• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Başkanlık sistemi ve Hitler’in iktidarı !

    Cumhur başkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi için Hitler’i örnek gösterdi. Peki Hitler nasıl iktidara geldi. Hitler’in nasıl iktidara geldiğini araştırdığımızda karşımıza aynı yolun yolcuları çıkıyor. Aynı kin ve nefret, aynı şiddet ve savaş yöntemi karşımıza çıkmaktadır. Bugün iktidarın izlediği kindarlık yolu karşımıza çıkıyor. Sola karşı izlediği düşmanlığı, Kürt halkını soykırımdan geçirtmek istediğini görüyoruz. Muhaliflere karşı izlediği baskıyı görmekteyiz. Basına karşı izlediği zalimliği görüyoruz. Dolayısıyla Hitler’in iktidara getirilişi ile faşizmin ortaklığını göreceğiz.
    30 Ocak 1933 günü insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinin başlangıcıdır. Almanya’da Hitler ve onun önderliğindeki nazi partisi NSDAP iktidara getirildi.
    Hitler, ”arkamda milyonlar var!” diyordu. Ancak ne tür ”milyonlar”dı bunlar? Kendi haline bakmadan , sarışın, uzun boylu, mavi gözlü Ari ırk’tan söz eden fare yüzlü bu tıfıl adamı kimler, niçin getirmişti iktidara?
    1932’de Almanya’da doruk noktasına ulaşan bir ekonomik kriz vardı.. Enflasyon görülmemiş boyutlara erişmiş, para değerini hızla yitirmişti. Bu gelişmeye paralel olarak hayat pahalılığı ve işsizlik tüm toplumu kasıp kavuruyordu. Ülkedeki işsiz sayısı 6 milyonu aşıyordu.
    O zaman ki Brüning hükümetinin (ortanın sağı) ekonomi-politikası krizi aşmak bir yana hafifletmekten bile uzaktı. Hükümet devlet borçlanması kanalıyla kredi alıp işyeri yaratmak yerine sıkı para politikası izliyor, devlet harcamaların da büyük kısıntı ve tasarruflara gidiyordu.
    Derinleşen ekonomik kriz sosyal yaşamı da etkiliyordu; toplumsal muhalefet büyüyor, politik saflaşma hızlanıyordu. 1917 Ekim Devrimi’nin emekçi kitlelerde yarattığı umutlar, Almanya’da da kendisini hissettiriyordu. İşçi kesimleri Komünist Parti (KPD) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD)‘nin etrafında toplanmışlardı. Biröik sosyalist için devrimin gerçekleşmesi artık ”an meselesi” idi.
    Mevcut düzenin içine düştüğünü gören sermaye kesimi burjuvalar da bir arayış içine giriyorlardı. Bunların büyük bir bölümü, ekonomik krizin parlamenter demokrasi temelinde çözümünü benimsemek bir yana tümden reddediyorlardı. Sermaye sınıfı saldırgan bir politika izliyor, sanayiciler açık açık sosyal hakların ortadan kaldırılmasını, grevlerin yasaklanmasını, sendikaların kapatılmasını ve günlük çalışma süresinin 8 saatin üzerine çıkarılmasını talep ediyorlardı.
    Ne var ki sermayenin bu taleplerini gerçekleştirecek bir yönetim seçilemiyordu. Çıkarların oy pusulalarıyla da korumaya çalışan işçiler, seçimlerde başka partilere oy veriyorlardı. Böylece politik kriz de derinleşiyor, kısa ömürlü hükümetler birbiri ardına yönetime geliyordu.
    ”ARKAMDA MİLYONLAR VAR”
