından faydalanmaktadır. Özellikle yabancıların yaptıkları olumsuzluklar da her şeyin tuzu biberi olmaktadır.

    Aşırı sağın bu kadar güçlenmesinin nedenlerinin, sistemin ana partilerini geride bırakmasının sorgulanması gerekiyor.  Bu seçim de kıl payıyla da olsa kazanılan bir başarı var. Bu başarıya ihtiyacımız vardı. Aşırı sağa karşı galip gelmenin başarısı dayanışma kültürü ile oldu. Van der Bellen ”Seçime gidip, bana güvenip ve beni seçtiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Avusturya kazandı. ” dedi.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları