• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Barış bu kadar zor mu?

    Her ülkede, her toplumda bir mücadele vardır ki, öyle ya da böyle sürer gider. Buna biz “sınıf mücadelesi” deriz. Emek ile sermaye arasındaki bu çelişki sosyalist dünya görüşüne göre bir gün çözülecektir. Şimdi bunun nasıl olacağına burada girmek gereksiz. Çünkü biz Türkiye’de böyle bir toplumsal kurtuluştan hayli uzaktayız.

    Her ne kadar her toplumda sınıf mücadelesi, yani kabaca emekçiler ve kapitalistler arasındaki mücadele sürüyor olsa da, bu ortak yaşamın önünde bir engel oluşturmaz, çünkü toplumun fertlerini ve hatta sınıflarını bir arada tutan, bir seviyeye kadar uzlaştıran ortak çıkar ve değerler vardır.

    Bu yüzden toplumlar kendi içlerinde bir yere kadar barışık yaşarlar. Güçlerini korurlar.

    Kendi içinde bölünmüş, kendi içinde kavga eden toplumlar ise çok kolay başka ülkeler tarafından kullanılır ya da manipüle edilir.

    Kendi içinde kavgalı bir toplumun uluslararası alanda barışçıl bir politika yürütmesi imkânsızdır.

    Kendi üzerinde hesapları olan ülkelerle çatışmak zorunda kalmanın yanı sıra, ülke içindeki kavgadan da medet uman iktidarlar, hükümet ya da devlet, bizzat kendisi de her savaş fırsatını değerlendirmek ister.

    Çünkü bu savaş sayesinde iktidar, kutuplaşmış toplumun kendisini destekleyen tarafını konsolide edecek, kemikleştirecektir.

    Bugün maalesef Türkiye hükümeti her iki çatışma sebebinin de yol açtığı komplikasyonlarla uğraşmak durumunda kaldı.

    Ortadoğu’da Kürt  ve bölünme paranoyası ile savaşa dolu dizgin giren hükümet, bir yandan da Batılı mütteffiklerini kaybetmiş ve izole olmuştur.

    Bu yüzden de her dönem yeni bir uluslararası güce yüzünü dönmekte ama bu güçler de desteklerinin karşılığında Türkiye’den ağır bedeller talep etmektedir.

    Bu da Türkiye’nin Ortadoğu’daki vesayet savaşlarında kullanılmasına sebep olmaktadır.

    Ve bütün bunlar dönüp dolaşıp yine Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının hayatlarını zorlaştırmakta, tehlikeye atmaktadır.

    Savaşın, çatışmanın en ağır bedeli tabii ki gencecik insanların ölümü oluyor.
    Bunun yanında sokaktaki insanın da hayatı tehlikeye giriyor.

    Ödenen kendi içinde ağır ama insan hayatı ile karşılaştırıldığında en hafif bedel ise sarsılan, çöken ekonomi oluyor.

    İşte iki ülke arasında bir süredir devam eden gerginliğin ardından ABD’den gelen vize dondurma ve Türkiye’nin buna misillemesi ilk etkilerini hemen ekonomide gösterdi.

    Aslında bir süredir Türkiye ekonomisi sallantıda.

    Dış borç yükü, işsizlik her geçen artıyor.

    Ekonomi üretim ile değil, rant ile işliyor.

    Rant ekonomisi ile çevrilen inşaat sektöründe de ağır bir bunalım olduğunu bizzat en büyük inşaat şirketlerinden birinin patronu, Adnan Polat söylüyor.

    Yazık değil mi?

    Kendi içinde barış yapmak bu kadar zor mu?

    Bunun uluslararası alanda da Türkiye’nin gücünü artıracağı net olarak görünmüyor mu?

    Barıştan, bu ülke halklarından duyulan korkunun sebebi ne?

    Bu yüzyılda bir ülke hamasetle ayakta durabilir mi?

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları