• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Bayramda sokağı dinlemek
    Bayramda sokağı dinlemek
    28 Haziran 2017 11:41
    Font1 Font2 Font3 Font4
    Bu Haberi Yazdır

    Bayramlar hep bir barış duygusu ile gelir. Küslerin barışması adettendir bayramlarda. Her ne kadar bu dönem toplumsal barışın iyice kırıldığı bir dönem olsa da, belki uzun bir kış ve serin bir bahardan sonra gökyüzünde güneş parladığı için belki de epeydir atalet içindeki ana muhalefette bir kıpırtı başladığı için bu sene bayram sabahı insanlar bana biraz umutlu göründü. Ben de bayramın ikinci günü sokakta insanlarla konuşayım, birkaç soru sorayım dedim. Fakat “bir söyle bin işit” derler ya, aynen öyle insanların yaralarını deşmiş oldum. Bu insanların acilen umutlanmaya, bu ülkenin toplumsal barışa ihtiyacı var:

    enver ve ishak

    Enver Menteşe

    Siz bir kader mahkumuydunuz. Cezaevindeyken beklentiniz nelerdi, yani bayramlardan ne beklerdiniz? Cezaevlerinde kader mahkumları hep af bekler. Sizin de öyle bir beklentiniz var mıydı?

    Tabii, cezaevinde olan mahkumların en temel beklentisi aftır. Benim de bütün mahkumlar gibi tabii ki içerideyken af beklentim yüksekti. Ama ben cezayı maalesef bitirdim, hâlâ bekliyoruz, içeridekiler de hâlâ bekliyor. Beklenti hep olur.

    Mahkumlar bir de affın ne zaman çıkacağına dair çoğunlukla doğru tahminde bulunurlar. Siz de böyle tahminler yürütür müydünüz?

    Tabii, mahkumlar kendi aralarında bu tür yorumlar yapıyorlar. Şu anda da düşünüyorum, olabilir yani. Bu yakınlarda niye olmasın?

    Cezaevlerinin çok kalabalık olduğu söyleniyor. Gerçekten öyle mi, yoksa abartılıyor mu?

    İçeride arkadaşlar var, ben de kalabalık olduğunu duyuyorum onlardan. Kalabalık, gerçekten kalabalık. Bununla ilgili herhalde bir çalışma yapılacaktır diye düşünüyorum.

    Bu hükümetten sizin, daha doğrusu kader mahkumlarının bir beklentisi var mı?

    Sadece kader mahkumları değil bütün toplum adına bazı beklentiler var, inşallah huzur, barış en kısa zamanda gelir bütün topluma.

    ali kemal ve ishak

    Ali Kemal İpek

    Bayramlar dargınları barıştırır. Peki, sizce toplumsal barış nasıl sağlanır?

    Bu ülkede toplumsal barışın sağlanması için, yüz yıllardan gelen bir sorunu var Türkiye’nin, o da Kürt sorunu, bu sorun çözülmeden bu topraklarda ve Ortadoğu’da toplumsal barışın sağlanacağını düşünmüyorum.

    Peki, kısa vadede Kürt sorununun çözüleceğine dair bir beklentiniz var mı?

    Eninde sonunda çözülecek bu yani, ama ne kadar sürer, ne kadar zaman alır, bu konuda bir şey söyleyemeyeceğim. Ama çözülmek zorunda. Uluslararası alanda Kürtler çok mesafe kat ettiler. Bütün dünya Kürtler’i tanıdı. Ortadoğu’da ciddi bir güçler. Ben ümidimi koruyorum.

    Siz siyasi bir insansınız, bir sivil toplum öncüsüsünüz, CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nü siz nasıl görüyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz? Amacına ulaşır mı? Bir kişiye adalet isteyerek adalet gelir mi sizce?

    Tabii ki bir kişi için adalet istendiğinde adalet gelmez. Amacına ulaşması artık toplumsal dinamiklere bağlı. Yani biz CHP’yi sokağa çıkmadı diye eleştiriyorduk. Bu şekilde cin şişeden çıktı. Etkili oldu diye düşünüyorum. Yani öyle siyasetler var ki, CHP’nin her çıkışında, işte “teröristlere destek veriyor, teröre destek veriyor” diyorlar, bu sefer başarılı olamadılar diye düşünüyorum. Buna HDK’nin kadrolarının katılması, sonra diğer bütün sol, siyasi muhaliflerin Gebze’de kitleselleştirmesi, İstanbul’a en az bir milyon kişiyle girmek siyasi iktidarı bir düşündürecektir diye düşünüyorum.

    Peki, İstanbul’dan Edirne’ye doğru bir yürüyüş gerçekleşir mi?

    Bence gerçekleşmesi lazım, yani Ankara’ya gidemedim ama Edirne’ye yürümek isterim. Özellikle 6 milyon oy almış bir siyasi partinin lideri orada, bu sadece sıradan bir lider değil, kısa sürede gerek Türk halkına, gerek Kürt halkına kendini kabul ettirmiş bir lider. Hâlâ verdiği mesajlar barış ve umut dolu. Bence bu yürüyüş Edirne’ye gitmeli yani.

    Şunu da sorayım: İslam ülkelerinde bayram olduğu zaman toplumsal barış adına bir af gündeme gelir. Türkiye’de bir af çıkar mı yakın gelecekte?

    Yani ben kısa sürede diye düşünmüyorum ama bir af mutlaka olacak, çünkü toplumun büyük bir kesimi zarar gördü bu cezalardan. Yani eninde sonunda bu ülkede bir genel af şart diye düşünüyorum.

    bulut ve ishak

    Bulut Arslan

    Bugün bayram. Bu bayram çeşitli konularla gündeme geldi. Örneğin bir yerde Adalet Yürüyüşü var, bir yerde LGBTİ’lerin Onur Yürüyüşü vardı. Bir yerde af beklentisi vardır. Siz de Onur Yürüyüşü’ne katılanlardansınız. Nasıl geçti yürüyüş? LGBTİ bireyler bu ülkede seslerini yeterince duyurabiliyorlar mı?

    Maalesef çok fazla duyuramıyorlar. Şöyle bir sıkıntı var bu konuda, son zamanlarda özellikle LGBTİ çalışmaları Gezi döneminden sonra artmış olabilir, ama hâlâ bir LGBTİ çalışması diğer sistemin saldırdığı kesimler kadar benimsenmiyor. Örneğin bir kadın haklarını savunan bir işçi rahat bulunabiliyor ya da işçi haklarını savunan bir ekolojist rahat bulunabiliyor ama LGBTİ çalışması genelde bu alanlarda yalnız bırakılıyor. Bu da zaten özellikle devletin saldırılarından kaynaklanan bir şey. Bu yüzden de hem bir yalnız kalma durumu var, daha da umutsuzluğa düşürülme var, bir yandan da bu saldırının daha da net bir şekilde yayılması var. Örneğin yani kültüre öyle bir nüfuz etmiş ki artık, yani bir LGBTİ çalışmasına yardımcı olan, çalışma yürüten biri direkt olarak LGBTİ birey olarak görülüyor. LGBTİ olmak kötü bir şeymiş gibi. Kürt mücadelesine destek vermek için Kürt olmanın gerekmediğini son yıllarda insanlar algıladılar, Kürt olmayan bir sürü insan Kürt mücadelesine destek veriyor bir kaygı gütmeden ama LGBTİ’de bunun daha yeni yeni adımları atılıyor.

    LGBTİ bireylerin yürüyüşlerinin yasaklanmasında bu kültürün etkisi var mı?

    Hayır, bence insanların sokakta olması, yürümesi istenmiyor. Tabii bu yasaklama LGBTİ’lere karışı daha kolay oluyor. Din, namus falan gibi bahanelere karşı daha insansı duran bir hareket LGBTİ hareketi. Her seferinde saldırılar oldu, direkt olarak polis tarafından olmasa da, yönlendirilen işte ocaklar tarafından oldu, bir kere saldırının olmadığı bir onur yürüyüşü gerçekleşmedi şimdiye kadar.

    Gelecekte sizce ülkede onur yürüyüşü olaysız geçer mi?

    Şöyle geçer, diğer yürüyüşlerin olaysız geçmesiyle geçer, yürüyüşlerin, bu hak arama mücadelelerinin hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Hepsi birbirini etkiler ve hepsi örgütlenmeye bakar. Bütün yürüyüşlerin, halk içinde, bütün hak aramalarının böyle olması gerekiyor ve bunların hepsi birbirini etkileyecek nitelikte, 8 Mart’taki bir yürüyüş 1 Mayıs’ı da etkiliyor, 1 Mayıs’ta halkın tepkisiyle birlikte Onur Yürüyüşü’nü de etkiliyor, dolayısıyla bu özellikle LGBTİ üzerinden değil, ülke içindeki muhalefetin adımlarına bağlı, muhalefetin durumuna bağlı, ileride tabii hak arama mücadeleleri yeteri kadar örgütlü ve güçlü olursa bu tabii ki onur yürüyüşlerine de yansıyacaktır.

    hanife ebru ve ishak

    Hanife Ebru Başgöynük

    Bayram nasıl geçiyor?

    Ben dinlere inanmadığım için bayram mefhumum yok.

    Bayramlarda halklarda bir umut oluşuyor. Kimine göre af, kimine göre barış, kimine göre adalet. Siz bunlardan hangisini bekliyorsunuz? Bu bayram sorunlu bir döneme de denk geldi. Adalet Yürüyüşü gibi, LGBTİ’lerin Onur Yürüyüşü gibi eylemler vardı, tutsak milletvekilleri sorunu sürüyor. Çok sayıda gazeteci tutsak. Bu bayram biraz farklıydı. Ne dersiniz?

    Adalet, hak, hukuk zaten olması gereken şeyler, bunu bayrama yaymak gerekmiyor. Bu insanların zaten bayramla bir dertleri yok ya da işte bayramın getirecekleriyle, bayramın kaynaştırmasıyla ya da. İktidarın zaten böyle bir derdi yok, bayram olarak iyi niyetle koysunlar insanların önüne. Onların böyle bir dertleri yok, bizim hiç olmamalı. Yani benim gördüğüm bayramda işte, bu gibi özel günleri bizim fırsat olarak görmemiz, onlardan bir şey beklememiz absürd zaten. Bu insanların böyle bir dertleri yok, bayramdı, Ramazan’dı. Samimiyetsizler, anlatabiliyor muyum. Samimiyetin olmadığı yerde zaten bunların olmasını beklemek absürd kaçacak. Çok ben bunları düşünmem. Benim düşündüğüm kalıcı olarak biz neler yaparız? Yani adalet bitmiş, öğretim bitmiş.

    Bayramlar toplumsal barışa yol açar, dargınlar barışır. Böyle bir umudunuz yok mu?

    Bizim tek bir seçeneğimiz var. Din, bayram, biz bundan ne zaman arınırsak, biz o zaman kurtuluşa ereceğiz. CHP dönemini biliyorsunuz, ilk yaptığı şey iktidara geldiğinde cemaati koynuna çekmek, 300 tane imam hatip açmak oldu. Şimdi “imam hatipler kapatılsın”, eh sen açtın, sen kapatsaydın. Benim asıl sorunum şu: Dinle bizim ne işimiz var Allah aşkına yani. Diyorsunuz ki, “Bayram nasıl bir fırsat olmalı?”, bu ülkede bu olmadı, böyle bir beklentiniz olmasın. Bayram kardeşlik, kardeşlik falan yok. Ben kardeş değilim bunlarla, olamayacağım da.

    Suat

    Suat Tokat

    Bugün bayram, bayramdan herkesin beklentisi var. Sizin bayramınız nasıl geçiyor?

    Yıllardır bayramla bir ilişkimiz yok. Bizim için bayram tatil sadece. Başka hiçbir beklentimiz yok.

    Tatilin tadını çıkartabiliyor musunuz?

    Çıkartamıyorum.

    Neden?

    Kızım hasta iki gündür. O yüzden evden çıkamadım. Bugün bir fırsat bulduk, çıktık.

    Çok geçmiş olsun.

    Sağolun.

    Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

    Sorunlar saymakla bitmez de, en büyük sorunumuz demokrasi sorunu. Demokrasiyle birlikte giden Kürt meselesidir. Yoksulluktur, işsizliktir. Sağlık sorunlarıdır. En birinci sorunumuz demokrasi sorunudur.

    Türkiye’nin yakın zamanda demokratikleşeceğini düşünüyor musunuz?

    Hayır, hiç düşünmüyorum. Olmayacak yani.

    Neden?

    Ortadoğu demokrasi yüzü görmez hocam. Böyle gidecek. Bu coğrafyaya kolay kolay demokrasi gelmez. Gelmeyecek de. Boşuna umutlanmayalım yani.

    CHP’nin Adalet Yürüyüşü’nü nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Valla, İzmir marşıyla, 10. Yıl Marşı’yla adalet aranmaz. CHP’den çok ciddi bir şey beklemiyorum. Bir sonuca ulaşacağı konusunda da şüpheliyim ama sadece bu girişim biraz sol harekete bir ivme kazandırır gibi bir şey düşünebiliriz, o kadar, onun haricinde çok büyük beklentim yok yani. Çünkü CHP bir engel zaten her şeyde. Zor.

    Madem ki bu kadar karamsarsınız, şunu da sorayım, gelecekten bir beklentiniz var mı?

    Hiçbir beklentim yok. Ne kişisel olarak ne ülke olarak.

    Peki, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    Herkese iyi bayramlar.

    edip ve ishak

    Edip Derin

    Bayramınız nasıl geçiyor?

    Valla bayramımız, şu an bayram daha yaşamamışız yani. Her gün katliamlar oluyor ülkede, bayramı ne çocukluğumuzda yaşadık ne de yaşlandık, yaşlılığımızda yaşadık. Bayram bizim için bayram değil yani. Sistem bize bayram yaşatmıyor yani. Hep kan, katliam. Anamın, babamın bayramını bile kutlayamıyorum yani. Kutlayamıyorum, çünkü hâlâ insanlar ölüyor, cenazeler sokakta yerde kalıyor. Bayram bize bayram değil.

    Bayramda kimisinin af beklentisi vardır, kimisinin özgürlük beklentisi vardır. Siyasi tutuklular sorunu var bu ülkede.

    Evet, binlerce siyasi tutuklu var. Eş genel başkanımız var mesela.

    Selahattin Demirtaş’tan bahsediyorsunuz yani?

    Evet. Binlerce siyasi tutuklumuz var mesela. Bu insanlar kimin canına kast etmişler? Bunlar sadece adaletle, kardeşçe bu ülkede yaşamak için kendilerini feda etmişler, insanlık adına. Bu ülkede herkes kardeşçe yaşasın diye.

    CHP’nin Adalet Yürüyüşü gündemde şu sıralar. Sizce bu adalet yürüyüşü nasıl sonuçlanır, nereye kadar yürünür? İstanbul’da, Maltepe’de biter mi, yoksa Edirne’ye kadar uzar mı?

    Valla, ister Edirne’de bitsin, ister Çanakkale’de bitsin, ben CHP’nin mücadelesine inanmıyorum. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına onlar imza attılar. Bizim eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş tutuklandığı zaman niye yürüyüş yapmadılar?

    HDP niye yapmadı? Gerçi HDP zor şartlar altında siyaset yapıyor da.

    Yürüyüş yapmadı ama protesto eylemleri yaptı. CHP kuyuyu kendi kazdı, şimdi çıkartmaya çalışıyor ama çıkamaz oradan. Bizimkiler “destek verelim” diyor, şahsen ben vermem.

    Anlaşılan sizin de bir beklentiniz yok gelecekten?

    Benim yok.

    piran ve ishak

    Pirman Hacıbektaşoğlu

    Bayramınız nasıl geçiyor?

    Nasıl geçecek, bayram tatsız, tuzsuz geçiyor.

    Neden?

    Valla, bir yerde işini almak için mücadele veren, ölüme her gün yaklaşan arkadaşlarımız var, diğer tarafta ekonomi çok kötü, diğer tarafta benim oğlum var engelli, bu sene orta okulu bitirdi, liseye gidecek ama dengi gidebileceği bir lise yok. Olabilen okulların bizden talepleri çok yüksek. Öyle uğraşıp duruyoruz, onun için bayramın çok bir anlamı yok benim için.

    Engellilerin okula gidebilmesi için çalışan bir kurum yok mu?

    Olduğu iddia ediliyor.

    Biz de öyle biliyoruz.

    Yok. Yani her okulda bir alt sınıf var ya da her okulda engelli sınıfı var ama çok küçük sınıflar, malzemenin sıfır olduğu sınıflar, öğretmenlerin de ya emekli olduğu, emekli öğretmenlerin, yılgın öğretmenlerin geldiği ve çocuğun durumundan bihaber öğretmenlerin olduğu ve eğitim sisteminin bizim engelli çocuklarımıza göre belirlenmemiş bir sistemde var işte. Okullar var, neye yaradığı belli olmayan rehabilitasyon merkezleri var, devletin takır takır parayı bastığı ama bizim haftada iki saat, 45 dakikadan iki saat aldığımız ortada bir eğitim var.

    Bir engelli annesi olarak engellilerin en önemli sorunları nedir, anlatır mısınız?

    Valla, engellilerin sorunu engellenmeleri. Yani toplumun onları yok sayması, varlıklarını kabul etmemesi, sağlık, eğitim, bunların engellilere göre düzenlenmemesi, en büyük sorunumuz o. Onlar için düzenlenmeyen bir dünyada biz derneklerle, devletin engelli politikasının olmadığı bir ülkede, biz aileler olarak küçük küçük bir araya gelip küçük küçük çözümler üretmeye çalışıyoruz. Yaşam hakları yok, onların yaşam hakkı olmadığı için ailelerin de yaşam hakları… Yani şöyle bir şey düşünün, erişimi olmayan birinin yaşamın içinde varolma şansı ne kadar? Okulda olamaz, eğitimine gidemez, toplumsallaşamaz, tüm bunları yapamadığı için bir iş yaşamı, birey olarak kendine ait bir hayatı olamaz, ne kadar varlık gösterebilir? Benim oğlum otizmli, otizm hiç bu ülkede tanınan bir durum değil, yani farkındalık şeyleri televizyonlarda bangır bangır, hocalar da bangır bangır ama onlara göre bir eğitim yok. Otizmli bir çocuğun en önemli eksiği iletişim kurması ama iletişime dair bir eğitim yerine demin de söylediğim gibi emekli öğretmenler okuma yazma öğretmeye çalışıyorlar. Daha sizinle göz teması kurmayan, “merhaba” diyemeyen, öz bakımını yapamayan bir çocuğun okuma yazma öğrenmesi ki öğrenme şansı da yok neyi ne kadar çözer. Geliyor, “sekiz yıl zorunlu eğitim” diyor, bitirdi attı bizi, Bora’nın yüzde 80 raporu, gidiyorum hastaneye, yüzde 40, 60, 80, bunun dışında rapor veremiyor, “yüzde 80 diyor, “ağır”, eh, tamam, güzel, peki, Rehberlik Araştırma Merkezi’nde, bu çocukların durumunu değerlendirip eğitimlerini planlayan merkez, gidiyorum, diyorum ki, “Ne yapayım”, Bora yüzde yüz iletişime kapalı, hiçbir şey olmayacak bir çocuktu, biz aile olarak tüm hayatımızı rafa kaldırdık, kızım, eşim ve ben, Bora’yı şu anda iletişim kuran, öz bakımını yapan, kendi başına şu meydan içerisinde ihtiyaçlarını görebilen bir hale getirdik. Az çok okuma yazması var. “Nereye göndereceğim liseye?” diyorum, “eh otizmse Eğitim Uygulama’ya”, eğitim uygulamada ne yapılıyor? Ya, ağır çocuklar orada işte incik boncuk yapıyorlar, daha doğrusu ailenin üstünden bir dört yıl daha en azından gelsin gitsin olur. Peki, bu çocuk gelişebilir bir çocuk mu, evet gelişebilir, buraya kadar gelmiş zaten…

    Gelişim göstermiş.

    Göstermiş ve gelişim gösterebilecek bir çocuk, iş okulları var, hafif zihinsel engelliler için, oraya vereyim, “olmaz, raporu otizm”, eh ne olacak, yazık olacak, yazık olacak da bana, bizle ilgili değil, devletin bununla ilgili bir çözümü yok. Böyle bir durumdayız.

    Bir anne olarak beklentiniz nedir?

    Bir anne olarak beklentim oğlumun kendi başına yaşamını idame ettirecek duruma gelmesi, çünkü ben yaşamdan gideceğim, eşim gidecek ve o bu yaşamda yalnız kalacak. Yalnız kaldığında kendi hayatını idame ettirecek durumda olsun ve ettirecek bir çocuk.

    burhan ve ishak copy

    Burhan Yıldırım

    Bayramınız nasıl geçiyor?

    Bize her gün bayram, dolayısıyla bayram diye pek bir şey yok…

    Niye her gün bayram, deli misiniz?

    Evet. (Gülüyor.)

    Özür dilerim.

    Estağfurullah. Hayır, bayram, bayramları unutalı ben çok oldu. Dolayısıyla benim için Ramazan, Kurban, ya da herhangi bir bayramın hiçbir farkı yok, normal günlerden. Bayramlara uzağım o anlamda.

    Herkesin bayramdan bir beklentisi var.

    Benim bayramlardan beklediğim hiçbir şey yok. Sadece arada eş dost ziyaretim oluyor, o kadar. Değişen tek şey o, onun için öyle bayram benim için fark etmiyor. Sıradan bir günle Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı benim açımdan farkı yok.

    Bazıları için farklıdır. Örneğin kader mahkumları bir af bekliyor, demokrasiye susayanlar demokrasi bekliyor, özgürlüğe susayanlar özgürlük bekliyor, sizin de bir beklentiniz yok mu bu anlamda?

    Hayır, böyle bir yani bayramla ilgisi yok, bunun bayramlarla ilgisi olduğunu pek düşünmüyorum, politik gündemlerle alakalı söylediğiniz, Ramazan ya da Kurban Bayramı ile alakalı bir olay değil.

    Şu anda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü yapıyor, peki onu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Geç kalmış bir hareket.

    Neden?

    Hayır, daha önce bir sürü olay varken, işte Doğu’da bir sürü milletvekili tutuklanırken, yerel yönetimlere el konurken neredelerdi? Şimdi kendilerine yönelince böyle bir şey yapıyorlar. Gerçi olumlu bir şey, o anlamda kötü bir durum değil ama, bu anlamda destekliyorum tabii, herkesin bu şeyi desteklemesi lazım, bu ülkede adalete ihtiyaç var.

    Sizce büyür mü bu yürüyüş?

    Yok, bu yaklaşımda büyümez. Bunun çok yerel bir düzeyde örgütlenmesi gerekirdi diye düşünüyorum ben.

    Ama biz biliyoruz ki mesela CHP Maltepe İlçe Örgütü 29 Haziran’da otobüs kaldıracak yürüyüşçüleri karşılamak için. Bu yeterli olur mu?

    Böyle bir şeyin Ankara’da başladığı günden bugüne kadar tüm ülkede, parklarda, şurada, burada bir şekilde yürüyüşü desteklemek anlamında organize edilmesi gerekirdi diye düşünüyorum. O zaman çok daha aktif bir hale gelirdi.

    Gelecekten bir beklentiniz var mı?

    Ya, şimdi bu gidişle birlikte global anlamda düşünürsek gelecekten çok benim beklentim yok. Ben daha determinist bakıyorum meseleye. Onun için çok bir şey beklemiyorum.

    belkıs ve ishak copy

    Belkıs Aşık

    Bayramınızınız nasıl geçiyor? Bayramı konuşalım.

    Eski bayramlar yok artık. Çocuklar geldi. Bayramlaştık. Herkes dağıldı, tatile gitti. Bugün de biz kızımla çıktık böyle bir kahve içmeye.
    Çocuklarınız geldi ziyarete. Elinizi öptüler.

    Tabii, tabii. Allah razı olsun. Bir oğlum var, işte kızım var, torunlarım var. Hepsi geldiler. Güzel bayramlar. Ama tabii ki eski bayramlarımız yok.

    Eski bayramların ne farkı vardı sizce?

    Komşu muhabbeti vardı. Ben mesela 2 buçuk seneden beri bir apartmanda oturuyorum, sadece asansörde, merdivende gördüğüm zaman bir merhaba, başka yok yani, gidip gelme yok. Geçen mesela, bundan 15 gün önce bir hastalandım, kalp krizi geçirdim, ambulansla götürdüler beni, herkes camdan baktı ve gelip de bana bir geçmiş olsun demedi kimse. Öyle yani.

    Niye komşuluk bu hale geldi?

    Bilmiyorum artık. Eskiden biz burada otururken bahçeli bir evimiz vardı, o bahçem çok güzeldi, herkes benim bahçemdeydi, tüm mahalle, gece gündüz hep beraber otururduk. Ama eski komşuluklar yok artık. Yok yani.

    Bu bayramda adalet için yürüyen bir ana muhalefet partisi var. Bunu nasıl görüyorsunuz?

    Valla, partiyle falan pek ilgim yok. İlgilenmiyorum artık, vallahi ilgilenmiyorum, çünkü Türkiye’nin bu durumu pek güzel değil. Bence güzel değil, onun için ilgilenmiyorum.

    Niye bu kadar karamsarsınız?

    Yok, ne bileyim ben.

    Gelecekten bir beklentiniz var mı? Türkiye’nin geleceğinden?

    Vallahi sağlık, sıhhat, başka bir şey… ne bekleyeyim ki Türkiye’den Allah aşkına, ne bekleyebilirim, sağlık, sıhhat, başka bir şey yok yani.

    Barış bekleyebilirsiniz.

    Ya, barış, tabii ki barış, tabii ki bekleriz barışı yani yeni yeni yüzlerimiz olsa siyasette çok iyi olur.

    Azizoğlu

    Ali Azizoğlu

    Bayramınız nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz?

    Bayramımız çok iyi geçiyor. Devrimcilerin mezarlarına gidiyoruz, hayatını kaybetmiş devrimcilerin ailelerini ziyaret ediyoruz, derneklere gidiyoruz, bayram çok iyi geçiyor.

    Siz partilisiniz.

    Evet.

    Hangi parti?

    Halkların Demokratik Partisi.

    Partilerarası bir gidip gelme oluyor mu, bayramlaşma, mesela CHP ile, AKP ile?

    AKP ile mümkün değil de CHP bize geliyor yani.

    Siz de gidiyorsunuz tabii?

    Valla, biz daha gitmedik. Onlar geldiler, biz de gideceğiz. Biz de onları ziyaret edeceğiz. Belediyeden geldiler, bizi ziyaret ettiler. Bayramda yoksul insanların, ezilen insanların, tutuklu insanların evlerini ziyaret ediyoruz işte. Bizim tek amacımız odur yani.

    Siz bu süreçte CHP’yi kendinize yakın ya da kendinizi CHP’ye yakın görüyor musunuz?

    Valla, bu süreçte, benim kendi fikrimi söylüyorum, ben yakın görmüyorum yani.

    Neden?

    Bir kere CHP’nin üyeleri, il ve ilçe yönetimleri, milletvekillerine, genel başkanlarına bir sorsunlar önce, Meclis’te “anayasaya aykırıdır ama dokunulmazlığa evet oyu vereceğiz” dediler, bize terörist dediler. Milletvekillerinden bir hesap sorsunlar. Biz “sıra size de gelir” demiştik yani.

    Siz de parti olarak bir tercih yaptınız, onlarla Kandıra’da bir araya geleceksiniz.

    Vallahi, o genel merkezin kararıdır, ben düşüncem olarak ona karşıyım, onlarla hiçbir zaman yürümüyorum, çünkü onlara güvenim yok ki onlarla birlikte yürüyelim. Güvenmiyoruz.

    Peki, siz demokrasi adına, barış adına gelecekten ne bekliyorsunuz?

    Bizim amacımız, mücadelemiz illa iktidara gelmek değil, bu ülkeye demokrasi gelsin, eşitlik gelsin, kardeşlik gelsin, barış gelsin, özgürlük gelsin, hak, hukuk, adalet gelsin diyedir. İlla ki olacak, bir gün mutlaka olacak.


    Yorumlar



    İlgili Haberler