Barış namlunun ucunda değil,
Barış beyaz güvercinin kanatlarının üstündedir.
Barış; ben üzerinde güneş batmayan bir imparatorluğun imparatoruyum, demek değil, barış empati ve hoşgörü sanatıdır.
Barış; benim gücüm seninkinden fazla, benim silahım seninkinden çok demek değil; barış, kar-zarar hesabı yapmak değil, barış halkın taleplerine kulak vermektir.
Barış, dil ile din ile mezhep ile uğraşmak değil;
Barış, taş üstüne taş koymaktır.
Kısacası barış, bağcıyı dövmek değil,
Barış hep birlikte üzüm yemektir.
Ve şu unutulmasın ki: barış güç bende demek değil; barış, ”Ata kibirli binen, eve yürüyerek gider.”yi iyi bilmektir.
Yani;
Barış ciddiyet ister,
Barış kararlılık ister.
Barış halkları sevmek demektir.
Ölümün bir sevgiyi arar gibi olduğu bir ortam yaşanıyor şimdi. Hakkari’de, Diyarbekir Sur ilçesinde, Lice’de, Şırnak’ta, Cizre’de…
Barış bütün bu olup bitenleri görmek, bu acıları yüreğinde hissetmek ve el ele vermektir.
Ülkemiz ve ülkemizde yaşayan halklar zor ve ciddi bir dönemi yaşıyor. Bir taraftan çok sayıda iç burkan ölümler ve şehir, ilçe, mahalle ablukaları yaşanırken öte yandan linç girişimlerinin ayyuka çıkmış haline tanık olmaktayız.
Barış; bu tanıklığı bütün yüreğimizle, o çirkin suratlara haykırarak dur demektir.
Barış; susmak, üç maymunları oynamak ya da tarafsız kalmak değil;
Barış; herkesçe bilinmesi gereken, Türk’ün ya da Kürt’ün gücü değil, insanlığın özgür iradesi karşısında tüm zulüm kalelerinin yıkılmaya mahkum edilmesi demektir.
Barış; bu devlet gururuna rağmen; dostça yan yana olmaktır.
Barış; olan bitenler karşısında, kös kös oturmak değil; Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı’nın dediği gibi, “Bulutların ardındaki güneşi göreceğimiz günleri düşünmek.” demektir.
Barış; evrensel insan hakları beyannamesi’nde yazdığı gibi;
“Madde 19: Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.”,
“Madde 21: Halkın iradesi hükümet otoritesinin temelidir.” demektir.
Sonuçta barış; iştir, eştir, aştır, ekmektir.
Tehlikeli olan, bütün bunları halklara çok görmektir.
YANLIŞ TEŞHİS
Ve ben iddia ediyorum ki Erdoğan’ın akıl babaları 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarına yanlış teşhis koydular.
Ve bu yanlış teşhis Kürtlerin canına ot tıkılmasına neden oldu.
Yazıktır, günahtır.
Halbuki; asıl oy kaybı, 17/25 Aralık operasyonlarında ifadesini bulan rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık iddialarından kaynaklanıyordu diye düşünüyorum.
Ve anlaşılıyor ki 17/25 Aralık’ı aklamak, Kürtleri dövmekten daha zor görüldü. Ve vur abalıya denildi.
Yazıktır, günahtır.
Ama bir gün yanlış hesap Bağdat’tan dönecek.
Son dönemde yaşanan kaygı verici gelişmelerin son bulması dileğiyle…
Dostça kalın…
“DİYARBEKİR 5 NOLU CEZAEVİ, MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLSÜN.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”
Çekin o kirli ellerinizi
Karanlık düşüncelerinizi
Doğduğum kentin üstünden,
Diyarbekir’imden.
Ben Melik Ahmet Hamamı külxanında yatan
Külxancı Xale Meheme kadar
Evimde özgür ve gamsız uyumak istiyorum.
Bin yıldır yetmedi mi?
Ben varım dedim,
Sen yoksun dedin.
Ulan oğlum
Ben varım, sen de varsın.
Bırakın rahatça bir bardak meyan şerbeti içeyim
Dörtyol ağzında kalaylı bakır tasta.
Babe Elo’dan.
Yoğurt pazarının başında
Soğuk bir ayran içeyim akşam vakti.
“Çorbacı burda burda” diyor
Efo Dayı.
Hakko bırak satsın çorbasını.
Akşam saat ondan sonra.
Ciger satan Kamber’ ime dokunma
Ona Gaffar Baba bile dokunmamıştı son zamanda.
Ulan oğlum
Kıyamet mi kopar
Faytoncu Hüso kırbacını şaklatsa
Kerxanaya götürürken müşterisini.
”Sıcak lahmacun taze ” diyor
Gece kuşu Piç Elo.
Ya o, gece on birden sonra
Mis kokulu kahve satan Bozo Abe’nin sesi duyulmuyor artık.
Hep sizin yüzünüzden
Pis, karanlık düşünceli adamlar.
Yok artık o güzel anılar.
Diyarbekir’imde.
Ulan oğlum
Bırakın Terzi Şaban
Gönlüyce diksin elbise takımlarını.
Ya Dağ Kapısndaki Berber Recep Usta,
Nakış işler gibi keserdi saçlarımızı.
Xale İbrahim, avazı çıktıktığınca bağırdı:
”Taze çay” diye, ikindi vakti itfaiye meydanında.
Varsın aksın lağım suyu Dicle’ye Fis Kayasından,
Vallahi bu akış bile güzeldi,
Anılarda kalan kadarıylan…
Ulan oğlum düşün yakamızdan…
RECEP YILMAZ







