• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    BARIŞI İPTEN ALMAK

    Açlık grevleri, ilk tutsak grubu eyleme başladıktan 68 gün sonra PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, kardeşi ve BDP PM üyesi Mehmet Öcalan aracılığıyla duyurduğu saptama ve isteği doğrultusunda son buldu. Gazetemizin tabiri ile “Öcalan barışı ipten aldı”. Sahiden de 12 Eylül’de Kürt tutsakların cezaevinde başlattıkları süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemi kısa sürede Kürt halkının en geniş kesimlerince sahiplenildi, eylemcilerin taleplerine cevap vermeyen hükumete yönelik protestolar sokakta bir serhildana dönüşürken, kentlerin meydanlarında eyleme destek grevleri için çadırlar kurulmaya başlandı. Kürt halkı topyekün direnişe geçti.

    Başbakan’ın bütün duyarsızlığına rağmen başından beri hükumetin önde gelen kimi bakanları ile görüşen BDP milletvekillerinden bir grup ve DTK’lılar da artık açlık grevine başlamıştı cezaevlerinde. Eylemin 60′ıncı gün sınırı geçildikten sonra. Kürtler, Öcalan etrafındaki tecritin kırılmasını ve onun talimatını bekliyordu artık direnecek.

    Kürtlerin taleplerine karşılık olarak yapılan yasal ve anayasal düzenlemeler eylemi kırmak için ayak sürüyerek de olsa Meclis’e getiriliyor, ama Kürt halkı en ufak bir geri adım atmıyordu. Kürdistan halkı dikkatini İmralı’dan gelecek sese yöneltmiş, görkemli serhildanına gençlerinin enerjisi ve Barış Anneleri’nin kararlılığı ile devam ediyordu. Eylem dalga dalga yayılıyordu. Bir kez daha Kürtler’in özgürlük ve hukuklarını kazanmasının yol haritası ülke içinde ve dışındaki bütün Kurdistani kurumları dolaşıyordu. Ve sonra Öcalan’ın sesi duyulup da, eylemi kendi inisiyatifleri ile başlatan tutsaklar onun talimatı ile eylemi bıraktığında, bir kez daha, eğer Kürt halkı ile beraber yaşanmak isteniyorsa bunun kiminle müzakere edilmesi gerektiğine işaret edilmiş oldu. Çünkü Abdullah Öcalan, bu coğrafyada barış ve birarada yaşam için en önemli şanstır.

    Hükumet bunu görmelidir. Kürtler ise bu eylem süresince çok iyi bildikleri bir şeyi bir kez daha gördüler ki örgütlü bir halkın topyekün direnişi özgürlük ve barışa giden yolun olmazsa olmazıdır. Bunun için bütün Kürdistani kurum ve kuruluşlar her zaman koordine içinde olmalıdır. Günümüzde El fetih ile Hamas birlikte İsrail’e karşı direniş gösteriyorlarsa, bu bizde neden olmasın?

    Eylemin bittiği saatlerde çok önemli bir gelişme daha yaşandı. Istanbul, Gazi mahallesinden Amed sokaklarına kadar eylem yapılan her yerde polis, Öcalan’ın talimatını anons ederek dolaştı alanları. Öcalan’ın otoritesi devlet ve hükumet tarafından yine teslim ediliyordu. Bu aynı zamanda bu coğrafyadaki yönetim biçiminin ancak demokratik özerklik olabileceğinin teslimiydi. Kürtler bölünme heveslisi değiller, bu coğrafyadaki çatışmaları emperyal sofralara meze yapmazlar. Ortadoğu’da emperyal planların önündeki en onemli engel Kürt özgürlük hareketidir.

    Bu yüzden, demokratik özerklik çözümüne yönelebilmek, Kürtlerin hukukuna anayasal güvence vermek ve böylece barışı tesis etmek için bir an önce Öcalan ile müzakerelere başlanmalı, öncesinde de kendisinin şartları düzeltilmeli ve eve çıkarılmalıdır.

    Her serhildan Kürt direniş tarihine geçiyor ama bir yandan da halklar birbirinden uzaklaşıyor. Bu durumu barış ile değiştirmenin yol haritasında en önemli durak Öcalan neredeyse orasıdır. Bu bir kez daha görüldü, değil mi?


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları