• Döviz Kurları
    Puan Durumu
    Benim adaylarım

    Halkların Demokratik Partisi, 2018’in Şubat ayında 3. Olağan Kongresi’ni yapacak. Kongre öncesinde parti içinde yapılan tartışmalardan biri de Selahattin Demirtaş’ın bu kongrede de eş başkanlığa aday olup olmayacağı konusunda. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bir yıldan fazla bir süredir Edirne Cezaevi’nde tutuluyor. Hakkında açılan davalar sürüyor.

    HDP kulislerinden sızan bilgilere göre Pazartesi (4 Aralık) parti kararını vermiş ve Demirtaş’a bir kez daha aday olmasının parti tüzüğüyle çelişmediği cezaevine gönderilem mesajla bildirilmiş. Partinin iki eş başkanlık makamından birine Selahattin Demirtaş’ın aday gösterileceği kesinleşmiş durumda.

     

    Bu adaylığın HDP’nin seçmenlerini şu zor günlerde heyecanlandıracağı ve mobilize edeceği ortada. Konuştuğum herkes tutsaklığını bir türlü sindiremedikleri Selahattin Demirtaş’ı üçüncü kez mutlaka eş başkan olarak görmek istiyor.

    Zaten kararın bu yönde alınmasının siyasi gerekçeleri de hayli fazla. Çünkü Demirtaş dışarıdayken şahit olduğumuz gibi manevra kabiliyeti çok yüksek bir siyasetçi. Cezaevinde de aurasından bir şey kaybetmedi ve duvarların ardından siyaseti belirlemeye devam etti. HDP’nin iktidarın büyün operasyonlarına rağmen diri durabilmesinde onun HDP’lilerle kurduğu sıcak ve kopmaz bağın rolü çok fazla.

     

    Selahattin Demirtaş bazen avukatlarının aracılığıyla yaptığı açıklamalar, bazen twitter üzerinden yine avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajlar, bazen de gazetecilerin gönderdiği sorulara verdiği cevaplarda umut saçmayı sürdürüyor. Bu çok önemli. Demirtaş’ın tutukluluğu sırasındaki bu performansı ve kitleler üzerindeki etkisiyle sadece onun siyasi gücünün sağlaması yapılmış olmadı, AKP’nin, Demirtaş ve arkadaşlarını hapse atarak onların kitlelerle iletişimini engellenemeyeceğini gösterdi. Demirtaş’ın cezaevinden ve cezaevine rağmen kitlesine aşıladığı moral AKP’nin  bir anlamda ve bir alanda yenilgisi anlamına geliyor.

    Diğer taraftan Selahattin Demirtaş’ın eşbaşkanlık pozisyonu HDP’nin en zorlandığı zamanlarda bile gündemde, göz önünde kalmasını sağlıyor. Cezaevinde yazdığı öykü kitabının çıkışıyla birlikte toplumu bu defa da edebi yeteneği ile şaşırtmanın yanı sıra 150 bin civarlık bir satışa ulaşmasıyla, kitap fuarlarında kitabının edebiyatçılarca vekaleten imzalandığı stand’lardaki izdihamla, uluslararası kitap fuarlarında yaptığı çeviri kontratlarıyla aylarca gündemde kaldı ve ana akım medyanın ve kamuoyu şirketlerinin manipülasyonuna rağmen toplumun çoğunluğunun kendisine olan sempatisinin sürdüğünü ortaya koydu. Kitabının satışından elde edilecek paranın çocukların eğitiminde kullanılacak olmasını açıkladığında ise İçişleri Bakanı kürsüden onunla polemiğe girmek zorunda kaldı.

     

    Ana akım medyadaki bütün sansüre ve sokakta kendisine uygulanan polis engellemesine rağmen HDP’nin gündemde kalması önemli. Demirtaş faktörü bu açıdan çok önemli.

    Diğer taraftan ben diğer eş başkanlık için de yine tutuklu olan Figen Yüksekdağ’ı uygun ve gerekli görüyorum. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ile birlikte 7 Haziran 2015 zaferinin önde gelen mimarlarından biriydi ve hâlâ bu büyük başarının sembollerinden biri. Toplum o günlerin dinamizmini ve neşesini unutmadı, doğal olarak Yüksekdağ’ı da. O da cezaevindeki direnci, mahkeme salonundaki gülümsemesiyle HDP kamuoyunu cesaretlendiriyor.

     

    Demirtaş da, Yüksekdağ da, HDP’lilerle sıcak bağlarının koruyorlar. Hatta onlara yönelik sevgi bu süreçte arttı. İkisi de cezaevinden daha güçlü çıkacak. O zamana kadar parti başkanlıklarını sürdürmeliler.


    Yorumlar



    Yazarın Son Yazıları