• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    AYGÜN’E GÖZALTI VE DEMOKRATİK ÖZERKLİK

    CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün geçen pazar HPG tarafından Dersim’de gözaltına alınması ve sonrasında gelişen süreç Türk siyasetinin kavramları ve bakış açısıyla açıklanması zor bir manzara arz ederken, biz Kürtlerin kamuoyuna deklare etmesi gereken birçok olguya da göndermede bulunuyor.Hükümetin yine aylardır dağı taşı bombalayarak “bu defa bitirdik” propagandası yaptıgı PKK’nin tam tersine daha da güçlendiği ve nasıl bir özgüven içinde hareket ettiği bu olayın ardından burjuva basınının manşetlerine, köşelerine yansıdı. Ancak Türk kamuoyunun anlamadığı bir şey şuydu ki, bu gözaltı eylemi aynı zamanda Demokratik Özerklik sisteminin Kürdistan’da artık yerleşik olduğunu da gösteriyordu. Kürtler artık kendi güvenlik ve hukuk sistemini yerleştiriyor, sürecin doğal sonucu bir özsavunma eylemi olarak yol kontrolü yapıyor ve gerekli gördüğünde gözaltına alıyordu. Zaten öyle görünüyor ki, Hüseyin Aygün’ü de gerillaya yerel birimler CHP adına Dersim’de yaptığı faaliyetler nedeniyle şikayet etmişti. Komplolarla mücadele eden, topraklarında can güvenliği olmadan yaşayan Kürtlerin böyle bir özsavunma cihetine gitmesi aslında demokrat kamuoyu tarafından anlayışla karşılanmalı. Hüseyin Aygün’ün serbest bırakıldıktan sonra medya önünde gerillanın barış söylemini tekrarlaması, kamuoyuna yaptıgı çözüm çağrısını iletmesi de bu eylemin önemli bir sonucu oldu. Her zaman Kemalist vesayet rejiminin partisi olan CHP’nin bu açıklamanın hemen ardından Hüseyin Aygün’ü yakın markaja almasıyla yön değiştirip savcılıktaki ifadeye gelene kadar kamuoyunda da bir rahatlamaya yol açan bu barış çağrısına hükumet katından gelen reaksiyonlar savaşı kimin istediğini, savaştan kimin rant sağladığını göstermiş oldu. Ancak yine de gerillanın bu çağrısı kamuoyunun hafızasında yankılanmayı sürdürecek gibi görünüyor. Bir başka önemli nokta ise, medyadaki çifte standart yaklaşımlardı. Medya gözaltı olayının duyulmasıyla beraber, hemen milletvekili dokunulmazlığı ve seçmen iradesinden dem vurmaya başladı. Oysa TBMM’deki üç partinin milletvekilleri cezaevindeydi ve bunların 6’sı BDP’dendi. Bu BDP vekilleri diğer partilerin vekillerinin üç katı oyla seçilmişti. Ayrıca Hatip Dicle’nin vekilliği düşürülmüş, AKP’ye bir vekil daha kazandırılmıştı. Asıl buydu seçmen iradesine hakaret. Üstelik görüldü ki Kürt Özgürlük Hareketi’nin hukuk sistemi TC’nin hukuk sisteminden çok daha hızlı işliyor ve çok daha adil. İki gün içinde serbest bırakıldı Hüseyin Aygün. Umarız Türk kamuoyu bu eylemden ders çıkarır ve barış için hükümetten talepte bulunur.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları