• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Ayhan Bilgen: “Kişisel çıkarlarla, koltuk kavgalarıyla HDP’nin işi olmaz”
    Ayhan Bilgen: “Kişisel çıkarlarla, koltuk kavgalarıyla HDP’nin işi olmaz”
    8 Ocak 2018 15:24
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen HDP’de koltuk kavgası varmış gibi yapılan değerlendirmelere tepki göstererek “Biz koltuk ve çıkarlar için siyaset yapmıyoruz” dedi.

    HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin genel merkezinde yapılan MYK toplantısına verilen arada düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilgen, OHAL’in bir an önce sona erdirilmesi için bütün mağdurların işbirliği yapması gerektiğini vurguladı.

     

    Ayhan Bilgen şunları söyledi:

    Baluken’in çözüm sürecinde gösterdiği çabalar cezalandırıldı
    Bütün bir Meclis Grubu olarak, MYK üyelerimizle birlikte geçtiğimiz hafta duruşması yapılan İdris Baluken’in davasını takip ettik. Hem Baluken hem de Sebahat Tuncel’le ilgili kararlar demokratik siyasetin mahkum edilmesidir. Özelikle Baluken’in çözüm sürecinde gösterdiği çabaların cezalandırılması olarak okuyoruz bu tavrı. Bir intikam tutum olarak değerlendiriyoruz. Kendisine ait olmayan sosyal medya paylaşımları bile dosyasında bulunmaktadır. Tümüyle düşünceler cezalandırılmıştır.
    Garzan’da yaşanan acılarla oynamaktır 
    Bitlis Garzan Mezarlığında gerçekleşen insanlık dışı uygulamayı buradan paylaşmak bile Türkiye açısından utanç verici. Mezarlıkların tehdit unsuru olarak görülmesi, mezarlıkların parçalanması, taşınması ailelerde infiale neden olmuştur. Hala cenazelerine ulaşamayan aileler var. Bu, acılarla oynamak ve mezar taşları üzerinde güç gösterisi yapmaktır.
    Elazığ Cezaevi hangi bakanlığa bağlı?
    MYK’da cezaevlerindeki uygulamaları da değerlendirdik. Elazığ’a dair bir vurguyu bir daha yapmak istiyoruz: Suruç’ta ölmemeyi başaran, yaralı kurtulan isimlerin de dahil olduğu sürgünler gerçekleşiyor. Elazığ Cezaevi hangi bakanlığa bağlı merak ediyoruz. Adalet Bakanlığı ile görüşmeler yapıyoruz, durumun düzeltileceğine dair paylaşımlar oluyor ama hiçbir iyileşme gerçekleşmiyor. Herhalde oradaki gardiyanlar başka bir hukuka tabiler, başka bir iradenin emrindeler.
    Güvenlik görevlilerinin çalışanlarımızı tehdit etmesine gerek yok, biz açık bir partiyiz 
    Çok sayıda dava var ama İzmir – Manisa davaları çok ilginç. Manisa’da 2 yıl tutuklu olarak alıkonuldular parti yöneticilerimiz. 2 yıl sonunda ilk kez hakim karşısına çıktılar. Yarısına yakını tahliye oldu. Manisa dahil birçok ilde yargılama denemeyecek uygulamalara tanık oluyoruz. Parti çalışanlarımız, il ilçe yöneticilerimiz, hatta genel merkez çalışanlarımız emniyet güçlerince tehdit ve dayatmayla başka işlere zorlanıyor. “Ya bizimle çalışırsınız ya da yargılanırsınız” tehdidi ile karşı karşıya bırakılıyor. Bu hiçbir hukuk devletinde kabul edilmez. Mahkemelerde, gözaltı merkezlerinde, polis araçlarında sıkça karşılaştığımız bu durum, bu tehdit sivil ölüm yönteminin bir parçası. Bu baskılar insanların yaşadıkları şehirleri terk etmelerine, ailelerin dağılmasına sebep oluyor. Güvenlik görevlilerinin bu usullerle bilgi toplamasına gerek yok. Biz her şeyimizi paylaşan açık bir partiyiz. Buna tenezzül etmelerini yadırgıyoruz.
    Çocuklara yönelik her türlü dayatma dinin özüyle çelişkilidir 
    Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer devlet kurumları arasında bazı kararlar alınıyor ve uygulamalar gerçekleşiyor. Bu karar ve uygulamalar toplumun ciddi bir kesimini rahatsız ediyor. Biz de parti olarak MYK olarak çocuklarımızın inanç dünyaları, değerleri, gelecekleri ile ilgili her türkü tercihi kendilerinin yapmasının bir hak olduğunu düşünüyoruz. Bunun dışında her türlü dayatma laikliğe de aykırıdır, dinin özüyle de çelişkilidir.
    OHAL bahane edilerek grev engellenmemelidir
    2018 yılı çalışma hayatında daha büyük hak ihlallerine sebep olmamalıdır. Metal iş kolunda önümüzdeki günlerde yapılması planlanan grev kritiktir. Bu grev OHAL bahane edilerek engellenmemelidir. Bu, Anayasanın gaspıdır.
    İttifak için 2 yıl öncesinden açık çek verilmesini şaşkınlıkla karşılıyoruz
    Bizim her toplantımızda ana gündemimiz OHAL. Seçimden önce OHAL’in daha fazla uzamaması gerektiğini de belirtmek istiyoruz. Bizim açımızdan siyasetin en önemli gündemi budur. Ama başka partilerin gündeminde seçim var, 2 yıl sonraki seçimin telaşı var. Elbette ki tercih kendilerine aittir. Kim kiminle ittifak yapmak ister, 2 yıl öncesinden kime açık çek vererek desteklediğini ilan eder kendilerinin kararıdır. Ama biz bunu şaşkınlıkla karşılıyoruz. Sandık güvenliği ile ilgili hiç bir şey söylememeleri, sandığa giren oyla sandıktan çıkan oya dair hiçbir güvence kalmayan bir ortamda bunu dert etmemeleri, OHAL koşullarında seçimi normal görmeleri ve tek dertlerinin ittifak ve seçim barajı olması demokrasi açısından yadırganacak bir durumdur. Türkiye’de örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı net bir şekilde gasp edilmişken bunları görmeyip küçük hesaplarla, bu kadar erken bu tavırların açıklanmasını şaşkınlıkla karşılıyoruz. Türkiye’de geriye kalan tek hak oy kullanma hakkıdır . Bunu bile koruyacak bir mekanizma yok Türkiye’de.
    Bize yönelik her eleştiri bizim için motivasyon nedenidir
    Kongre hazırlıklarıyla ilgili değerlendirmeler de yapıldı. Bir kongre komisyonumuz var. Komisyonumuz, bölge konferansları organize ediyor. Farklı toplumsal kesimlerin değerlendirmelerini almak amacıyla STK’larla da buluşmalar gerçekleşiyor. Biz HDP’ye yönelik her türlü değerlendirmeyi, eleştiriyi dikkatle ele alıyoruz. Her platformda, ister sosyal medyada ister yaptığımız toplantılarda bize yönelik her eleştiri bizim için motivasyon nedenidir Biz en acımasız eleştirileri kendi kurullarımızda da yapmaktan korkmayan bir partiyiz.
    HDP’nin koltuk kavgalarıyla işi olmaz 
    Kongre sürecinde uzlaşma sağlanırsa ne ala. Olmadığında demokratik yarış da yapılabilir. HDP her iki süreci de yönetebilecek olgunluğa sahip bir partidir. Ama sanki parti içinde büyük bir çekişme var gibi değerlendirmeler yapmak HDP’ye büyük haksızlıktır. HDP’yi hiç tanımamak, anlamamaktır. HDP’de siyaset yapmak büyük bir bedeli göze almaktır. Kişisel çıkarlarla, koltuk kavgalarıyla HDP’nin işi olmadığını HDP’yi biraz tanıyan, takip eden herkes bilir.
    Basın mensuplarının soruları da yanıtlayan Bilgen, Bakanlar Kurulu’nda OHAL’in uzatılacak olmasına ilişkin yöneltilen bir soruya şu yanıtı verdi: “Türkiye ya OHAL’i bitirecek ya da demokrasi iddiasını bütünüyle bitirecek. Ocak’taki ilk uzatmada usul ve şekil yönünde bile usulsüzlük yapılarak OHAL uzatıldı. Yapılmamış bir MGK’yi referans alarak bu tasfiye kararı Meclis’e gönderildi. OHAL o şekilde uzatıldı. Bütün bunlar suçtur. Sahte evrak kapsamındadır. OHAL’in daha fazla uzatılmaması gerektiğini, daha fazla insanın ekmeği ile oynanmaması gerektiğini söylüyoruz.”
    Bilgen’e, Kürt bloku ile herhangi bir çalışmaları olup olmadığı da yöneltildi. Bilgen, bu soruya soruya “Genel olarak görüşme arayışları devam ediyor. Elbette Türkiye’nin bütün sorunlarının farklı çatılar altında olsalar da birlikte siyaset yapabilecek partilerin bir araya gelerek çözülebileceğini düşünüyoruz. Bunları değerli görüyoruz. Ortak çalışma platformlarını yaratmaya yönelik çalışmalarımız da sürüyor” yanıtını verdi.
    Devlet Bahçeli’nin “HDP-CHP ve İyi Parti zaten bir aradalar” sözlerinin sorulması üzerine ise, Bilgen şunları söyledi: “Kendisi, hangi gündemle siyaset yapmak istiyorsa bizi bahane etmeden bunu yapabilir. Bütün toplumsal kesimlerle buluşmanın bu ülkede daha insanca yaşamak için ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Toplumun büyük kesimi OHAL mağdurudur bunun sona ermesi için bu kesimlerin güç birliği yapması gerekiyor.”

    Yorumlar



    İlgili Haberler