• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Basın özgürlüğü ve gazetecilik nereye?
    Basın özgürlüğü ve gazetecilik nereye?
    1 Mart 2017 12:56
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Türkiye’de basın hiçbir zaman özgür olmadı. Bir süredir ise Türkiye artık dünyada en fazla tutuklu gazetecinin olduğu ülke olmuş durumda. Ben de bu hafta bu konuyu uluslararası gazetecilik meslek örgütlerinin temsilcileriyle ve Türkiye’de insan hakları mücadelesinin önde gelen isimlerinden avukat ve gazeteci Eren Keskin ile konuştum…

    Türkiye’de basının durumu sizin ülkenizden nasıl görünüyor?

    Georgia Nash (Article 19 Temsilcisi)-   Evet, Birleşik Krallık’tan baktığımda çok tedirgin edici. Çok uzun bir zamandır Türk medyası politik baskı altında.  Olağanüstü Hal ilanı ile birlikte bu baskı çok yoğun bir karakter aldı. Bütün bu davaları, gazetecilerin gözaltına alınmasını, çok çok uzun süreler boyunca gazetecilerin cezaevinde tutulmasını, uzun süre iddianameleri beklemelerini, suçlanmadıkları halde cezaevinde tutulmalarını, işlemedikleri suçlardan yargılanmalarını izlemek çok üzücü. Haberleri ve sözleri yüzünden insanlar yargılanıyor. Hiçbir kanıt olmadığı halde terörizmle suçlanıyorlar. Biz çok kaygılıyız. Bütün bu davaları büyük bir kaygı ile izliyoruz. Türkiye hükümetini acil olarak bu davalardan vazgeçmeye, gazetecileri serbest bırakmaya çağırıyoruz.

    Bugün Türk medyası üzerindeki baskı çok daha şiddetli olarak çok uzun süredir Kürt medyası üzerinde de uygulanıyor. Kürt medyasının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Georgia Nash-Evet, bu tutuklamalar Kürt medyasını orantısız biçimde etkiliyor. Kürt medyası üzerindeki baskının çok daha uzun süredir devam ettiğini biliyoruz. Çok senelerdir bu böyle… Çok sayıda Kürt gazeteci tutuklandı ve bütün davalar siyasi motiflerle başlatıldı. Özgür Gündem’le dayanışma kampanyasına girenlerin de yargılanması, Olağanüstü Hal döneminde baskının Kürt medyası üzerinde nasıl yoğunlaştığını gösterdi. Evet, herkes basın üzerindeki bu baskıdan ötürü zarargörüyor.  Ama Kürt medyasına yönelik baskı orantısızdır.

    Georgia Nash

    Batılı gazetecilik meslek örgütleri bundan sonra Türkiyeli meslektaşları için ve basın özgürlüğü için ne yapmayı planlıyor? 

    SophieBusson (Sınır tanımayan gazeteciler  RSF Savunu Danışmanı)- Ben, meslektaşlarım ve bizim organizasyonumuz Türkiyeli gazetecileri desteklemeye devam edecektir. Bunun için Cenevre’de önümüzdeki günlerde bir etkinlik düzenleyeceğiz. 13 Mart’ta olacak bu… Article 19’la birlikte düzenliyoruz bu etkinliği. İfade özgürlüğünü konuşacağız. Tanıklıklarını anlatmak üzere Türk gazeteciler de gelecek. Avrupa Birliği’nde de kaygılarımızı yüksek sesle ifade edeceğiz. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin devlet görevlileri ve sivil örgütlerle görüşeceğiz. Uluslararası medyada Türkiye’deki bu durumun daha fazla haber yapılması için çalışacağız. Ayrıca buradaki gazetecilere direkt yardım edeceğiz. Onlara hukuki tavsiyelerde bulunacağız. Yapacaklarımız şimdilik bunlar…

    Sophie Busson

    Sizce Türkiye’deki gazeteciler basın özgürlüğü için ne yapabilirler? Ne önerirsiniz?

    AnnaLivionIngvarsson (İsveç PEN Genel Sekreteri)- Birçok şey yapılabilir ve Türkiye’de gazetecilerin de birçok şey yaptığını biliyorum. Ama şunu yaparlarsa bu bizim için de çok yararlı olur; bütün olayların bir dokümantasyonunu sağlamalılar. Elden geldiğince çok belge biriktirmeliler. İlerde neler olduğunu, neden olduğunu hatırlamaya yarar bu. Kimin yargılandığı, kimin hapse atıldığı, şartların ne olduğu… Bütün bunlar için birisi sorumlu olup bu dokümantasyonu biriktirmeli. Şu sıralar biz elden geldiğince çok belgeye ihtiyaç duyuyoruz. Bu belki küçük bir şey gibi ama yapılmalıdır.

    Anna Livion İngvarson

    Batı toplumları ve batı kamuoyu Türkiye’deki siyasi durumdan yeteri kadar haberdar mı?

    Steven M. Ellis (Uluslararası Basın Enstitüsü  (IPI) Savunu ve İletişim direktörü)-Bunu söylemek çok zor… Çok fazla bilmiyorlar. Sadece bir mesele üzerine odaklanmış durumdalar.Türkiye’de ilgilendikleri konu maalesef sadece mülteciler sorunu. Bazen Türkiye’nin bu durumu istismar ettiği öne çıkartılıyor. Diğer konular üzerinde çok fazla bilgileri yok. Avrupa ve ABD, kendi dışlarındaki ülkeler hakkında daha fazla düşünmeliler ve buradaki sorunlara daha fazla dikkat etmeliler. Dünya birbirine çok bağımlı ülkelerden oluşuyor. Türkiye’de olan bir şey dünyanın geri kalanını da etkiliyor. Herkesin güvenli, demokratik ve istikrarlı bir Türkiye’den kazancı olacaktır.

    Konuşmanızda Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’dan bahsettiniz. Özgür Gündem Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya da tecritte tutuluyor. İnan Kızılkaya’ya yeteri kadar ilgi gösteriliyor mu?

    Steven M. Ellis-Tabii ki biliyoruz ve ilgileniyoruz. Biz Kürt medyası için de çok kaygılıyız. Biz Türk yetkililerden, cezaevindeki 8 gazeteciyi ziyaret etmek için izin talep ettik. Bunlardan biri de İnan Kızılkaya idi. Biz onun davasıyla da ilgileniyoruz, bütün davalarla da ilgileniyoruz. Biz çok farklı görüşten gazetecileri ziyaret etmeyi hedefledik. Kürt medyasından gazetecilerle, muhalif merkez medyadan gazetecilerle, Gülen cemaatinin medyasından gazetecilerle görüşmek istedik. Bağımsız gazetecilerle de görüşmek istedik. Toplumun geniş bir kesimini temsil eden bütün gazetecilerle görüşmek istedik. Herhangi birini dışarda bırakmayı kesinlikle istemiyoruz. Onlarca yıldır baskı altında olan Kürt medyasıyla yakından ilgiliyiz. 5-6 yıldır tutuklu gazeteciler arasında Kürt medyasından yargılananların oranı her zaman çok yüksek oldu. Anti Terör Yasası en fazla onları etkiledi; bu kabul edilemez bir şeydir ve durmalıdır. Şu anda cezaevinde olan bütün gazetecilerin serbest bırakılması gerekiyor. Herkes bilgiyi paylaşma konusunda özgürdür ve bu yüzden cezaevinde tutulamazlar. Haber yazdıkları ve yaptıkları için insanlar suçlanamaz.

    Steven M. Ellis

    Türkiye’de merkez medyada gazeteciler sendikasız çalışıyorlar. Sendikaya üye olanlar işten atılıyor. İngiltere’de sendikasız bir gazetecilik mümkün müdür?

    SandyBremner   (IPI İngiltere Ulusal Komitesi BBC İskoçya sorumlu müdürü)- Tabii ki mümkün…  BBC’de mesela sendika üyesi gazeteci de çok, sendikalı olmayan da. Aralarında hiçbir zaman bir ayrım yapılamaz. Sendikasız olmalarının bir etkisi olmaz.

    Ama Türkiye’de zorlandıkları için sendikalı olamıyorlar. Sendikaya üye olmalarına izin verilmiyor. İngiltere’de, mesela BBC’de herhangi bir gazetecinin sendika üyeliği engellenebilir mi?

    SandyBremner- BBC’de böyle bir şey yapılamaz. Sendikaya üye gazeteciyle sendika üyesi olmayan gazeteciye farklı davranılamaz.

    Batılı gazeteciler medyanın Türkiye’deki durumu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi mi?

    SandyBremner- İlgi giderek artıyor. İnsanlar bu konuda batı medyasında çok haber yapıldıkça bunları okuyor ve öğreniyor.

    Sandy Bremner

    Teşekkür ederim.

    Ben teşekkür ederim.

     

    Referandum sürecindeyiz. Sizce OHAL şartlarında bir referandum ne anlama geliyor?

    Eren Keskin-OHAL sürecinde referandumun demokratik olmayacağı tartışmasızdır. 15 Temmuz’un ardından OHAL’in ilanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin askıya alınmasının, Avrupa Konseyi’ne bildirilmesi ve ardından yaşanan hak ihlalleri… Adeta bir kâbus süreci yaşamaktayız. Resmi politikaları eleştiren her görüş açıklaması suç ilan ediliyor. İnsanlar tutuklanıyor, işten atılıyorlar, işkence olağanüstü boyutlarda.  Ve büyük bir siyasi eşitsizlik söz konusu. HDP’li çok sayıda milletvekili ve genel başkanlar tutuklu.  Böyle bir süreçte, demokratik bir referandum ortamından söz etmek komik olur sadece.

    OHAL, dönemini insan hakları açısından değerlendirir misiniz?

    Eren Keskin-Bizler 90’lı yıllarda yaşadık. O dönemde çok sayıda insan hakkı ihlali söz konusu idi. Gözaltında kayıplar, kontrgerilla cinayetleri, işkence… AKP iktidarı ilk dönemlerinde 90’lı yılları tanımlarken “Beyaz Toros”lar dönemi diyor ve bu dönemin bittiğini söylüyordu. Oysa bu dönem geri geldi. Ve o Beyaz Toros’lar yine işbaşında.  “Devlet aklı” değişmiyor. Özellikle AKP’nin özel harp yapısı ile “uzlaşmaya” gitmesi sonucunda yine ağır hak ihlalleri yaşanıyor.  Düşünce ve ifade özgürlüğü yok, işkence devam ediyor, cezaevlerinde koşullar son derece kötü. Hiçbir öngörüde bulunamadığımız bir süreç yaşıyoruz.

    Çok sayıda medya mensubunun ve HDP’li vekillerin tutukluluğu Türkiye toplumunu nasıl etkiliyor?

    Eren Keskin-Bu kadar kolay tutuklama kararlarının verilmesi, gazetecilerin HDP’li vekillerin “sudan” gerekçelerle tutuklanmasının tek amacı, topluma korku salmak. Ve bunda kısmen “başarılı” da oluyorlar.

    Hayır ve Evet seçenekleri sizce Türkiye toplumunun geleceğini nasıl etkileyecek?

    Eren Keskin- ‘Hayır’ ve ‘evet’ derken, var olan sistemin de demokratik olmadığını öncelikle söylemek gerekiyor. Türkiye’de parlamenter sistem, bugüne dek işlenmiş birçok “suç”un temizlenme merkezi olarak görev yaptı. Parlamento da asla masum değil. Ancak getirilmek istenen sistemde demokratik karşı çıkış mekanizmaları tümden yok ediliyor. Güçler dengesi ortadan kalkıyor.  Bu nedenle referandumda ‘Hayır’ demek “hala bir şansımız olabilir” demek oluyor.

    Başkanlık arzusunun Türkiye tarihinde siyasal ve kültürel köklerini saptayabiliyor musunuz?

    Eren Keskin-Bugüne kadar birçok lider başkan olmak istedi. Başta Mustafa Kemal olmak üzere. Ancak ben Türkiye’de,  1915 Soykırımının yapıcısı İttihatçı sistemin, Türk ve Sünni Müslüman iki yapısından, her zaman “Türk” tarafının güçlü olduğuna inanırım. Bu da “çekirdek devlet”e tekabül ediyor. Gerçek başkan tabiri caiz ise hep “derin” ya da “çekirdek” devlettir bence.

    Türkiye’de toplumsal barışın yeninden tesis olmasının şartları nedir?

    Eren Keskin-Türkiye’de toplumsal barış, 1915’ten bu yana devletin işlediği tüm suçlarının açıkça tartışılması ve “hesap verecek” bir anlayışın iktidarda olması ile başlayabilir ancak.

    Çok uzun senelerdir insan hakları mücadelesine öncülük yapanlardansınız. Yorulmadınız mı?

    Eren Keskin-Uzun yıllardır insan hakları mücadelesi içindeyim, evet. Mücadele boyunca, birçok arkadaşımızı yitirdik. Bizler de çok baskı gördük. Yorulduk, yıprandık ancak umudumuz ve mücadele azmimiz devam etmekte. Çünkü bu bir yaşam biçimi!

    DSC_0466

     

     


    Yorumlar



    İlgili Haberler