• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ATANMIŞ VALİ VE AMED HALKI

    TC’nin iktidar kurumlarının sözcüleri de, ideologları da kuruluşundan beri Türkiye halklarının gözünün içine baka baka habire bir tekcilik tekerlemesi tutturur, “üniter devlet, ülke bütünlüğü” ezberini tekrarlar durur. Oysa bu devletin temelinde birleştirici değil ayrıştırıcı bir harç olduğu her durumda ayyuka çıkar. Hele söz konusu Kürtler ve Kürtler’in hakları, hukukları, coğrafyaları ise TC’nin kurumlarının mekanizması bir işgal gücü gibi işler.

    Son 14 Temmuz Özgürlük İçin Demokratik Direniş mitingimizde de aynı şey bariz olarak ortadaydı.

    Hükumet partisi AKP ülkenin her yerinde Hitler’in, Mussolini’nin tarzını taklit eden stadyum kongreleri yaparken, BDP’ye yüzde 70 oy aldığı Amed’de miting yapmayı yasaklamaya kalkıştı.

    Günler öncesinden kente polis yığınağı yapan AKP, bir yandan da medya aracılığıyla anti -propaganda ve kışkırtmalara başladı.

    Sömürgeci garnizon valisi gibi davranan atanmış vali Amed halkına adeta bir müstemleke halkı gibi davranır, polis araçlarından mitingi sabote etme anonsları yapılırken, evler geceden basıldı, insanlar göz altına alındı.

    Kente giriş çıkışlar yasaklandı ve Bölge’de halkın seyahat özgürlüğü kaldırıldı.

    Miting günü olanlar ise işkencesinden halka ve vekillerine saldırı ve hedef gözeterek ateş açmaya kadar devletin, Kürt coğrafyasında kendisini nasıl dışarıdan ve işgalci bir güç olarak konumlandırdıgını tüm dünyaya gösterdi.

    Ancak devletin de hükumetin de unuttuğu şey şuydu: Kürtler artık siyasi olgunluklarının bu seviyesinde aleyhlerine gibi görünen her durumu kendi lehlerine çevirme yeteneğine sahip olmuşlardı. Bu siyasi yeteneğe bir de cesaretleri, onurlu duruşları eklenince Amed mitingi 14 Temmuz serhildanına dönüştü.

    Özgürlük heyecanı ve kararlılığının eşgüdümünde kentin farklı semtlerinden yola çıkan halk polise rağmen sokakları saatlerce zaptetti.

    Halkın en önünde polisin kendilerine yönelik hedef gözeten şiddetine rağmen BDP milletvekilleri yürüdüler, direndiler ve tüm Türkiye’ye bir kez daha hiç alışık olmadıgı bir vekil tipolojisi sergileyip Kürt özgürlük hareketinin eşitlikci, demokrat ve halkçı siyaset pratiğini bir kez daha yansıttılar.

    Kürt halkı bir kez daha vekilleri ile omuz omuza mucadele ederken, TBMM’deki diğer partilerin nasıl da kof olduğu ortaya çıkmıştı.

    Haset içindeki diğer parti başkanlarının karşısında eş başkanlarımız birer halk kahramanı gibi parlıyordu yine.

    Devlet içinde siyasetten biraz anlayan birileri varsa 14 Temmuz mitingini yasaklamakla ne büyük bir hata yaptıklarının farkına varmıştır.

    Çünkü onurlu Kürt halkı yasaklamanın karşısına serhildan alternatifini koyarken bir kez daha özgürlük mücadelesinin hangi aşamasında olduğunu dost düşman herkese göstererek yine önemli bir kazanım elde etmiş oldu.

    Selam olsun direnenlere.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları