Barış Vakfı’nın ‘Dolmabahçe’den Günümüze Çözüm Süreci’ başlıklı raporunda, çatışmalı sürecin herkes için bir ‘kaybet-kaybet’ oyununa dönüştüğü ifade edildi. Kentlerin hızla silahsızlandırılması ve müzakerelere dönülmesi çağrısı yapılan raporda, yeni süreçte müzakerelerin yasal çerçeve, parlamenter ve sivil denetleme mekanizmaları ile güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Mardin Artuklu Üniversitesi’nden Cuma Çiçek ile Dicle Üniversitesi’nden Vahap Coşkun, Barış Vakfı için “Dolmabahçe’den Günümüze Çözüm Süreci: Başarısızlığı Anlamak ve Yeni Bir Yol Bulmak” başlıklı bir rapor hazırladı. Raporda, çatışmalı sürecin bir “kaybet-kaybet” oyununa dönüştüğü belirtilerek, taraflara siyasi çözüm için müzakereye dönme çağrısı yapıldı. Devlet ve PKK/KCK arasındaki güven sorununa rağmen, halkın büyük çoğunluğunun barış ve siyasi çözümden yana olmasının Kürt sorununun siyasal çözümü için iki önemli dayanak olduğu vurgulandı. Başlatılacak yeni süreçte Meclis bünyesinde oluşturulacak komisyonların aktif rol oynaması gerektiği belirtilen raporda, CHP’nin süreçte aktif rol oynaması için çağrı yapıldı. Raporda, çatışmaların son bulması için kentlerin silahlardan arındırılması, kentlerdeki polis güçlerinin asayişle sınırlı bir pozisyona çekilmesi gerektiği ifade edildi. Raporda, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması tartışmalarına derhal son verilmesi gerektiği dile getirildi.
‘TARAFLAR MASAYI KOLAY DEVİREMEMELİ’
Eşit, Özgür ve Demokratik Bir Gelecek İçin Barış Vakfı, çatışmaların, ölümlerin son bulması, Kürt sorununun çözümünde yeniden masaya dönülmesi, müzakere sürecinin başlamasına katkı sunmak amacıyla bir rapor hazırlattı.
Rapor bugün Ankara’da Neva Palas Otel’de düzenlenen toplantıyla açıklandı. Raporda Çözüm Süreci’nin başarısız olmasına nedeni olarak “üç temel hata”nın altı çizildi: “Zamanın kullanımı, aşırı muğlaklık ve taahhütlere uyulmaması”.
Raporda, sürecin “dondurulmasına” gerekçe gösterilen “Ülke dışına çıkışın tamamlanmaması, kamu güvenliğini tahrip eden eylemlerin sonlandırılmaması ve Dolmabahçe Açıklaması’na riayet edilmemesi” konusunda her iki tarafında diğerini sorumlu tutması eleştirildi.
‘BU SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ’
Raporda “PKK’nin kent çatışmalarıyla, Kürt meselesinde masaya dönüş dışında yeni bir yol açma şansı yok. PKK şiddete başvurarak bu savaşı kazanamaz. Lakin devlet de bu savaşı kazanamaz. Müzakereyi dışlayan bir yolla devlet, ne Kürt meselesi ile baş edebilir, ne de onu çözebilir” ifadeleri yer aldı.
Raporda, “Son sekiz ayda yaşanan can kayıplarından ve büyük yıkımlardan çok daha fazlasını yaşamamak için başta siyasi aktörler olmak üzere, toplum olarak bir yol bulmanın” bir zorunluluk olduğu dile getirildi.
“İKİ ÖNEMLİ DAYANAK’
Yeni bir yol arayışında ise iki önemli dayanak şu şekildeifade edildi: “İlk olarak, halkın büyük çoğunluğu silahların ortadan kalmasını ve barışın tesis edilmesini destekliyor. Kürt meselesinin çözülmesi gereken birçok boyutu var. Ancak bunların çözümü için şiddete gerek olmadığı ve sorunların demokratik siyaset içerisinde çözümü konusunda toplumsal mutabakat büyük oranda inşa edilmiş durumda.
İkinci olarak, halkın çoğunluğu Kürt meselesinin çözümünün Türkiye’nin bütünlüğü içerisinde gerçekleşebileceğine inanıyor. Türkiye’nin sosyal yapısının bunu zorunlu kıldığını, silah ve şiddete dayalı bir tercihin toplumun bütün kesimlerine büyük bir maliyet çıkaracağını biliyor. Çözüm Süreci bunun için önemli bir fırsatı içerdiğinden halk tarafından destekleniyor.”
GÜVEN SORUNU NASIL AŞILACAK?
Yeni bir müzakere sürecinin başlatılması gerektiği vurgulanan raporda, “Son çatışmaların gösterdiği üzere bir kaybet-kaybet oyunu olan mevcut gidişattan çıkmak için Kürt meselesinin siyasi çözümünün herkese kazandırdığı, bir kazan-kazan oyunu olduğu hatırlanmalı ve bu fikriyat kamuoyunda tartışılmalı” denildi.
Büyük bir erozyona uğrayan güven sorununun aşılması için tarafların bazı sembolik adımlar atması da önerilen raporda, “Kentleri silahlardan arındırmak, operasyonların durması ve dokunulmazlıkların kaldırılması tartışmalarının sonlandırılması”nın bu konuda önemli bir zemin oluşturacağı tespiti yapıldı.
‘ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜLMELİ’
Akil insanlar, gazeteciler ya da aydınlardan oluşan bir heyetin Öcalan ile görüşmesinin de önemine işaret edilen raporda, ayrıca Suriye’deki Kürt Kantonlarının yönetimiyle yapılacak bir görüşme de önerildi. Raporda, müzakere sürecinin güvenceye alınacağı iddiasıyla gündeme getirilen 6551 Sayılı “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin
Güçlendirilmesine Dair Kanun”un gözden geçirilerek uygulanması gerektiği belirtildi. Ayrıca raporda, PKK/KCK’nin Türkiye’de silahı bırakacağına dair niyet beyanı gibi adımların da ortamının tesisi için önemli olduğu ifade edildi.
Ayrıca raporda, Başkanlık sistemi tartışmalarına kitlenen Anayasa tartışmalarının Kürt hareketinin “özerklik” talebinin tartışılması için bir fırsat olarak değerlendirilebileceği belirtilerek, şunlar dile getirildi: “Anaakım Kürt hareketinin talep ettiği özerklik, başka bir ifadeyle yerel/ bölgesel adem-i merkezileşme hem parlamenter hem de başkanlık sistemleri içerisinde mümkündür. Bu konuda, her iki seçeneğe de açık, uzlaşmacı bir yaklaşımın esas alınması ortak siyasal hedefin belirlenmesini kolaylaştıracaktır.”
‘MECLİS VE CHP SÜRECE DAHİL EDİLMELİ’
Yeni bir müzakere için süreci sürdürecek yeni bir yapı oluşturulması gerektiğine dikkat çekilen raporda, bu yapıya ilişkin şu öneriler sıralandı:
*Katılımcı bir mekanizma inşa edilmeli
* Meclis çözüm sürecinin yürütüldüğü ana siyasal alan olarak
değerlendirilmeli
* Tüm süreci yönetecek bir Meclis komisyonu oluşturulmalı,
* Meclis komisyonunda oybirliği yerine nitelikli çoğunluk ilkesi esas alınmalı.
* Muhalefet, özellikle de CHP’nin de sürece iştirakinin sağlanacağı bir süreç çok daha güçlü ve sağlıklı bir şekilde yürütülecektir.
* Her iki tarafın da güvenebileceği bir İzleme Heyeti oluşturulmalı.
* Uzlaşı ve çözümün inşasında üniversiteler aktif bir rol oynamalı
* Tüm üniversiteler ve liselerde Barış ve Toplumsal Uzlaşı konulu dersler açılmalı.
* Çatışma çözümü ve Kürt meselesi üzerine çalışan akademisyenlerden
oluşan Uzlaşı ve Çözüm İçin Akademik Danışma Kurulu oluşturulabilir.
ÇATIŞMASIZLIK VE SİLAHLARDAN ARINDIRILMA
Raporda çözüm konusunda en önemli adımın kentlerdeki çatışma ortamının son bulması olduğu vurgulandı. Raporda, şu önerilere yer verildi:
* Kentlerde çatışmasızlığın ivedilikle sağlanmalı,
* Dokunulmazlıkların kaldırılması, parti kapatma tartışmaları gibi adımlardan kaçınılmalı,
* PKK/ KCK kentsel alanlardan silahlı militanlarını çekmeli, hendek ve barikatlarla kentsel alanlarda ‘alan hakimiyeti’ arayışına son vermeli,
* Hükümet sokağa çıkma yasaklarına son vermeli,
* Özel harekât gibi askerî/polis güçlerini kentlerden geri çekilmeli, kentsel alanlardaki polis gücü olağan asayiş işlerini yürütecek sınırlara çekilmeli.
* Çatışmasızlık sonrasında kaybedilen yaklaşık 2 bin yurttaş için ülke
genelinde bir ya da üç günlük yas ilan edilmeli.
CİZRE VE SUR İÇİN SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ
Raporda çatışmaların yarattığı tahribatın giderilmesi için de şu önerilere yer verildi:
* Sur, Silvan, Cizre, Nusaybin, Dargeçit, Silopi, İdil başta olmak
üzere çatışmaların yoğunlaştığı kentlerde yaraların sarılması için ülke ölçeğinde bir seferberlik ilan edilmeli,
* Hükümetin bu kentler için ilan ettiği “yeniden inşa planı” yerel yöneticiler, sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri ile görüşülerek revize edilmeli,
* Can kayıpları ve hak ihlalleri konusunda etkin bir inceleme ve soruşturma yürütülmeli; Meclis bünyesinde bir komisyon oluşturulmalı.
* Her bir ilçe için ülkenin batı yakasında bir kardeş şehir bulunmalı,
* İlçelerin inşası için ülke ölçeğinde meslek odalarının öncülüğünde dayanışma ağlarını örülmeli
IRAK VE SURİYE KÜRTLERİ İLE DOSTANE İLİŞKİ
“Suriye ve Irak’ta yaşananlar Kürt meselesinin Türkiye’deki çözümünü bölgesel denklem içerisine yerleştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Türkiye bölge ölçeğinde yükselen Kürt dalgasını bir tehdit olarak değil, tarihsel eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve ortak bir gelecek inşa etmek için fırsat olarak görmelidir. Türkiye coğrafyasının ve nüfusunun çok önemli bir bölümünü oluşturan Kürtlerin bölgesel ölçekteki kazanımları Türkiye’nin kazanımları olarak görülmeli, bu bağlamda, Türkiye’de Kürt meselesinin siyasi çözüm arayışları Irak ve Suriye’deki Kürtlerle barışçıl ve dostane ilişkilerin kurulmasıyla birlikte sürmelidir.”
‘DİL DE SİLAHSIZLANDIRILMALI’
Raporun açıklandığı toplantıya konuşmacı olarak Muş Üniversitesi Öğretim Üyesi Fatma Ünsal Bostan, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Aksu Bora ve ODTÜ Öğretim Üyesi Işıkhan Güler de katıldı. Toplantıyı çok sayıda aydın, akademisyen, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra CHP, HDP ve ÖDP temsilcileri de takip etti. Toplantının açılışında Barış Vakfı adına konuşan Hakan Tahmaz, barışın inşa edilebilmesi için dilin silahsızlandırılması gerektiğini söyledi. Dilin nefrete, ötekileştirmeye yol açtığını, bunun herkesi zehirlediğini söyleyen Tahmaz, raporun barış için küçük de olsa bir damla olmasını diledi.
Mükemmel bir çalışma, kutlarım. Son derece önemli bulgular ve öneriler var. Ancak temelde yatan iki sorun bütün bunların önüne geçmeye yetiyor. 1. Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefine ulaşabilmek için her türlü yolu mubah sayması, 2. Kalıcı bir çözüm için kilit taşa niteliği taşıyan CHP’nin yetersizliği ve aymazlığı…