    Sermayenin en kalbur üstü üyeleri silah sektöründe faaliyet gösterenlerdi. Bunlar ta başından itibaren bir diktatörlük kurulmasından yanaydılar. Burjuvaziye göre Almanya bütün gücüyle silahlanmalıydı. Bu sermaye grubunun temsilcileri Thysesen , Krupp ve Emil Kirdorf’tu. Bu kişiler Hitler’i ve NSDAP’i kurulduğu günden beri maddi ve manevi olarak desteklemiş ve diğer iş adamlarını da bu yolda iknaya çalışmışlardı. Hitler’in Kavgam kitabında söyledikleri NSDAP’nin nasyonal-sosyalist proramı birçok sanayici 1932 yılına değin şüpheyle karşılıyordu. Çünkü ”nasyonal-sosyalist” deyişinde yer alan sosyalist sözcüğünden huzursuz olanlar vardı.
    Hitler iktidara gelirse birtakım işletmelerde ”sosyalizasyon”a gitmesinden endişe duyuyorlardı. Bunun üzerine Hitler 1931 yılı başından itibaren ”işadamlarını aydınlatma” kampanyası geliştirdi. Sermaye sahipleri ile toplantılar düzenleyerek ”sosyalist” deyişinin yalnızca işçi sınıfını yanına çekmek amacıyla kullandığını anlattı hep. NSDAP’nin özel sermayenin çıkarlarını titizlikle koruyacağına ilişkin güvence verdi.
    Hitler, 1931 yılında ”Harzburg Milliyetçi Cephesi” adı altında eski monarşist birlik ve konfederasyonlarla ittifaklar oluşturdu. Böylece sermayenin dostluk ve güveninin de iyice pekiştirdi.
    27 Ocak 1932’de Hitler Düsseldorf Sanayi Kulübü’nde işadamlarının huzurunda bir konuşma yaparak güven tazeledi. NSDAP’nin hangi sınıftan ve kimlerin çıkarlarından yana olduğunu anlattı. İktidara geldiğinde sosyal-demokratları ve komünistleri nasıl ezeceğini, sendika, grev ve sosyal haklar gibi ”ülke huzur ve güveni bozan unsurları” nasıl yasaklayacağını açıkladı. Tekelci sermayenin tam desteğini ve güvenini sağladı. Bujuvazinin temsilcileri NSDAP ile dostluk ve dayanışma derneği’ni kurdular. Ülkenin en büyük ve tanınmış sanayicileri Kasım 1932’de devlet başkanına bir mektup yazarak nasyonal-sosyalistlerin yönetimde bulunan hükümete ortak edilmesini rica ediyordu.
    Bujuvazinin temsilcileri Hitler’in partisine 3 milyon Mark’lık bir yardım fonu oluşturdu. Bu fonun yanısıra ”Adolf Hitler Bağışı” adı altında sürekli partiye yardımda bulunuyorlardı.
    Hitler’e en büyük desteği sunan firmalar ; Thyssen, Krupp, Siemens, Deutsche Bank, Dresdner Bank, Bosch, I.G.Farbenindustrie AG, Mitteldeutsche Stahlwerke AG, Leuna –Werke AG, Disconto Gesellschaft, Portland Cement Werke AG, Dr. Oetker Lebensmittelfabrik, Lioyd Gmbh, Viag Gmbh, Privat und Commerzbank, Rheinmetall-Borsig AG, Winterhall Aktien Gesellschaft (AG), Münchener Rückversicherungsgesellschaft, Firma J.H. Stein-Köln..
    Tekelci sermaye, Hitler’i tek başına iktidara getirmek için her yolu deniyordu, Çünkü komünistlerin oyu sürekli çoğalıyordu. Buna paralel sosyal demokratların da oyu artıyordu.
    Sermayenin uğraşları sonucu diğer sağ partiler ve muhafazakar çevrelerin adaylarını Hitler’in önderliği altına girmeyi kabul ettirdiler. Artık burjuvazinin tüm franksiyonları ”büyüyen sol tehlike” karşısında yekvucut olmuşlardı.
    Hitler, Sermeyenin tek adamı olarak 1933’de tek başına iktidara getirildi.
    Düşünsenize şöyle bir; bir parti nasıl oluyorda, katıldığı ilk seçimde tek başına iktidara getiriliyor?


    Yorumlar

    Başkanlık sistemi ve Hitler’in iktidarı ! Yazısına 1 Yorum Yapıldı



    Yazarın Son Yazıları