• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Avrupa Konseyi’nin şaibeli kararı

     

    Türkiye’deki gidişatı tersine çevirmenin, kalıcı demokrasinin inşasında etkin roller üstlenmenin bir yolu da dış dinamikleri harekete geçirmekten geçiyor. Bu yapılabilseydi, Türkiye’deki durum bugün daha farklı olabilirdi. Ne yazık ki bunlar arzulanan düzeyde olamadı. “Medeniyetin beşiği” olarak görülen AB ülkeleri kendi iç dengelerine göre hareket etti.

    Bu durumun birçok nedeni var elbet. Türkiye ile yüksek hacimli ticari işbirlikleri; Türkiye’yi tamamen kaybetmemek için olsa gerek ciddi insan hakları ihlallerini görmezden gelme; Türkiye’yi sistem içinde tutarak kontrol etmenin kolaylığına inanma; Türkiye’den Batı’ya akması muhtemel göçmen akınını durdurma; AB ülkelerinde sağın oy oranını giderek yükseltmesi; bu ülkelerin birçoğunda yakında seçimlerin yapılacak olması ve daha sayabileceğimiz birçok neden ne yazık ki bazı ülkelerin yönetimini sınırlıyor. Türkiye’ye karşı istenilen adımların atılmamasında bunların payı var.

    Açıktır ki yaşananların farkında olan Türkiye bu durumdan istifade ediyor. Görünen o Türkiye, Rusya ile ilerlettiği ilişkilerini de bu ülkelere karşı bir tehdit olarak öne sürüyor. Türkiye’ye karşı gösterilen ‘müsamahanın’ son örneğini bu hafta başında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde (AKPM) gördük. Avrupa Konseyi (AK) geçtiğimiz aylarda Türkiye’deki anti demokratik uygulamalar karşısında ciddi endişeler duyduğunu belirterek Denetim (Monitoring) ve Politik İşler Komisyonu’nu süreci incelemek üzere görevlendirmişti. AK’nin en önemli komisyonu olarak görülen bu komisyon hemen harekete geçmiş, Türkiye’nin yeniden izlenme sürecine alınabileceğini belirterek konuyu incelemesi için raportörler görevlendirmişti. Raportörler Türkiye’de de çalışmıştı. AK Sol Grubu’nun zorlamasıyla oluşan İnceleme Bürosu, çalışmalarını tamamladı ve Türkiye’nin yeniden izlenmesi gerektiğini belirten raporlar hazırladı ki bunun aksine rapor hazırlanması mümkün değildi. Gözaltının yeniden 30 güne çıkarıldığı, işkencenin hortladığı, 12 Eylül günlerini aratmayacak baskıların yeniden başladığı, gazetelerin, televizyonların, dergilerin, yayınevlerinin kapatıldığı, 150’ye yakın gazetecinin tutuklandığı, onbinlerce insanın işten atıldığı, aralarında HDP eş başkanlarının da olduğu binlerce siyasetçi, sendikacı, insan hakları aktivisti ve yerel yöneticinin tutuklandığı, belediyelere kayyumların atandığı, seçmen iradesinin ayaklar altına alındığı, insan yaşamının hiçe sayıldığı, insanların bodrumlarda katledildiği Türkiye’de yaşananlarla ilgili aksi kararlar almak mümkün değildi.

    Denetim (Monitoring) ve Politik İşler Komisyonu’nu da, bu komisyonun görevlendirdiği raportörler de Türkiye’nin izlenmesi gerektiği yönünde karar almış ve konunun Asamble’de, yani AK’nin genel kurulunda görüşülmesini istemişti. Bu arada Sol Grup, aciliyeti de gerekçe ederek, konunun öncelikli görüşülen gündem arasına alınması gerektiğini belirtmişti. Yılda 4 kez toplanan Asamble, konuyu öncelikle olarak gündeme almadığında, bu durum süreci uzatacak ve elbet Türkiye’nin lehine bir tablo ortaya çıkacaktı.

    Nihayet öyle oldu. Konu daha Asamble’ye gelmeden komisyon kendi raporunun ruhuna aykırı bir adım attı ve 13 evet oyuna karşılık 14 hayır oyu ile konunun Asamble’de görüşülmesi aleyhine tutum aldı. Üstelik komisyon başkanı bile kendi raporlarını görmezden gelerek hayır oyu verdi. Sol Grup konuyu Asamble’de gündeme getirerek komisyon kararının reddedilmesini ve Türkiye’nin öncelikli gündeme alınmasını yeniden istedi. Bu da 94 kabul, 68 red oyuna rağmen nitelikli çoğunluk, yani 3’te 2 oy oranı yakalanmadığı için kabul edilmedi ve Türkiye AK gündemine öncelikli olarak alınmadı.

    Geçtiğimiz haftalarda Azerbaycan’ın Asamble’de 2,5 milyon Euro dağıttığı açığa çıkmıştı. Farklı projeleri yaşama geçirme kılıfıyla dağıtılan bu paraların bir kısmının Asamble üyelerine özel çıkar sağlamak için verildiği iddia ediliyor. Konu Asamble gündemine de gelmiş, konuyla ilgili Avrupa basını da yazıp çizmişti.

    Bu tür gelişmeleri görünce, AK’nin, özellikle komisyonun kendi kararının aleyhine tutum takınması da şaibeli duruma geliyor, elbet. Ancak nedeni ne olursa olsun, bu yaşananlar, bir kez daha Türkiye’nin lehine bir tablo ile karşı karşıya kalınmasını engellemedi.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları