• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Avrupa’da İnsanat Bahçeleri

    Fransa, Belçika, Hollanda, İspanya, Macaristan, Almanya, İsveç, İtalya ve ABD’de ‘insanat bahçelerinin olduğunu biliyor muydunuz?

    Kapitalistler etrafı dikenli tellerle çevrili ‘insanat bahçelerinde’ -birebir hayvanat bahçelerinde olduğu gibi- Afrika ve Asya’dan getirilen insanları “hayvan” gibi sergileniyorlardı kafeslerde.

    Bu ırkçı ve ayrımcı tarih, çok eskilere giden bir tarih de değil… 1889’dan 1958’lere kadar sürdü bu utanç bahçeleri. ‘İnsanat Bahçesi’ Fransa’da 1889’da başladı. Paris’teki  ‘insanat bahçesi’, Avrupalıların utanç verici sırlarının teşhir edildiği yerler değil, insanların gelip seyrettiği büyük bir ilgi merkeziydi.

    Kapitalistler sergiledikleri siyahlar için “Vahşi insanlar, ilkeller, insana benziyorlar, insanoğluna en yakın varlık galiba” diye tasnif ediliyorlardı.

    ‘İnsanat bahçelerinde’ teşhir edilmek için yüzlerce kadın, erkek, çocuk Afrika’dan, Asya’dan gemilerle taşınıyorlardı. İnsanlar nadide hayvanlarmış gibi seçiliyorlar ve kafese konuluyorlardı.

    ‘İnsanat bahçeleri’ alanında ve dışındaki levhalarda “Lütfen yiyecek vermeyin, daha önce beslendiler” yazıyordu. ‘İnsanat bahçelerinde’ esir tutulan insanların bazılar çıplak, bazıları ise göğüsleri açık dolaşırdı.

    ‘İnsanat bahçelerinde’ intihar edenler olduğu gibi teşhir edilirken ölenler de vardı. Öyle bir vahşi uygulama vardı ki, ölenler de sergileniyordu. Aynı dönemlerde bazı ırkçı bilim insanları “Haftalardır bunların üzerinde çalışıyoruz, bunların aklı aşırı derecede geri. Fevkalade saldırganlar ve hiçbir hisleri yok. İnsana en yakın vahşi örneği denebilir,” diye demeçler veriyorlardı.

    1889’da 18 milyon, 1931’de ise 34 milyon kişi ‘Paris İnsanat Bahçesi’ni gezdi. Eyfel alanında olan ‘insanat bahçesinin’ tanıtımında “Fransa’nın, medeniyet misyonunu gerçekleştirirken nelerle meşgul olduğunu keşfedin!” diye yazıyordu.

    Afrikalı kadınlar  ‘insanat bahçesinde’ değişik vücut hatları yüzünden tutuluyordu. ‘Üstün kültürlü’ beyaz ırkçıların bir kısmı, sadece kadınların kalçalarını görmek için ziyaret ediyorlardı.

    Siyah Pigmeler ise çeşitli danslarla halkı eğlendirmeye zorlanıyordu.

    İnsanat bahçeleri 1900’ların başından itibaren Avrupa’ya yayıldı ve çok ilgi gördü. Almanya’da Siyah Köyü (‘insanat bahçesi’), Otto Von Bismarck tarafından da ziyaret edilmişti.

    Avrupa’nın her yanında Paris, Hamburg, Bronx, St Louis, Antwerp, Barselona, Londra, Milan, Varşova ve New York’ta vs. onlarca ‘insanat bahçesi’’ açıldı, sahiplerine milyonlar kazandırdı.

    ‘İnsanat bahçeleri’ bir grup meraklının ya da ‘sapığın’ ilgi gösterdiği etkinlikler değil; aristokrasinin, politikacıların, halkın her kesiminden milyonlarca insanın katıldığı büyük kültürel etkinlikler olarak görülmekteydi.

    ‘İnsanat bahçeleri’ kapitalizmin en karanlık yüzüdür. Çünkü oradaki insanlar ekonomik bir çıkar için kullanılıyorlardı. Büyük bir ilgi merkeziydi. İnsanlar kölesi olduğu kapitalizm ile yaşıyor. Hayvan ise doğaya dönük yaşıyor ve doğadan beslendiği için ihtiyacı kadar tüketiyor. Onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca canlı öldürmüyor. Stok yapma derdi yok. İnsan ise hem doğayı yok ediyor hem de gündelik hırslar içinde bencil, riyakâr, hırsız ve vahşi yaratıklar olarak binlerce insanı bir anda öldürebiliyor. Barbarlar çok büyük stoklar yapıyor.

    Almanya’daki ‘insanat bahçeleri’ 1940’da kapatıldı. Kapitalizmin yarattığı bu vahşilik, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra azalmış ve kalan son ‘insanat bahçesi’ 1958 yılında Belçika’da kapanmıştır.

    Hayvanları kapatmak, doğal ortamından alıp yaşamı boyunca kafese kapatmak da çok utanç verici bir davranıştır. Hayvanat bahçesinin zorunlu sakinleri doğal olmayan bir ortam da yaşamaktadır.

    Arjantin Hayvan Hakları Avukatlar Derneği ve Büyük Maymun Projesi’nin iki yılı aşkın bir süredir birlikte yürüttüğü yasal mücadelenin sonucunda Arjantin’de hayvanat bahçesi kapatılmış oldu. Hayvanat bahçelerinde yaşamaya mahkûm edilmiş tüm hayvanların kaderini değiştiren tarihi karar Hâkim Maria Alejandra tarafından “Hayvanların cansız bir nesne olmadığına, insan olmayanların haklarına haiz” olduğuna karar kılındı. İnsanlığın hedefi dünyada var olan Hayvanat bahçelerinin kapatılmasını hedeflemelidir.

    ‘İnsanat bahçeleri’ dünyanın kusurlu geçmişinin rahatsızlık verici, ırkçılık öykülerindendir. Irkçılıkla mücadele, 1800’lerden beri çok yol kat etse de bugün hala yaşanmaktadır. Kötünün ırkı, her yerde aynı konuma sahiptir. Kötü her yerde kötüdür. Ve her yerde aynı ırkçı dalga vardır. Bu çılgınlık yine insanlar tarafından yapılıyor. İnsanı ve hayvanı sergileyen kapitalistlerin para hırsı korkutucudur. Kapitalistler kötülüklerini insan ve doğa üzerinden denemektedir. Dolayısıyla ‘insanat bahçelerinde’ sergilenen O insanların acılarını hatırlayarak, ırkçılığı teşhir etmeliyiz.

    Bir başka canlının özgürlüğünü tanımayan, özgürlüğe layık değildir çünkü…


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları