• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Atatürkçülük ve iktidar

    AKP’nin en iyi yaptığı şey gündemi değiştirmek ve böylece kamuoyunu iyi ya da kötü biçimde kendisiyle meşgul etmek. Ama bunu yaparken kendisi de değişiyor. Ve bir önceki tutumu hep o kadar yüzeysel kalmış oluyor ki, bir sonraki tutumuna hemen geçiş yapabiliyor ve bunlar çok kritik değişimler olsa da hemen hemen kazasız, belasız gerçekleştiriyor bu geçişleri.

     

    Demin “kritik değişimler” dedim ama bu değişimler kritikten öte, neredeyse kökten değişimler ya da herhangi bir partide kökten olarak kabul edilip belki de kopuşlara neden olacak süreçler.

    Ama hayır, AKP kamuoyu, ondan da önce AKP medyası her yeni değişimi hemen kabul ediyor ve daha da ateşli biçimde savunuyor. İdeolojik, politik tutarlılık hak getire.

     

    Daha geçen sene Atatürk isminden elden geldiğince mesafe alan, hatta yanından geçmeyen, anmaktan imtina eden AKP medyası, bu sene Cumhuriyet Bayramı ile başlattığı “kritik değişim”ini daha iki hafta dolmadan 10 Kasım’da tamamladı ve tam sayfa Ata’ya saygı manşetleriyle yeni yüzünü kutladı.

    AKP ne kadar, nereye kadar Atatürkçü oluverdi, bundan sonraki uygulamalarına Kemalizm’in çizgisini nasıl yansıtacak, bunu göreceğiz ama bununla bir şeyleri amaçladığı kesin. Peki, amaçlanan nedir?

     

    Atatürk, bu Cumhuriyet’in kurucusu ve ideolojik lideri. Ama bundan da öte, özellikle ulusalcı kesimin her sorunda anısında bir umut ışığı aradığı bir önder. Öyle ya da böyle Kemalizm tartışılabilir, tartışılıyor ama özellikle bu sıkışma döneminde, laiklikle demokrasi arasındaki ilişkiyi doğru kuranlar için bu ülkeye çok önemli katkıları olmuş ilk Cumhurbaşkanı. Böyle olunca iktidarda küçük çaplı krizlerin baş gösterdiği bir dönemde AKP’nin kendisini geniş kesimlerin bu ortak paydasının dışında tutması imkansızdı.

    Diğer taraftan özellikle Meral Akşener’in partisinin kurulmasıyla milliyetçi oyların artık AKP’yi iktidarda tutmaya yetmeyeceği iyice anlaşıldı. Ama bir yandan da AKP, geri dönülemez biçimde Türk milliyetçiliğinin kulvarına girdi. İktidarın en büyük destekçisi MHP’nin liderini baraj korkusu sarmış durumda. Böyle olunca AKP’nin ulusalcı oylara ihtiyacı oluştu. Bu Atatürkçülük hamlesiyle ulusalcılardan az da olsa oy almayı umuyor olabilirler mi?

     

    AKP dış politikada ve uluslararası toplulukta da sorunlarını çözemiyor. İkili ilişkilerde krizler art arda geliyor ve uluslararası medyadaki imajı çok sarsıldı. Atatürk ise Türkiye Batılılaşması’nın mimarı olarak uluslarası toplum nezdinde hâlâ çok prestijli. Acaba AKP bu prestij üzerinden bir yandan Batı’da bir sempati uyandırmaya, diğer yandan da Ortadoğu’daki model ülke ağırlığını yeniden hissettirmeye mi çalışıyor?

     

    Muhalefetin laiklik üzerinden bir araya gelişi sürüyor. Ve dönemsel de olsa eskiye oranla muhalefet daha hareketli. Özellikle milli bayramlarda kutlamalar artık protesto olarak gerçekleşiyor. Acaba AKP, Atatürkçülük hamlesiyle rehavete zaten teşne olan CHP ve benzeri siyasetleri sakinleştirme çabası içinde mi, bunu mu hedefliyor?

    Bazı siyaset gözlemcileri ise AKP’deki bu Atatürkçülük rüzgârını AKP ile Ergenekon’un yakınlaşmasındaki en önemli aşama olarak açıklıyorlar. Türkçülük ve Avrasyacılığı geniş kesimlere kabul ettirmenin bir yolu mu olacak yani bu?

    Bunların hepsi olabilir ama esas soru AKP, kendi rejim değişikliğini Atatürkçülüğün gerekleri nedeniyle felç olmadan nasıl gerçekleştireceği. Ya da bu yeni siyasi söylemini ne kadar sürdürebileceği. Bekleyip göreceğiz.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları