• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    ‘Başka şeyi olmayan, karizmaya sığınır’

    Hayatın, Beyaz Türkler’e bir kastı olmalı. Türkiye’yi minimalist salonlarının, tıraşlı bahçelerinin aynısı yapmak misyonuyla malûl köşe yazarlarına da.

    Fatih Terim’i bir ayakkabı çekeceği edinmeye ya da en azından parmağını kullanarak ayakkabısını tam giymeye ikna etmek için dillerinde tüy bittiği günler dün gibi. Daha Terim’in, Armani, Moschino ceketlerinin omuz dikişlerini attıran delikanlı gölgesini kovamamışlar, şimdi bir de Şenol Güneş’e hızlandırılmış karizma kursu verecekler.
    Türkiye’yi 47 yıl sonra yeniden bir Dünya Kupası’na taşıyan Şenol Güneş, genç bunama politikacıların, hortumcu işadamlarının ısıtılıp ısıtılıp önümüze konduğu bir dönemde sırf rolünü iyi ezberlemediği için sorgulanıyor.
    İşte bu yüzden, sanırım sırf bu yüzden, Şenol Güneş de bütün bir Türk futbol ideolojisini kâh orasından kâh burasından çekiştirerek paralıyor. Ve kahramanlık söylemleri, emperyal lakaplar, vizyonlu misyonlu Özalist dil delik deşik oldukça önünü görüyor. Mütevazı manzarayı.

    Sürekli “Beni kahraman yapmayın” mesajı veriyorsunuz. Neden?

    Sadece beni değil, işini yapan kimseyi kahraman yapmasınlar. Birini dev aynasına koyup yok ediyoruz. Onu olmadığı bir şey haline getiriyoruz. Büyük bir yalnızlığa itiyoruz. Hem bütün sorumluluk ona yüklenmiş oluyor, her hatanın hesabı ondan soruluyor hem de insanlar korktukları için ona kendilerini ifade edemiyorlar. Düşünce ortamı ortadan kalkıyor.

    Bir de “ben” yerine “biz” demeyi tercih ediyorsunuz. Mütevazılıktan mı yapıyorsunuz bunu yoksa pratik bir yararı oluyor mu bu tutumunuzun da?
    Bir maçta belli bir sonuç alındı. “Bunu ben yaptım.” “Her şeyi ben yaptım.” Ben demesem bile, bana birileri dese… Ben de inansam… Böyle bir havaya girsem… Bir süre sonra yakınlarımdan koparım. Sonra da, ister istemez, bu dünyanın düzenidir, hiçbir sonuç aynı gitmez, yükseliş ve düşüş olur, o düşüş esnasında dostlarımı bulamam ve bunalıma girerim. Sahiden de ben bu işi tek başıma yapmadım ki. Benim teknik heyetim var, benim oyuncularım var, bak yine “ben” dedim. “Ben” çok kötü bir laftır.

    Ama Türkiye toplumu “kahraman” söylemini seviyor galiba. Bundan yararlanmayı denesenize.
    Evet, biraz sempatik yapıyor. Eh, biraz alıştırıldı kahramanlara. Ben bu eğilimin karşısında duruyorum. Elimden geleni yapıyorum ve elimden geleni yaptığımda başarısız olmuyorum. Bana başarılı olmanın yollarını sorsanız söyleyemem ama başarısızlığa neyin yol açtığını söyleyebilirim. Herkesi memnun etmeye çalışırsanız, başarısız olursunuz. Zaten herkes sizden memnunsa başarısızsınız demektir.

    İmparatorlukları, krallıkları kendinize yakıştırmıyor musunuz?
    Asla. Şenol Güneş varken, ne lüzumu var imparator olmanın, kral olmanın? Ben adamım. Adamlık nedir? Çalışkanlık, dürüstlük, üretkenlik, paylaşımcılıktır, ülkeye hizmettir. Eğer unvanlarla yaşasaydım, ben olmazdım. Bırakın unvanları, şan, şöhret, para bile insanı mutlu etmiyor.

    Nasıl yani? Memnun değil misiniz şu konumunuzdan?
    Ben küçük bir çocukken, bizim evimizde buzdolabı, televizyon yoktu. Ama mutluydum. Deniz kenarında oturuyorduk Trabzon’da. Deniz tertemizdi. Hamsisinden midyesine kadar yerdik tenekenin üstünde pişirip. Fakirdik ama bana göre o kadar zengindik ki. Şimdi her imkânım var ama paramla aldığım meyveler hormonlu. Deniz kenarında konforlu bir evim oldu ama deniz kirlendi, denize giremiyorum. Zenginim şimdi ama sadece ekonomik olarak. Bu büyüme trendi hepimizi mahvediyor.

    Ay, herkes sizden büyük zaferler beklerken, siz neler diyorsunuz.
    Sindire sindire gitmemiz, öyle büyümemiz lazım. Şimdi Türkiye’nin ekonomisi bir aşağı bir yukarı gidiyor, insanlar mutsuz oluyor. Halbuki herhangi bir seviyede istikrar yakalansa, herkes mutlu olacak.

    Ama böyle konuşursanız, ortada ne motivasyon kalır, ne bir şey. Oysa bu “motivasyon” her derde deva değil mi?
    Bunlar bize pompalanmış şeyler. Aklın, bilginin olmadığı yerde duyguyu nasıl kullanırsınız ya? “Hadi aslanım”. “Hadi aslanım” da Afganlar niye Amerikalıları yenemiyor? Elbette ki duygu bir güç ama o güç akılla, bilgiyle, teknolojiyle kullanıldığında bir güç.

    Karizmanızın da olmadığı söyleniyor. Karizma yok mu sizde?
    Bir insana “karizmatik” demek olumsuz bir şey aslında. Yani adamda pek bir şey yok da, ukalalıkla, kendini beğenmişlikle filan işi kurtarıyor. Ben karizma filan istemiyorum. Karizma, misyon, vizyon, bunların hepsi yabancı kelimeler. Daha güzel kelimelerimiz var bizim: Adam olmak mesela. Kelime oyunlarıyla insanın kendini aydın haline getirmeye çalışması hoş değil. Karizma hiçbir şeyi olmayanların sığındıkları bir şey. Kim kime hava atıyor ya?

    Sizin bu mütevazı üslubunuzun futbolcular üzerindeki etkisi nasıl oldu?
    Çocuklarda özgüvenin daha da arttığını hissediyorum. Daha demokratik ortamlarda insanlar kendilerini daha iyi ifade ediyorlar. Ben bunu görüyorum.

    Ya, demokratik bir söylem tutturmuşsunuz ama Avusturya maçından sonra da şöyle dediniz: “Ben adamım, Trabzonluyum, Türküm”. Bu ataerkil ve milliyetçi söylem demokrasiyle çelişmiyor mu? Bütün toplumun sevindiği bir akşam bu üstkimliklerinizi sayıp dökmenin âlemi neydi?
    Haklısınız. Ben Trabzon’a gittim, bizim ilçeden olanlar, “Neden ilçenin adını saymadın” dediler bana. Bu işin sonu olmuyor. Şimdi ben bunları niye kullandım? Bir insanın Yahudi, Arap ya da Türk olması tabii ki bir insanı tanımlamaz. Kötü insan kötüdür, iyi insan iyidir. Ama birileri “Trabzonlu olduğu için iş buldu” derse, bir şehri aşağılarsa, günü gelir ben bunu söylerim. Bu o zaman benim ayıbım değil, onurum olur. Beni Türk olduğum için suçlarlarsa, yine aynısını yaparım. Bu bir Kürt için de geçerli. Benim cümlelerimi bir milliyetçilik, devrimcilik, dincilik kavramı ile alırsanız, hata yaparsınız.

    (Bu söyleşinin tamamı 25 Kasım 2001’de Milliyet gazetesinin Pazar Eki’nde yayımlanmıştır. Şenol Güneş’in Beşiktaş’ı başarıdan başarıya taşıdığı şu günlerde bir kısmını burada yayımlıyorum.)


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları