• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    BEHRAMOĞLU SOLCULUĞU

    Cumhuriyet Yazarı-Şair Ataol Behramoğlu’nun geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Gazetesi’nde Meral Akşener’e destek vereceğini açıkladığı yazı, solda ve şairler dünyasında büyük gürültü kopardı.

    Behramoğlu’nun evveliyatını bilenler, onun böyle garip çıkışlar yapmasına alışık olmalılar. Çok şaşırtmıyor bizi bu yüzden.

    Sol adına konuşmayı çok sever Ataol Behramoğlu. Ama bakın açıklamalarının geneline, araya katılmış sol jargon sosları ayıkladığınızda, karşınıza Kürt alerjisiyle müptela tam bir devletçi-laik bir tipoloji çıkar.

    Militan dergisinden bu yana köprülerin altından çok sular aktı tabii.

    Gerçi o zamanlar da hayırlı işler yapmadı Behramoğlu. Aylarca aynı evde kaldığı Ahmet Say’ı nasıl gammazladığını anlatıp eski defterleri karıştıracak değiliz ama son dönemdeki tavırları da Behramoğlu bu çizgisine çok yakışıyor doğrusu. 7 Haziran seçimlerinde 800 aydının HDP’ye desteğini açıklamasına da dudak büküp “Birkaç isim dışında ne idüğü belirsiz sanatçılar” diye nitelemişti Behramoğlu imzacıları; üzerine vazife gibi… Oysa o bildiride ilk kez köklü bir demokrasi talebi etrafında Kürt ve Türk sanatçılar bir araya gelmiş, bu büyük ses getirmişti.

    Tabii kendisinin sanatçı kimliğini tartışacak değiliz burada.  Ama şu kadarını da söyleyelim; birkaç şiirini çıkarın, 50 yılı bulan şairlik serüveninde dişe dokunur nesi var Behramoğlu’nun, bu soruya kendisi yanıt versin. Cumhuriyet’te yazmasaydı bugün onu şair kimliğinden çok çevirmen kimliğiyle tanırdık. O kimlikle de geniş kitlelere zaten ulaşamazdı. Fakat Cumhuriyet’te yazmak böyle bir şey. Arkasındaki ‘külliyata’ bakmadan birden mühim yazar yapıveriyor insanı.

    Her ne kadar kendini solda tarif etse de yıllardır sol bir tavrını görmedik Behramoğlu’nun. AKP iktidarı ile bu iyice belirginleşti. Onun tek derdi laisizm. Bu uğurda her şeye sarılabilir. Neler yazmadı ki Akşener hakkında?  Pırıl pırıl bir siyasetçi mi demedi, önemli devlet görevlerinde yarattığı güvenden mi söz etmedi, onu demokrasi havarisi mi ilan etmedi. Tepkiler özellikle Meral Akşener’in İçişleri Bakanlığı dönemindeki icraatları üzerine yoğunlaşınca, ilk yazdığı yazıyı unutmayı tercih ederek ikinci yazıda “geçmişi şimdilik beni ilgilendirmiyor” gibi şeyler geveledi. Oysa bakın daha geçen haftaki yazısında ne diyor Behramoğlu: “Yıllar önce bir hanım siyasetçi başbakan olduğunda, az kalsın bir övgü ve sevinç yazısı yazarak hayatımın sonradan çok pişman olacağım en büyük hatalarından birini yapmış olacaktım…  Çok şükür yapmadım böyle bir hata. Fakat şimdi sizin için büyük bir güvenle bunları yazıyorum…  Devlet yönetiminde önemli görev üstlendiğiniz bir dönemin payınıza düşen sorumluluğunu üstlenmedeki açık yürekliliğiniz de bunda etken olmuştur.  Solda bir arkadaşınız olarak karşılaşacağınız bütün güçlüklerde yanınızda olmakta tereddüt etmeyeceğim. ”

    Tansu Çiller’e de ilk kadın başbakan olduğu için az kalsın destek verecekmiş Behramoğlu (ne ideolojik yaklaşım ama!) ama son anda (artık ne dürttüyse!) vazgeçmiş o büyük hatadan… Böylece ömürlük pişmanlıktan da kurtuluvermiş. Ama Tansu Çiller’in İçişleri Bakanı için çok farklı şeyler düşünmüş Behramoğlu. Çiller onu utandırırmış ama ‘devlet yönetiminde önemli görevler üstlenen’ Akşener’in İçişleri Bakanlığı’ndaki açık yürekliliği acayip güven vermiş ona. E sorarlar insana, Çiller’e ne garezin vardı o zaman? Ne yaptılarsa birlikte yaptılar.

    Büyük şairimize büyük güven telkin eden ne yapmıştı peki Akşener?

    Kürt köylerini yaktırmıştı. Döneminde yüzlerce faili meçhul cinayet işlenmişti. Binlerce insan onun bakanlığında işkenceden geçirilmişti.  Bunlar acayip güven telkin ediyormuş Behramoğlu’na. Solculuk neresinde bunun? Bir de Nazım’ı, Aziz Nesin’i örnek vermesi yok mu? İnsanı gülesi geliyor.

    CHP’den umudu kesen zevatta denize düşen yılana sarılır gibi acayip bir çaresizlik psikolojisi var şu günlerde.

    Denize düşen yılana sarılıyor da bakalım o size sarılacak mı?

    Halkın hiç değilse yarısını oluşturan muhalefetin kendi gücüyle doğru dürüst hiçbir kararlı muhalefet örgütlenmeden “Meral Abla bizi kurtar” hallerine düşmesi gerçek bir sefillik örneği. Siz hiçbir milliyetçinin bir solcu için böyle şeyler yazıp çizdiğini gördünüz mü? Akşener’in ‘kurtaracağı’ ülkenin bugünlerden daha az baskıcı olacağını sanıyor galiba Behramoğlu. Ha, tek farkı belki biraz daha laik olur. Tek dert buysa zaten solculuk bu değil.

    Türkiye’de sol ne badireler anlattı. Bunu da anlatacak elbet ama bu ağlak tavırlarla değil. Bugün bunlar yaşanıyorsa CHP’nin Kürt alerjisiyle AKP’nin en stratejik politikalarına destek vermesindendir. Dokunulmazlıklar gibi, sınır ötesi fezleke gibi, Yenikapı mitingi gibi… Şimdi Kılıçdaroğlu’ndan umudu kesen, Akşener’e koşuyor.

    Ben de bu solculuğa şaşıyorum.

     


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları