• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    BALDIRIÇIPLAK BİR KARİKATÜRİST: HASAN SEÇKİN

     

    Çantamı hazırlarken hayli uzun yolu da düşünüyorum elbette… Zaten ne zaman tren, otobüs, metro ya da minibüsle yola çıksam seviniyorum. Hele ki yol da uzunsa, değmeyin keyfime. Uzun zamandır ertelediğim belki de gitmekte hayli geç kaldığım Kartal’a ve şair, çizer, yazar dostların çağrılarına en sonunda kulak verdim. Daha doğrusu olmayan zamanda bir gedik açarak bunu sağladım. Çok memnunum ve ağzım kulaklarımda… Yeni okula başlayan çocuk sevinciyle güne başladım ya, gün güzel olacak diyorum kendime…

    Karşıya geçerken mutlaka daha uzun da olsa vapuru tercih ediyorum. Belki de Diyarbakır’dan İstanbul’a uzun bir tren yolculuğuyla gelip Haydarpaşa’da denizi ilk kez görmemden kaynaklanıyor bu. Denizin o iyotlu kokusuna, çocukluğumun birkaç ayını geçirdiğim İskenderun’dan aşinayım ya, çok sevdim. Hâlâ da öyle… Geçtim rüzgâr alan bir köşeye, çayımı ve günlük gazeteleri çektim önüme; oh! Günlük dertlerden, birikmiş, uzamış sorunlardan uzakta birkaç saat bana iyi gelecek, eminim…

    Dostum, emeğin, başkaldırının güçlü çizeri karikatürist Hasan Seçkin’in Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde 40 yıllık emeğin birikimiyle açtığı karikatür sergisine gidiyorum. Kadıköylü, Kartallı dost ve canlara imreniyorum. Denizi görerek yazmak, çizmek ne güzel…  Bizse beton bloklarının arasında neredeyse gökyüzünü bile görmeden sadece hayal kurarak yazmaya çalışıyoruz.

    Uzun bir yolculuk sonrası Kartala ulaştığımda hemen dostumu aradım. Sahilde öğretmen, şair dostlarla bir çay içimi zamanda günlük reel politikayı konuşup, dertleştik.

    Hasan Seçkin’in, Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’ndeki ‘40 Yılda Bir’ adlı sergisini gezerken de ilk karikatürle hatta mizah diliyle tanışmamı anımsadım. Sivas ’da gittiğim berber dükkânınındaki eski tarihli Akbaba dergilerini nasıl da seslice gülerek okuduğumu anımsıyorum. Benim o kahkaha atarak gülmelerime berber Hurşit Amca nasıl da sevinir; gelip neye güldüğüme bakıp,  kalınca sesi ve ona uyumlu olarak hoplayan göbeğiyle bana eşlik ederdi. Benim için çıkan sayıları saklar topluca verirdi; nasıl da sevinirdim.

    bedros görsel 1 bedros görsel 2

    Yusuf Ziya ve Orhan Seyfi tarafından Ay Dede’nin hemen hemen aynı kadrosu, aynı biçim ve yapısı ile yayınlanmaya başlayan derginin ilk sayısı 7 Aralık 1922 tarihlidir. Orhan Seyfi, kısa bir süre sonra dergiyi Yusuf Ziya’ya devretmiş ve Yusuf Ziya Akbaba’yı hayatı boyunca tek başına çıkarmış. 1931-1933 ve 1950-1951 yılları arasında yayını kesintiye uğrayan dergi, Yusuf Ziya’nın 11 Mart 1967’de ölümü üzerine 1977’de kapanana kadar oğlu Engin Ortaç tarafından çıkarılmış.

    Hasan Seçkin’in Gırgır dergisinde yayınlanan karikatürlerini de anımsıyorum. Anımsıyorum çünkü dergi yıpranana dek defalarca okunurdu evimizde… Gırgır dergisiyle ilk tanışmam, 1972 yılında kendi harçlığımla 25 kuruşa aldığım Gün Gazetesiyle başlamıştı. Gazetenin önceleri içindeki bir sayfasında başlayan Gırgır’ın serüveni, sonraları yine aynı gazetenin verdiği ekle devam etmiş sonra da dergi olarak çıkmıştı. Günlük okuduğum gazeteye ek olarak yıllarca sürekli aldığım bir dergi olmuştu.

    Hasan Seçkin kırk yıldır süregelen sanat yaşamında ayrıca üç albüm yayınlamış. İlki Fransız Devrimi’nin 200. yılı dolayısıyla yayınladığı “Baldırıçıplaklar”,karikatürcüler Derneğinin çıkardığı “Sen Ne Dersin” ve “30 Yıl da Bir” adlı karikatür albümleri… Karma seçkilerden seçtiği sergiyi gezerken ülkenin hali pür melalini de anlıyorsunuz.

    Kendisini ebedi muhalif gören Hasan Seçkin kendini şöyle tanımlamış sergisinin tanıtım broşüründe, “Yaşadığı toplumsal koşulların ve sosyal çevresinin bir ürünü olan sanatçı, aynı zamanda yaşadığı toplumun da aynası, sesi, soluğu olmalıdır.” Sonra şöyle devam etmiş,  “Bugünlerde geride bıraktığım 40 yıllık karikatür serüvenimde, ülkemizde sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda yaşadığımız bu az demokrasili,  bol acılı sürece kendimce, karınca kararı çizgilerimle bir ayna tutmaya çalıştım.”

    “Geride bıraktığım bu 40 yıllık karikatür yaşamıma, bir anımsama ve bir selamlama olması anlamında, (Mayıs 2017-Mayıs 2018 tarihleri arasında) bir yıl boyunca, Türkiye’nin 40 yerinde açacağım karikatür sergileriyle, siz değerli sanatseverlerle buluşmaktan mutluluk duyacağım.”

    Hasan Seçkin karikatürleri, hayli güldürmesinin yanında çoğunlukla düşündüren ve toplumda muhalifliği uyandıran bir çizgiye sahip… Bu hafta sonuna dek gezip, inceleyebilir hatta satın alabilirsiniz.

    Sohbetimizin arasında eski ve yeni siyasetçilerin mizaha bakışları arasındaki farka dikkat çekerek,  bu dönemin siyasetçilerinin sanata, mizaha nasıl da öfkeli baktığının altını bilhassa çizdi. Aklıma hemen Marko Paşa dergisi ve onun isim değiştirme serüveni geldi.

    Sabahattin Ali’nin çıkardığı ve kadrosunda Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mim Uykusuz gibi isimlerin bulunduğu Marko Paşa, iktidarın büyük baskılarına karşın 25 Kasım 1946’da okuyucuyla buluşur. Dergiyi yayımlayanlar sosyalisttir, fakat dönemin koşulları nedeniyle tek parti iktidarının bitirilmesine yönelik bir duruş sergilemiştir. Siyasi, maddi baskılardan dolayı birçok kez darbe yiyen Marko Paşa, kapatıldıkça farklı adlarla çıkmaya devam etmiştir. Hem kendi dönemini hem de sonrasını şekillendiren yepyeni bir mizah anlayışıyla gösterdiği sağlam duruş, güçlü hiciv yeteneği ve Mim Uykusuz’un ilk kez sınıf çelişkilerinin işlendiği karikatürleriyle dönemine adını vermiştir. Marko Paşa’nın maceraları, Sabahattin Ali’nin öldürülmesinin ardından, Aziz Nesin’in çıkardığı Medet dergisinde devam etmiştir. Medet dergi adının altında ‘Marko Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa, Ali Baba, Yedi Sekiz Hasan Paşa, Öküz Mehmet Paşa gazetelerinin devamıdır’ yazması, bu kadronun azmini ve hükümetler değişse de iktidarın mizahı sevmediğini bir kez daha göstermektedir.

    Gidin ve Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde Hasan Seçkin karikatürlerini izleyin. Bir sanatçının muhalif tavrına BİR BALDIRIÇIPLAK olarak destek olun…

    bedros görsel 3


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları